İran Derin Devletinin ABD Lobisi Kimlerdir? (VII. Bölüm)

tebaren | 18:22 - 19.06.2017

T-S-NİAC8) Lily Sarafan:

Lily Sarafan, “Home Care Assistance” Evde Hasta Bakım Şirketi’nin direktörü ve yönetim kurulu başkanı ve kurucularındandır. Bu şirket toplamda 100 pazarda 6000’den fazla çalışanı ile Amerika Birleşik Devletleri’nin en hızlı büyüyen şirketlerinden biri olmuştur. Lily Sarafan, Stanford Üniversitesi’nin Bilim Teknolojisi ve Toplum (Science Technology and Society) bölümünden Ortadoğu çalışmaları bölümünden mezun olduktan sonra Stanford Üniversitesi’nde işletmecilik Bilimi ve Mühendislik üzerine yüksek lisans almıştır. Yüksek lisans tez konusu “İran’da İnternet Kullanımı” olduğundan dolayı bu konu üzerine ABD devleti için 53 röportaj ve 103 anket hazırlamıştı.

Sarafan, Ulusal İranlı Amerikanlar Konseyi’nin ve NIAC’ın yönetim kurulu üyesidir. Aynı zamanda yatırımcı, danışman ve akıl hocası olarak 50’den fazla Startup ve StartX şirketi ile işbirliği yapmaktadır. Lily Sarafan, Stanford Üniversitesi Mezunlar Derneği, Berkeley Haas Girişimcilik Merkezi, Ortadoğu’da Kalkınma ve Pers Eşitlik Merkezi gibi birkaç yüksek etkili örgüt ve kuruluşun yönetim kurulunda da görev almaktadır.

Sarafan’ın İran devletine yakınlığıyla ilgili İran merkezli bazı medya kuruluşları çeşitli yazılar yayınlamışlar. Bu yazılara göre, Lily Sarafan`ın girişimcilik kursları düzenlemek için hiçbir sorun yaşamadan, İran`a gidip geldiği, Amerika Birleşik Devletleri`nde Harvard, Stanford, Silikon Vadisi Startup Girişimciler Derneği gibi enstitülerde ve üniversitelerde eğitim alan yeni jenerasyonun, ABD tarafından İran`a gönderildiğinden söz edilmiştir. Makalede, yeni nesil Amerikan İranlıların, Hilary Clinton`un “ulus ötesi elit kesimin geri dönüşü” teorisi kapsamında gerçekleşen bu İran`a dönüşlerin, ABD liberal kapitalist sisteminin İran karşısında yenildiğinin göstergesi iddia edilirken İran İstihbarat Bakanlığı’yla koordine şekilde yürütülmüştür. Bu genç İranlı Amerikanlar hakkında “İngiliz dilli Şovalyeler” ve “ikinci nesil kapitalistler” ve “çifte vatandaş olan süper kahramanlar” gibi tabirler kullanılmıştır. ABD devletinin uzun süreli bir proje kapsamında Ortadoğu’daki politikaları yönünde bu İranlı-Amerikan kuşağın sayısının 6000 civarında olduğu ifade edilmiştir. Makalede bu jenerasyonun, eski teknokratlar gibi İran milletinin devrimine inanmadıkları söylenmiştir ve bu jenerasyonun Amerika Birleşik Devletleri tarafından İran toplumunu ve iktisadını fethetmek için görevlendirildiği iddia edilmiştir. Bu gençlerin İran toplumunda ve sisteminde yer edinme sürecinin hızlandırılması dünya çapında düzenlenen “Startup Haftasonu (Weekend)” gibi programlar aracıyla sağlanmıştır. Bu kurslar ve programlar, işsizlik sorununun çözümü olarak hızlı bir şekilde Ortadoğu ülkelerinde büyümektedir. “Startup Haftasonu (Weekend)” Google, Microsoft, Coca Cola ve kapitalizmin diğer başka destekçileri tarafından hafta sonları yapılan girişimcilik eğitimi kurslardan ibaret olmuştur.

Yazılarda Amerika Birleşik Devletleri`nin bu yeni projesi “Yeni-Sömürü Teorisi” şeklinde adlandırılmıştır ve bu projenin perde arkasındaki hedefleri ortaya çıkarılmağa çalışılırken Ortadoğu’da siyasi değişiklik yaratma amacında olduğu belirtilmiştir. Lily Sarafan, bu proje kapsamında yıllar sonra İran`a dönen yeni jenerasyon İranlı Amerikanlardan önde gelen isimlerden olmuştur.

Lily Sarafan, girişimcilik kursları düzenlemek için, ABD’nin bu yeni projesi kapsamında İran Devleti tarafından herhangi bir sorun yaşamadan,  İran’da yerleşir yerleşmez 2009 seçimi sonrası olaylarda etkili rolü olan Namazi ailesi ile iletişime geçmişti. Sarafan, gönüllü girişimcilik koçu olarak İran`da Ava tech ve “Tech” grupları ile işbirliği yaparak İran sivil toplum kuruluşlarında aktif olmuştur. Sarafan, Clinton Vakfı’ndan ayrıldıktan sonra İngiltere`nin Chatham House kuruluşu ve Kadın Küresel Stratejik Derneği işbirliğiyle “Uğur Böceği” isimli İran merkezli proje başlatmıştır. Proje yöneticilerinin birçoğu İran Devrim Muhafızları Ordusu İstihbarat Örgütü tarafından gözaltına alınmalarına rağmen Safaran serbest şekilde faaliyetine devam etmiştir.

Sarafan, NIAC üyesi olmakla birlikte İsrail lobisine yakın “J Street`e” bağlı “PAAIA” isimli kuruluşun 2015 NexGen liderlik konferansları yöneticiliğini yapmış ve “iBridge” ile “TedXKish” kuruluşlarının yönetim kurulu üyesi olmuştur. Safran’ın, Rakfler, Freedom House (Özgürlük Evi), Yeni Amerika Vakfı (New America Foundation), NIAC kuruluşu, Parsa Vakfı ve çeşitli İsrail-Amerika merkezli kuruluşlarla işbirliğinin olmasına rağmen herhangi bir sıkıntıya rastlamadan İran’da bulunup faaliyet etmesi İran rejim muhaliflerinin dikkatini çekmiştir. İran rejim muhaliflerinin iddialarına göre Safaran’ın ayakta kalabilmesinin arkasında bütün bu çalışmaları İran İstihbarat Bakanlığı ile koordine şekilde yürütmesi yatmıştır. (Bakınız: Empireoflies)

Lily Sarafan-T

…..

9) Huşeng Emir Ahmedi:

24 Mayıs 1947’da İran’ın Talış kentinde doğan Huşeng Emir Ahmedi, İranlı-Amerikan akademisyen ve siyasi analisttir. 1957 yılından itibaren Amerika Birleşik Devletleri’nde ikamet eden Huşeng Emir Ahmedi, Rutgers Üniversitesi’nin Edward J. Bloustein Okulu’nun Planlama ve Kamu Politikası hocası ve Ortadoğu Araştırmaları Merkezi’nin direktörü olmuştur. Emir Ahmedi aynı zamanda İranlı Amerikanlar Konseyi (AIC)`nin kurucusu ve başkanıdır. Bu kuruluş İran ve Amerika Birleşik Devletleri halkının karşılıklı anlayışının iyileşmesi doğrultusunda araştırma yapan ve gerekli tedbirler alan bir merkezdir. Emir Ahmedi, İran Analiz Merkezi’nin kurucularından ve aynı zamanda yöneticilerinden biridir.

Emir Ahmedi Tebriz Üniversitesi’nin Ziraat Bölümü’nde lisansını bitirdikten sonra ABD’ye taşınıp Dallas Üniversitesi’nde eğitimini devam ettirmiştir. Daha sonra New York eyaletinin Cornell Üniversitesi’nde planlama ve uluslararası gelişme üzerine doktora yapmıştır.

Emir Ahmedi, Rutgers Üniversitesi’nde Ortadoğu Araştırmalar Merkezi’nin müdürü, Ortadoğu Araştırmaları Bölümü’nün bölüm başkanı ve Rutgers Üniversitesi’nde Hubert Humphrey Burs Programı Koordinatörü olarak görev yapmıştır. Emir Ahmedi ayrıca İran Araştırma ve Analiz Merkezi’nin kurucularındandır ve uzun yıllar boyunca merkezde müdür olarak görev yapmıştır. Huşeng Emir Ahmedi 2005 yılının Haziran ayında İran’ın dokuzuncu Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Başkan adayı olmuştur.  O ayr‎ca New Jersy eyaletinin Princeton kentinde olan Kaspiyen isimli stratejik dan‎‏ışmanlı‎k şirketininimba‏şkanı‎dı‎r.  Emir Ahmedi İran konusunda uzman olarak tan‎‎ınmaktad‎‎ır ve onun yorumlar‎‎ı sı‎‎k olarak ABD milli medyas‎‎ında yay‎‎ınlanmaktad‎‎ır.

Emir Ahmedi, 2013 İran cumhurba‏şkanl‎ığı seçimlerine de reformcu platformun ba‏kan adayı‎‎ olarak kat‎‎ılmış‎‏‎‏t‎ır‎. Emir Ahmedi, ABD ile İran ili‏‏şkilerinin normalle‏‏ştirilmesi ve bu fı‎‎rsattan ekonomik kalkı‎‎nma için yararlanma düş‏‏üncesinin destekçisiydi. O cinsiyet e‏şitliğini ve kad‎ın kariyer geli‏şimini desteklediğini iddia ediyordu. 21 May‎ıs 2013’te İran Anayasa Koruma Konseyi onu ve onaylanmış‎‏ aday listesinden birçok adayı‎ reddetmiştir.

İran’‎ın Fars Haber Ajans‎ı’nı‎n yay‎ınlad‎ığı‎ bir analizde, Emir Ahmedi’nin İran ABD ili‏şkileri için komisyonculuk yaptığı iddia edilmiştir. Bu röportaja göre Huşeng Emir Ahmedi, Ruhani devleti ve onun Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’e yakla‏şmaya çal‎‏‎ışıyor. Fars ve ona yak‎ın olan diğer haber ajanslar‎ı bundan önce Emir Ahmedi’nin Ahmedinejad ve Esfandiyar Rahim Meşai ekibine yak‎ın olduğunu iddia etmişlerdir. 2017 İran Cumhurbaşkanlığı seçimlerine de aday olup adaylığı Anayasa Koruyucular Konseyi tarafından reddedilen Emir Ahmedi, 2017’den sonra Devrim Muhafızları Ordusu araştırma merkezleri ve web siteleriyle irtibatını sıklaştırarak rejim muhalifleri gruplarla da temaslarını sürdürmüştür. Sıklıkla Tahran’ı ziyaret eden Emir Ehmedi bölge barışının en önemli şartını İran’ın güçlenmesi ve ABD ile sıcak ilişkilerin kurulmasında gördüğünü belirtmektedir.  

İranlı gazeteci Hasan Dai, Huşeng Emir Ahmedi ile ilgili ilginç iddialar‎da bulunmuştur. Dai, Emir Ahmedi`nin kurduğu Amerikan İranl‎ılar Konseyi (AIC)`nin dünyan‎ın büyük petrol ş‏irketleri taraf‎ından İran Amerika ili‏şkilerinin iyile‏ştirilmesi doğrultusunda çalıştığını‎ iddia etmektedir. Dai`nin iddiaları‎na göre, dünya petrol devleri kendi çı‎karları‎ doğrultusunda İran ABD ili‏şkilerinin normalle‏şmesini istemektedirler.

Bu ‏şirketler bu hedefe ula‏şmak için 1997 y‎ılı‎nda bir lobi kurdular.  USA Engage ismi altı‎nda faaliyete baş‏layan bu grup, 1997 y‎ılı‎nda ABD`nin ambargosuna maruz kalan ülkeler ile ticareti kolayla‏ştı‎rma amacı‎ ile Ulusal Ticaret Konseyi (NFTC) taraf‎ından kurulmu‏ştur. Bu grubun, daha etkili faaliyet edebilmesi için bünyesinde İranlı‎ birilerine ihtiyac‎ı vard‎ır. Bu amaçla üç tane dernek kurulmuştur. Birincisi ve en etkili ve en önemli olan dernek ise Huşeng Emir Ahmedi`nin kurduğu Amerikan İranl‎ılar Konseyi (AIC) olmu‏ştur. İkincisi ise İsveç`te Trita Parsi`nin kurduğu İranl‎ıları‎n Uluslararas‎ı İşbirliği (IIC) adl‎ı küçük bir kuruluş‏tur. Üçüncü dernek ise Kaliforniya eyaletinin San Diego ş‏ehrinde Şehriyar Afşar taraf‎ından kurulan İran Ticaret Te‏şkilatı‎ (ITA) idi. Hasan Dai`nin iddialar‎ına istinaden, bu kurulu‏şlar‎ın ve özellikle Emir Ahmedi’ye bağlı‎ olan kurulu‏‎şları‎n bütçesini Amerikan dev ş‏irketleri karşılamaktadır.

Hushang Amirahmadi-T

10) Ali Vaez:

Ali Vaez, gazeteci ve Uluslararası Kriz Grubu’nun İran konusu üzerinde kıdemli (üst düzey) analistidir. Amerikan Bilim Adamları Federasyonu üyesi olan Vaez 2008 – 2010 yılları arasında Harvard Üniversitesi`nde doktorasını bitirdikten s araştırmacı olarak eğitimini iş hayatına başlamıştır. Ali Vaez`in, daha önce İsviçre merkezli Özgür Avrupa Radyosu`nda muhabir olarak çalışmış ve kariyerinde BBC, CNN,  Reuters ve National Public Radio ile sürekli işbirliği yaptığı bilinmektedir. Ali Vaez, John Hopkins Üniversitesi`nden Uluslararası ilişkiler üzerine yüksek lisans derecesine ve Cenevre Üniversite`sinden biyoteknoloji doktora derecesine sahiptir. Vaez, 2014 yılında Uluslararası Kriz Grubu`nun o dönemdeki başkanı ve icra kurulu başkanı Louise Arbour ile birlikte İran`ı ziyaret ederek eski İran Nizam Salahlarını Teşhis Konseyi başkanı ünlü siyasetçi Ekber Haşimi Refsencani ile görüşmüştür. Bu görüşme İranlı Muhafazakar grupların tepkisini çekmiştir. Bu tepkiler o dönemde Fardanews Haber Ajansı’nın web sayfasına yansımıştır.

Farda News`un yayınladığı bir analizde, barış sloganı ile faaliyet eden Uluslararası Kriz Grubu`nun gizli amaçlar peşinde olduğundan bahsedilmiştir ve bu sloganın grup amaçları ve faaliyetleri ile tamamen alakasız olduğu belirtilmiştir. Farda News bu grubun tıpkı diğer Amerikan kuruluşlarda olduğu gibi, ülkelerin içişlerine müdahale etmek ve İran devletine karşı olan grupları desteklemek gibi perde arkası hedefler peşinde olduğunu iddia etmiştir. Bu grup, görünüşte uluslararası bir kuruluş olmasına rağmen, Amerika Birleşik Devletleri`nin dışişleri bakanlığının gözetimi altında faaliyet etmektedir ve gerekli durumlarda ABD’ye danışmanlık hizmeti vermektedir. Bu kuruluşun sadece barışın ismini taşıdığını ve faaliyetlerinin bu isimle hiçbir alakasının olmadığı söylenilmiştir.

Farda News`un iddialarına göre bu grup, ülkelerdeki darbe ve yumuşak devrim niyetinde olan örgütler ve kuruluşlar ile sıkı bir ilişki içersindedir.

Buna tanık olarak Uluslararası Kriz Grubu`nun resmi web sayfasında da belirtildiği gibi, Geroge Soros bu grubun asıl sponsorlarındandır. Soros ayrıca Uluslararası Kriz Grubu’nun Mütevelli Heyeti üyesidir. Uluslararası Kriz Grubu 2010 yılında verdiği barış ödülünü George Soros`a sunmuştur.

Farda News`a göre George Soros ile işbirliği yapan bir kuruluşun Tahran`da İran yetkilileri ile görüşmesine müsaede edilmemeliydi. Ayrıca Tahran`da Refsencani ile görüşen Uluslararası Kriz Grubu`nun başkanı Louise Arbour Birleşmiş Milletler`in İnsan Hakları Komitesi’nin yüksek komiseri olduğu dönemde, defalarca İran`ın insan haklarını ihlal ettiğine dair rapor hazırlamıştır ve bu raporlar BM`nin İran`a karşı yürüttüğü ambargoların daha şiddetli uygulanmasına neden olmuştur.

Farda News iddiasına göre uzmanlık alanı İran’ın nükleer programı olan Ali Vaez, ABD`deki Amerika Bilim Adamları Federasyonu ve Carnegie gibi beyin takımları ile işbirliği yapmaktadır. Bu kuruluşlar barışçıl faaliyetlerin ismini taşımalarına rağmen, pratikte İran ve ABD ile çıkar çatışması olan hükümetleri yumuşak bir şekilde yıkma peşindedirler. Bunun için de CIA ve Pentagon ile sık ve doğrudan irtibattadırlar.

Farda News`un bu iddialarına karşın Ali Vaez, İran Nükleer ve Füze Programı kapsamında  uzman olarak katıldığı tüm sempozyumlarda, İran hükümetini desteklemiş ve Batının İran hükümetine güvenmek zorunda olduğunu söylemiştir. Örneğin NIAC resmi web sitesinden yayınlanan “Let’s talk Iran” isimli podcast programında, Ali Vaez ambargoların etkisiz olduğunu iddia etmiş ve Amerika’ya İran karşısında “5 C” li bir strateji uygulamasını önermiştir ve bunlardan en önemlisi ise “Confidence” (güven) olmalıdır demiştir. Başka deyişle, Ali Vaez`e göre, Washington Tahran`a İran`da rejim değişikliği peşinde olmadığını açık ve net şekilde söylemelidir. Ali Vaez`e göre ABD, Uranium zenginleştirme hakkını İran’a tanımalıdır.

Ali Vaez-T

….

Geçmiş Bölümler:

İran Derin Devleti’nin ABD Lobisi Kimlerdir? (I.Bölüm)

İran Derin Devletinin ABD Lobisi Kimlerdir? (II. Bölüm)

İran Derin Devletinin ABD Lobisi Kimlerdir? (III. Bölüm)

İran Derin Devletinin ABD Lobisi Kimlerdir? (IV. Bölüm)

İran Derin Devletinin ABD Lobisi Kimlerdir? (V. Bölüm)

İran Derin Devletinin ABD Lobisi Kimlerdir? (VI. Bölüm)

….

Yazar: Emir Şahin- Tebriz Araştırmaları Derneği Uzmanı

….

 

Anahtar kelimeler: