Reşid RAHMETİ ARAT (Kazan 1900- İstanbul 1964)

tebaren | 22:37 - 04.05.2017

ResidReşid Rahmeti Arat ilk gençlik yıllarından itibaren kendisini Türklük meselelerine vermiş bir âlimdir. Başlangıçtan beri aktif bir millî kültür ve ilim hayatı yaşamıştır. Gençliğinde millî kültür hareketlerine geniş ölçüde katılan Arat, sonradan kendini tamamiyle türkolojiye, millî sahaların ilmine vermiştir.

Aslen Kazanlı olan R. Rahmeti Arat, Kazan’a yakın bir köy olan Eski Ücüm’de, İsmetullah adlı bir baba ile Mahbeder adlı anneden 1900 yılının 15 Mayıs’ında dünyaya gelmiştir. İlk mektebi mahallî şartlara göre kendi köyünde tamamladıktan sonra amcası tarafından bugünkü Kazakistan’ın Kızılyar (Peterpavel) şehrine götürülmüş, orada ilk önce bu yüzyılın başından beri yeni metodla çalışan Türk-Tatar mektebinde, sonra da hususî bir hazırlık ile Rusça öğrenip Rus gimnaziyumunda (o zamanki nesil gibi bir taraftan da Türk -Tatar mektebine giderek) tahsilini devam ettirmiştir.

Rusya’da ihtilâl olunca li­se son sınıftan alınarak askerî okulda eğitim alan Arat, cepheye gönderil­miştir. 1919’da yaralı olarak uzak şarka nakledilen Arat, 1920’de Mançurya’nın Harbin şehrinehayvanlarla dolu kara vagonlarıyla hasta ve yaralı bir şekilde bin birgüçlükle mülteci olarak gelmiştir.

Rahmeti Arat, Harbin’e gelişinin ilk ayından itibaren oradaki Kazan Türkleri’nin kurduğu mahalle ve mektep etrafında toplanan kültür hareketleri faaliyetlerine katılmıştır. Hüseyin Abdüş ile birlikte bir yandan gençler derneğinin faaliyetlerine yeni bir istikamet verirken, öte yandan oranın imamı ve cemaat hâdimi İnâyet Ahmedi idaresinde Yırak Şark “Uzak Şark” adlı haftalık bir dergi çıkarmaya başlamışlardır.Bu dergi Rahmeti Arat’ın el yazısı ile yazılarak teksir makinesi ile neşredilmiş, 1924 Şubatından itibaren haftalık gazete şeklini alarak 1925 yılının sonlarına kadar devam etmiş daha sonra ise yerini “Millî Bayrak” dergisine bırakmıştır. 28 Mayıs 1922’de Bulgar Türklerinin İslamiyeti kabul etmelerinin 1000. yılı münasebetiyle bir defaya mahsus olmak üzere taş basması ile “Min Yıl” gazetesi çıkartılmıştır.

Bütün bu dergi ve gazetelerde Rahmeti Arat “Kazanlı”, “A. Davud” ve “Ali Biktimir” imzaları ile edebî ve içtimaî meselelere dair yazılar yazmıştır. Bunlardan başka Rahmeti Arat, Harbin’de 1922 yılında arkadaşı ile birlikte İl Künli “İl Gönlü”adı altında Türk edebiyatını öğrenenler derneği kurmuş ve bununla ilgili bildiriyi içine alan ilk broşür aynı yılın mayıs ayında taş basması ile basılarak dağıtılmıştır. 20. yüzyıl Tatar şiirinin en önemli temsilcisi olan, halk edebiyatı ve geleneksel şiirin tecrübelerinden mümkün olduğu kadar faydalanırken, bir taraftan da Rus ve Dünya edebiyatının estetik anlayışından illham alarak yeni bir tarz yaratan ve böylelikle Tatar Türklerinin yazılı edebiyatının gelişim sürecinde en büyük katkıyı ortaya koymuş olan büyük Tatar şairi Abdullah Tukay’ın ölümünün 20. Yılı münasebetiyle 1932’de bir eser hazırlama  teklifini ihtiva eden ve Hüseyin Abdüş tarafından hazırlanan broşür ile daha sonraki yıllarda çıkarılan günlük gazeteler de Arat’ın kurduğu bu derneğin ürünleri olarak kaydedilmelidir.

1922 yılının sonunda yüksek tahsilini yapmak üzere Almanya’ya giden Arat bir buçuk ay süren mecburi bir dünya seyahati yolculuğu yapmıştır. Bu seyahat sürecinde uğradığı Asya limanlarında ve şehirlerinde birçok Türk aileleri ile tanışmış ve hayatı boyunca unutamadığı güzellikler görmüştür.

Berlin Üniversitesi’nin Felsefe Fakültesi’ne kaydolan Arat Türkoloji, edebiyat tarihi, felsefe ve psikoloji derslerinin yanı sıra seminerlerine de büyük bir ilgiyle devam etmiştir.

Bu sırada muhtelif Türk ülkelerinden tahsil için Berlin’e gelen talebeler arasında maddi ve manevi yardımlaşma temelleri hızla kuvvetli bir şekilde atılmaya başlanmıştır. Kuzey Türklerinin ilk cemiyeti “Rusyalı İslâm Şakirdlerine Yardım Cemiyeti” adı altında 1918 yılında harp esirlerinin yardımı ile kurulmuştur. 1922’de merkezi Berlin, şubeleri İstanbul, Bakü, Kazan ve Taşkent olmak üzere “Umum Türk Talebe Birliği”, 1923’te “Almanya Türk Talebe Birliği”, 1923 yılının sonlarında da “Almanya’daki Türk-Tatar Talebeleri Birliği” kurulmuştur. Berlin’deki diğer Türk talebe cemiyetleri ile birlikte çalışan ve Türk Kulübü’nde yerleşmiş olan bu cemiyet haftalık toplantılarında kendi talebe meseleleri ve geziler dışında umumî Türk kültürü meseleleri ile  de yakından ilgilenmiş ve bu hususta başlıca vazife de tahsil sahası dolayısıyla  Rahmet’i Arat’a düşmüştür. Kültür hareketlerine katılma ve Türklerin meseleleri ile yakından ilgilenme faaliyetine Berlin’de de devam eden Arat, 1928 yılının sonlarına doğru Berlin’de, Kazan ediplerinden Ayaz İshakî idaresinde “Yana Milî Yul” adlı dergi yayınlamaya başlamıştır. Bu dergide kültür ve gençlik meseleleri ile ilgili birçok yazılar kaleme almıştır. Derginin birçok yazıları ve şiirleri “M.H.”,“ M.F”, “M.H.F”, “Ali”, “Ali Biktimir”, “Şakir Yusuf”, “Ş.Y” imzaları ile veya imzasız olarak onun kaleminden çıkmıştır.1931-1933 yılları arasında bu derginin idaresi Rahmeti Arat’ın elinde bulunduğu gibi, 1932 yılında 5. sayıdan itibaren baskısı da Arat’ın kurduğu ve kendisinin müretttip olarak çalıştığı matbaada yapılmaya başlanmıştır.

Rahmeti Arat’ın Berlin’deki talebelik hayatı geçimini sağlayabilmek için çalışmakla geçmiştir. Çalışmaları ilk başta üniversite dışında hususi dersler şeklinde olmuş sonraları kütüphane ve enstitülerde ilmî faaliyet ile birleşmiştir. 1927’de mukayeseli Türk dili araştırması sahasındaki bir çalışması ile doktora diplomasını alınca üniversiteye bağlı şark  dilleri mektebinde önce Kuzey Türkçesi lektörü olmuş, sonra 1928’de Berlin İlimler Akademisi’ne ilmî yardımcı olaral tayin edilmiş, 1931’de şark dilleri mektebinde Kuzey Türklerinin dil, edebiyat ve tarihi doçenti olmuştur. Bu arada ilmî yardımcı sıfatı ile 1933 yılına kadar çalıştığı ilimler akademisinin ilmî neşriyatına iştirak etmiş ve ilim hayatının ilk eserlerini vermiştir. Bundan sonra Arat kendisini tamamiyle ilmî çalışmaya vermiş ve ölünceye kadar devam eden bu çalışma neticesinde birçok eser, kitap ve makaleler ortaya çıkmıştır.

Rahmeti Arat 1933 yılında Maarif Vekâleti tarafından Türkiye’ye davet edilerek İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı Kürsüsü’ne Profesör tâyin edilmiştir. O zamandan beri Edebiyat Fakültesi’nin Türkoloji Bölümü’nde çalışmakta idi. Fuad Köprülü’nün mebus olarak üniversiteden ayrılması üzerine Türkiyat Enstitüsü Müdürlüğüne de getirilen Rahmeti Arat 1950 yılına kadar bu vazifede kalmıştır. Arat 1949-1950  ve 1950-1951 ders yıllarının kış semesterlerinde de Londra Üniversitesine bağlı şark tetkikleri mektebinde misafir profesör olarak çalışmıştır. 26 Nisan 1958’de Ordinaryüs Profesör olmuştur. Vefat ettiği zaman Edebiyat Fakültesi Türkoloji bölümünün Eski Türk Filolojisi Kürsüsü’nün Kürsü Profesörü idi.

Rahmeti Arat 1942’de Türk Tarih Kurumu üyeliğine seçilmiştir. Aynı zamanda Milletlerarası Şark Tetkikleri Cemiyeti’nin sekreteri ve bu cemiyetin organı olan Oriens’in tahrir heyeti üyesi idi. Kuruluşundan itibaren son ana kadar İslâm Ansiklopedisi’ndeki çalışması çok önemli olup bu çalışma ansiklopedinin ortaya çıkmasının ve bugünkü hâle gelmesinin başlıca temellerinden birini teşkil etmiştir.

Türkiye Türkolojisinin kurulmasında ve kökleşmesinde Arat’ın büyük bir yeri vardır. W. Bang’ın kurduğu mukayeseli Türk dili araştırmalarını Türkiye’ye getirip yerleştiren ve onu büsbütün geliştiren Rahmeti Arat’tır. Kendisi bu yolda kuvvetli talebeler yetiştirmiş, bugün bu ilim dalı artık Türkiye Türkolojisine tamamiyle hâkim olmuştur. Türkçenin çeşitli devir ve sahalarını aydınlatan birçok eserleri yanında Türk transkripsiyon alfabesini de Rahmeti Arat yapmış, ayrıca Türkçenin tarihi inkişafının hudutlarını çizen görüşleri de benimsenerek türkoloji çalışmalarına tatbik edilegelmiştir.

Rahmeti Arat çok titiz çalışan bir ilim adamı idi. Geniş bir sahaya yayılmak yerine dar bir sahada çok derinlere inmeti tercih ederdi. Türkçeyi umumî olarak tarihî gelişmesi ve yaygın şiveleri ile dünyada en iyi bilen âlimdi. Eski Türkçe’nin, Uygurca’nın en büyük ustası, Uygur yazısını yeryüzünde en iyi okuyan ve yazan Türkolog idi.

Türklük bilgisi onun için kutsal bir ilim sahası halindeydi. Avrupalı Türkologların en büyüklerinin yüzlerine karşı sık sık: “Türkoloji sizin için bir meslek, bir geçim vasıtasıdır, fakat bizim için her şeydir” demekten çekinmez ve onların bu sahadaki itinasız hükümlerine tahammül edemezdi.

Avrupa ilminin Hristiyanlık ve Türk düşmanlığı kokan tarafları ile herkesten iyi mücadele ederdi. İslâm Ansiklopedisi’ni böyle bir süzgeçten geçirerek onu Türk düşüncesine uyduran, ona bir Türk ansiklopedisi ruhu veren adam Reşid Rahmeti Arat’tır. Bütün eserlerinde ve katıldığı toplu çalışmalarda da daima bu havayı hâkim kılmıştır.

İslam Ansiklopedisi varlığını büyük ölçüde ona borçludur. Türkiye ilminin yüz akı olan bu esere ruh bakımından olduğu gibi şekil bakımından da arzettiği ölçülü mükemmeliyeti Arat vermiştir. İmzalı birçok maddelerden başka sayısız tercümeler de Arat’ın kaleminden çıkarak yerini almıştır. Rahmeti Bey’in çocuğundan fazla itina ettiği bu dev eser onun ömrünü yiyip bitiren çalışmalarının başında gelmektedir.

Rahmeti Arat dev eserlerin adamı idi. Kutadgu Bilig gibi bir eser kolay kolay bir faniye nasip olacak şeylerden değildir. Öyle derin bir araştırma kabiliyetine ve sabra sahiptir ki, el attığı herhangi bir noktada artık söyleyecek başka bir söz kalmaz dersek mübalağa yapmış olmayız.Kılı kırk yaran müdekkikliği, son ana kadar kullandığı ilmî şüpheciliği onu imrenilecek bir âlim seviyesine çıkarmıştır.

Türkçeye karşı büyülü bir sevgisi, Türkçe kelimelere karşı bir âyet saygısı vardır. Avrupa’da yetişmiş fakat Türkçede tek bir yabancı kelime kullanılmasına tahammül edemez haldedir. Batılı kafa taşımasına rağmen şekilci batı hayranlığından nefret etmektedir. Türkiye’ye çok kuvvetle bağlıdır.

Son zamanlarda Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü’nün çalışmalarına büyük bir aşk ve şevk ile katılmıştır. Bu enstitüyü idealindeki müessese olarak görerek, onun gelişmesine canla başla yardım etmekteydi.

Gece gündüz durmadan dinlenmeden çalışan Arat’ın Türklüğe ve Türk kültürüne hizmet aşkı ve heyecanı bitip tükenmek bilmezdi. Sakin, sessiz ve çekingen bir tabiata sahip olan Arat, ilim ve kültür sahasında Türklüğe karşı yapılmış bir haksızlık, bir ihmal gördü mü şaşılacak derecede kelimenin tam anlamıyla adeta kükrerdi.

Gürültüsüz, fakat kelimenin tam manasıyla yüksek vatanseverdir. Sessiz ve gösterişsiz bir şekilde Türklüğe kimsenin kolay kolay yapamayacağı şekilde hizmet etmiştir.

Yazımızı ölümün yalnız maddî bir ayrılma olduğunu göz önünde tutarak, çalışmalarıyla aramızda her zaman yaşayacak olan Reşid Rahmeti Arat için kendisinin de çok sevdiği Kutadgu Bilig’den alınmış şu vecizelerle bitirelim :

KişimengübolmazbumengüatıAnınmengükaldıbuedgüatıÖzüngmengüermezatıngmengüolAtıngmengübolsaözüngmengüol.

“İnsan ebedî değildir, ebedîolan-onunadıdır; iyi kimselerin adı bunun için ebedî kalmıştır. Kendin ebedî değilsin, adın ebedîdir; adın ebedî olursa, kendin de ebedî olursun”.

Yazar: Merve ERDOĞAN

….

Anahtar kelimeler: