İnternet ve İletişime Yönelik İran İslam Cumhuriyeti’nin Güvenlik ve Siyasi Yaklaşımı

tebaren | 13:45 - 13.03.2017

İnternet-1 - KopyaBu yazıya ünlü “İnsan sosyal bir varlıktır.” cümlesi ile başlarsak daha iyi olur. İnsanın sosyal yönlerini tanımlayan en önemli faktör, iletişimin yöntemi ve araçlarının ne olduğu dikkate alınmadan diğer insanlarla olan ilişkisidir. İnsanın tarih sahnesine ayak bastığı günden itibaren günümüze kadar olan sürecini, birçok düşünür “İletişim Çağı” olarak nitelendirmektedir. Bu her ne kadar inişli çıkışlı olsa da insan akıllı bir varlık olarak kendi türü ile iletişim araçlarını istikrarlı bir şekilde ilerletmeye çalışmıştır. Her çağda ve tarihin her aşamasında insan; sesini, düşüncelerini ve sanatını daha uzaklara ve daha çok insana kalıcı bir şekilde ulaştırmak için bazı araçları kullanmak niyetinde olmuştur.

Mağaraların içindeki ve kayaların üzerindeki ilk resimler ve yazıtlardan deri üzerindeki yazılara kadar ayrıca insanların kendi türü ile daha fazla fikir alış verişinde bulunması için kâğıdın, mürekkebin ve dünyadaki ilk baskı makinesinin icadının üzerinden oldukça uzun bir zaman geçti. 

Baskı sanatının icadı kuşkusuz insanlık tarihinde insanın en büyük devrimlerinden biridir. Daha sonra belge, kitap, broşür veya kitapçıktan yüzlerce ve binlerce çoğaltabilme gücüne sahip baskı denilen yeni bir olgu ile düşüncelerin ve bilgilerin hızla iletilmesi, dünyanın birçok bölgesinde çeşitli gazete ve dergilerin ortaya çıkmasına neden oldu. Ancak yine de sosyal bir varlık olan insan, diğer insanlarla daha fazla iletişimde olmak için yeni araçları üretme çabası içine girdi. En az 200 yıl içinde teknik elemanların tümü insanın doyumsuz isteği ile paralel olarak bir yap bozun parçaları gibi birer birer tamamlanıyordu.

Elektriğin icadı, Mors, telgraf ve ardından telefon ile olan ilişkisi gerçekten de iletişim çağı olarak adlandırılan bir dönemden söz ediyordu. Topluma 60 ve 70’li yıllarda bilgisayar gibi araçların girmesinin, halk arasında iletişimin kolaylaşması için insanların isteklerinin gerçekleşmesi açısından teknik ve teknolojik unsurların son halkası olduğunu söyleyebiliriz.

Çağımızda yaygın olarak kullanılan “Küreselleşme” veya başka bir deyişle “Küresel Köy” terimi kuşkusuz insanların birbirleriyle yakından kurdukları iletişimin sonucudur.

Bugünkü modern dünyada, insan toplumu her yerde ve her mekânda olursa olsun gelişmiş iletişim araçlarını kullanarak kültürel, ekonomik, siyasi ve toplumsal alanlarda dünyanın farklı bölgelerindeki diğer insanlarla daha hızlı iletişim kurma gücüne sahiptir. Günümüz dünyasında internet ağı, modern insana sanat, kültür, ekonomi, eğitim ve ticaret gibi birçok alanda etkileşim ve iletişim imkânını sunmuştur. Bugünkü modern dünyanın herhangi bir noktasında farklı alanlarda yayımlanan çeşitli dergi, kitap ve gazete gibi yazılı ve radyo-televizyon gibi görsel ve işitsel araçlar, uluslararası internet ağı sayesinde toplumdaki diğer insanlara rahatlıkla ulaşmaktadır.

Muasır dünyada, siyasi yapıyı korumak amacıyla özgürlük ve demokrasiye gerçekten değer veren toplumların nezdinde kitle iletişim ağları oldukça önemli bir unsur hâline dönüşmüş durumdadır. Modern insan, bugün az bir bütçe ile dünyanın herhangi bir yerinde cep telefonu, bilgisayar ve tableti ile kolaylıkla internete bağlanıp dünyanın herhangi bir noktasında yayınlanan görsel ve işitsel haberlere birkaç saniye içinde ulaşım imkânını elde edecektir. İnternet ağının sanat, ekonomi ve kültürel alanlardaki çeşitli boyutları üzerindeki etkisi tartışılamaz.

 Ancak internetin siyasi alanlar üzerindeki etkisi ayrıca internete karşı çeşitli ülkelerin güvenlik konusundaki yaklaşımları tartışmaya açıktır şöyle ki yukarıda da değinildiği üzere demokratik ülkelerde ve toplumlarda siyasi yapıyı korumak amacıyla iletişim ve internet özgürlüğü son yıllarda en önemli unsurlardan biri hâline gelmiş ve dünyadaki çeşitli hükûmetlerin egemenlikleri altındaki milletlerin internet ve iletişim özgürlüğü konusuna yaklaşımı ve tavrı, hükûmetlerin demokrasi ve özgürlük kavramına duydukları saygının oranını göstermektedir.  

Söz konusu yazıda İran’da internetin tarihi ayrıca internetin ülkeye girdiği andan itibaren bugüne kadar İran İslam Cumhuriyeti’nin yaklaşımı ve tutumu ele alınıp teorik ve pratik alanda İran İslam Cumhuriyeti’nin görüşlerinin çeşitli yönleri incelenecektir.

 …..

Dünyada İnternet Ağının Kısa Tarihçesi ve İran’a Girişi

En basit tanımı ile internet ağı, iki veya birkaç bilgisayarın eş zamanlı olarak farklı mekânlarda birbirine bağlı olması ayrıca görsel, işitsel dosyaların ve yazılı mesajların karşılıklı bir şekilde aktarımının sağlanmasıdır. Şu anda internet olarak bilinen bu ağ ile ilgili ilk tasarımlar ve düşünceler, ABD’nin Eski Sovyetler tarafından tehdit edilmesinin ardından Amerika’da oluştu. Bir saldırının ardından telefon bağlantısının kesilmesi, ülkede patlama ihtimalinin bulunması ve bu tür olayların önüne geçilmesi için uzun bir aradan sonra bugün küresel ağı olarak bilinen bir ağ haritasının kurulmasına neden oldu. 1969 yılında ARPANET projesi kullanılmaya başlandı ve bu projenin sonucunda 1972 yılında ABD’de yaklaşık 40 adet bilgisayar günümüzdeki internetin ilk adımlarını atmış oldular ve 1975 yılında bu ağ, projenin başarılı olduğunu pratik olarak kanıtladı ve çeşitli kurum ve kuruluşlar bu ağı kullanmaya talip oldular.  

1995 ve sonraki yıllarda İnternet Protokolü’nün (İP) ortaya çıkmasına ayrıca hızlı ve gelişmiş iletişim olgusunun küreselleşmesine, diğer ülkelere girmesine ve kişisel bilgisayarlarla internet ağına bağlanan dünya kamuoyunun interneti kullandığına şahit olduk.   

İran’da üniversite düzeyinde internete ilk erişim, Şerif Teknik Üniversitesi, Gilan Üniversitesi ve Fizik Araştırmaları Merkezi tarafından gerçekleşti. İnternet ağına bağlı ilk bilgisayar cihazı, Fizik Araştırmaları Merkezine aittir. Ama ağın genel kullanımı 1372 yılında Dial-Up sistemi ile başlandı. Başta dönemin İran İslam Cumhuriyeti İletişim Bakanı olmak üzere İran’da internetin genel kullanımı konusunda çok sayıdaki farklı görüş ve karşı çıkmalara rağmen internet İran’da yaygınlaştı. Ancak bu yazıda yazarın üzerinde durduğu en önemli konu, makro düzeyde İran İslam Cumhuriyeti’nin bugün ve sonraki yıllarda kaçınılmaz bir olgu olan internete siyasi ve güvenlik açısında yaklaşımıdır. 

….

İran İslam Cumhuriyeti’nin İletişim ve İnternete Yönelik Siyasi ve Güvenlik Yaklaşımı

Her şeyden önce dikkat edilmesi gereken konu, bazı hassas konularda İran İslam Cumhuriyeti açısından hükûmet ve devletin tekelindeki tartışmadır. Savunma, askerî teçhizat ve petrol gibi stratejik ürünlerinden sonra İran İslam Cumhuriyeti’nin başka bir önceliğini iletişim ve özellikle internet olgusu olarak görebiliriz. İran’da iletişim ve internet meselesi, yüzde yüz İran İslam Cumhuriyeti’nin tekelinde ve bu inhisar, rejim için stratejik açıdan oldukça önemli olduğunu göstermektedir. “Yumuşak Savaş”, “Yumuşak Savunma” ve “Kültürel Saldırı” terimleri son yıllarda Dini Lider Ayetullah Hamaney başta olmak üzere hükûmet yetkilileri tarafından gündeme getirilmiş ve her fırsatta dünya süper güçleri tarafından planlanan “Yumuşak Saldırı” terimi ile yapılan mücadele, dini hükûmetin özgür internet olgusundan ne kadar korktuğunu gösteriyor. İran İslam Cumhuriyeti kurulduğu andan itibaren bugüne kadar denetleme mekanizmaları ile tiyatro, sinema ve musiki gibi görsel ve işitsel eserlere ve yayın öncesi kitap, dergi ve gazetelere sert, acımasız, akılcı olmayan ve kısıtlayıcı politikalar uygulaması aslında hükûmetin güvenlikçi yaklaşımını en iyi şekilde ortaya koymaktadır. Devrim sonrasında çeşitli görsel ve işitsel cihazların gelişmesi, uydu yayın alım ekipmanları gibi cihazların İran piyasasına girmesi ve ardından İran İslam Cumhuriyeti tarafından yasaklanması, halkın dış dünya ile iletişimini kısıtlamak yönündeki dini hükûmetin çabalarını göstermektedir.

İslami- Şii ideolojisine dayalı rejimin ideolojik ve merkeziyetçi yaklaşımının incelenmesi, internet başta olmak üzere yeni olgulara karşı İran İslam Cumhuriyeti’nin güvenlik konusundaki tutumunu en iyi şekilde ortaya koyacaktır. İnternet, uydu kanalları ve özellikle medyaya karşı hükûmetin geleneksel tavrı, yeni olgularla mücadele ve serbest bilgi ve iletişim akışı karşısında direnmek, dünyadaki diğer milletlere ve kültürlere yönelik düşmanca tavırlar ortaya koymak ayrıca zayıf bir kültür oluşturmak, ben merkezli ve ırkçı yaklaşım sergilenmek ve İran’da yabancı düşmanlığının teşvik etmek İran İslam Cumhuriyeti organları tarafından yapılmaktadır. Rakip sayılan diğer milletler ve kültürler tarafından kültürel istilanın yapılması ve kültürel katmanda herhangi bir değişikliğin yapılması korkusu İslami-millî kültür, ulusal güvenlik ve hükûmet için ciddi bir tehdit sayılmaktadır. İran ve benzeri ülkeler, serbest bilgi ve iletişim akışını ülkeleri için ciddi bir tehdit saymakta ve her ülke veya hükûmet kendi düşüncesi esasında ülke halkının dış dünya ile iletişimini yüzde yüz kontrol altına alma çabası içindedir. İslam İşbirliği Teşkilatı ayrıca Bağlantısızlar Hareketine üye ülkelerin internette serbest bilgi ve haberleşmeye karşı mücadele etme konusundaki yaklaşımları ve tutumları, anti demokratik ve merkeziyetçi ideolojilerini ortaya koymaktadır.

İran’da internetin hızı her ne kadar düşük olsa da genel olarak kullanılmaya başlandıktan sonra İran İslam Cumhuriyeti organları tarafından düşman ve yabancıların kültürel saldırıları olarak niteledikleri serbest bilgi akışı hakkındaki kontrol ve filtreleme politikası oldukça koordineli bir şekilde uygulanmaktadır. “Kültürel saldırı”, “müptezel ve gayri İslami kültür” ve “yumuşak saldırı” gibi terimler, internet ve uydu kanalların İran’a girmesinden sonra oluştu ve İran’ın siyasi edebiyatına dâhil edildi. Ayrıca “yumuşak savunma” ve “kültürel saldırı ile mücadele” gibi terimler de doğal olarak yukarıda sözü edilen terimlere karşı ortaya çıktılar. Kültürel saldırı ile mücadele konusunda daha önce İran’ın güvenlik ve diğer istihbarat organları ve resmî olarak İrşad Bakanlığı tarafından çeşitli gazete, dergi, kitap, sinema, tiyatro ve her türlü sanatsal ve kültürel üretim alanları üzerinde denetim ve kontrol mekanizmaları yapılıyordu. İran’a girdiği günden itibaren bugüne kadar uydu alıcısı antenler konusundaki yasaklar devam etmektedir. Ancak teknik açından diğer medya ile farklı olan ve internet olarak adlandırılan yeni olgu ile mücadele etmek için yeni yapılara, yeni teknik çözümlere ve tabii ki yeni kurallar ihtiyacı vardır. Geçtiğimiz yıllarda İran İslam Cumhuriyeti tarafından internete yönelik uygulanan yeni kısıtlamaları görüyoruz.

 ….

Filtrelemeden Millî İnternete Uzanan Bir Amaç

İnternet olgusu başta olmak üzere serbest bilgi akışı karşısında İran İslam Cumhuriyeti’nin girişimlerine değinmeden önce sistemin çeşitli katmanları arasında planlanan ve uygulanan bu girişimlerin teorik dayanağını kesinlikle anlamak gerekir. Genel olarak önceki bölümde de bu konuya kısaca değinildiği gibi İran İslam Cumhuriyeti’nin düşmanca ve merkeziyetçi yaklaşımını İran’da tek otorite makamı olan dini liderin açıklamalarında ve konuşmalarında açık bir şekilde görmek mümkündür. Ayrıca rejim yetkililerin açıklamaları ve görüşleri dikkate alındığında rejimin uydu kanalları, serbest bilgi akışı ve internet ile mücadele de filtreleme politikası ve düşmanca girişimlerinin teorik dayanağını daha iyi anlamada etkili olacaktır.

Bu arada hemen hemen unutulan ve çok fazla üzerinde durulmayan konulardan biri, İran Dini Lideri başta olmak üzere devlet yetkililerinin yabancı diller ve başka bir deyişle Farsçanın dışındaki dillerle ilgili endişeleridir. Son yıllarda sürekli yapılan açıklamalarda ve konuşmalarda (Bunlar yazılı olarak mevcutturlar) ayrıca dini lider tarafından 1384 yılında önümüzdeki yirmi yıl içinde İran İslam Cumhuriyeti’nin temel ilkelerini belirleyen “İran’ın Yirmi Yıllık Vizyon Belgesi” gibi önemli bir belgenin devlet kamu kurum ve kuruluşlarına gönderilmesinin ve düzenleme tarihinin üzerinden 11 yıl geçmesine rağmen hâlâ İran İslam Cumhuriyeti’nin yabancı dillere yönelik endişesine ve bunun sonucunda İran tarafından Farsçanın gelişmesine ve yaygınlaştırılmasına tanık oluyoruz. Hükûmetin bu endişesi ve korkusu genel olarak Farsça dışındaki dillerle ilgilidir. Çünkü bilindiği üzere İran çok milletli bir ülkedir ve Farsça dışında konuşan halkları da bünyesinde barındırıyor. Ancak başta Halaç Türkleri, Kaşkay Türkleri ve Azerbaycan Türkleri olmak üzer İran’da Türklerin millî dili Türkçe olup İran nüfusunun yarısından fazlasını oluşturan söz konusu halk, kendi ana dilinde eğitimden mahrum kalmaktadır. İran İslam Cumhuriyeti’nden önce Pehlevi döneminde oluşan ırkçı politika, şu anda İran hükûmeti tarafından aynı şekilde devam etmektedir. İran İslam Cumhuriyeti’nin Farsça dışındaki dillere ve özellikle Arapça ve Türkçe gibi gayri resmi dillere yönelik hassasiyeti, rejimin uyguladığı politikalar da net bir şekilde görüldüğü gibi ülke yetkililerinin konuşmalarına, açıklamalarına ve tutumlarına da yansımıştır.

Yirmi yıllık vizyon belgesi dini liderinin, iktidara gelen hükûmet ve kurumlardan özellikle devrim muhafızlarının, bakanlıkların, yasama ve yargı erklerinin, emniyet ve istihbarat organlarının serbest bilgi akışı, uydu ve internet konularında İran İslam Cumhuriyeti’nin genel politikalarını yansıtması yönündeki beklentileri açısından oldukça önemlidir. Söz konusu belgede yer alan hükümlerin bazılarına kısa değinilecektir.

Dört genel bölümden ve 52 maddeden oluşan İran İslam Cumhuriyeti’nin yirmi yıllık vizyon belgesi, İran İslam Cumhuriyeti’nin genel hedeflerini sıraladıktan sonra ülkenin özellikleri dikkate alınarak gelecek vizyon belgesinde düzenlenmiştir. Bu belgenin birinci bölümünde İslami ve inkılabı kimlikle bölgede ekonomik, bilim ve teknoloji alanlarında ülkenin kalkınması vurgulanmıştır ve ardından gelecekteki yirmi yıldaki rejimin genel hedefleri dört ana başlık adı altında ifade edilmiştir:

1-Kültür, bilim ve teknoloji konuları

2-Toplumsal, siyasi, savunma, askeri ve güvenlik konuları

3-Siyasi ve uluslararası ilişkilerle ilgili konular

4-Ekonomik konular

Söz konusu yazıda metnin tamamını inceleme imkânı yok ancak internet, kitlesel iletişim araçları ile ilgili konular hakkındaki önemli noktalar ele alınacaktır. Belirtmek gerekir ki yirmi yıllık vizyon belgesi çerçevesinde hazırlanan programlar, dört ana başlık altında beşer beşer yıl yürürlüğe girmiştir. Genel olarak vizyon belgesinin metnini özellikle birinci bölümündeki kültür, bilim ve teknoloji konularını incelediğimizde, genellikle İslam ve devrim değerleri olarak bilinen kavramların kurumsallaşması ile ilgili İran İslam Cumhuriyeti ve özellikle Dini Lider Ali Hamaney’nin politikalarını net bir şekilde görmekteyiz. Dini Lider Hamaney, önümüzdeki 20 yıl içinde açıkça İran’ın toplumsal ve kültürel yapısını dizayn etme çabası içindedir. “Dini bilgilerin yayılması ve gelişmesi”,  “düşünce ve eylemde İslami devrim değerlerinin hâkim kılınması”, “toplumsal ve bireysel davranışların iyileşmesi konusunda program yapılması”, “politikalarda ve planlarda ana kriter olarak Ayetullah Humeyni’nin siyasi ve dini düşüncelerinin hayatta tutulması”, “İran İslam Cumhuriyeti rejimi, İslami devrim ve İslam esasına dayalı millî birlik ve kimliğin güçlendirilmesi”, “Farsçaya daha özen gösterilmesi”, “düşmanı tanıma ruhunun derinleşmesi”, “küresel güçlere karşı çıkılması”, “sağlıklı kültürel ortamın oluşturulması”, “kültürel saldırı ile mücadele edilmesi”, “iyiliğin emredilmesi, kötülüğün sakındırılması”, “dünyaya İran İslam Cumhuriyeti’nin başarılarını ve hedeflerini yaymak için ulusal basının faaliyetlerinin genişletilmesi” gibi hedefler, rejimin genel hedefleri olarak Ayetullah Ali Hamaney tarafından devletin tüm kamu kurum ve kuruluşlarına gönderilmiştir.  

Anlaşıldığı üzere söz konusu kavram doğrultusunda toplumun dizayn edilmesi ve entegrasyonu, yirmi yıllık vizyonun en önemli hedeflerindendir. Ancak Dini Lider Hamaney’in farklı zamanlarda yaptığı çeşitli konuşmalarında ve açıklamalarında, internet ve uydu kanalları başta olmak üzere serbest bilgi akışı ile ilgi görüşü dikkate değerdir. Ali Hamaney, bu konuşmalarında en azından internet konusunda, ülkeyi adım adım serbest bir interneti kullanmaktan ziyade daha düşük ve yüzde yüz kontrol edilebilen ve İran İslam Cumhuriyeti’nin yetkililerine göre millî ve alt yapısının yurt içinde kurulduğu bir internete doğru yönlendirdiği anlaşılıyor.    

Düzenlediği toplantılarda ve konuşmalarda İsrail ve ABD gibi birkaç yabancı ülkeyi işgalci ve düşman olarak niteleyen ve art arda “kültürel saldırı” ve “yumuşak savaş” gibi kavramları tekrar eden İran İslam Cumhuriyeti’nin Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney, ülkede internet ve uydu kanalları ile ilgili muhalefetini açıkça ortaya koyarak toplumun tüm fertlerini özellikle ilgili makamları, iletişim araçları ile mücadeleye davet ediyor. Aşağıda çok sayıdaki konuşmalarından bazıları şöyledir:

İnternetin İran’a geldiği 1379 yılının ilk aylarında Ali Hamaney’nin Uzmanlar Meclisi üyeleri arasındaki konuşması, İran dini liderinin internet başta olmak üzere her türlü serbest bilgi akışı ile ilgili görüşünü anlama açısında oldukça önemlidir. İran liderlerine göre birçok internet sitesinin asıl amacı, Şii düşüncesi başta olmak üzere İslami düşüncelere saldırmaktır.

“Bugün düşman tüm yöntemleri kullanıyor. Ben dün gençlere şunu söyledim: Bugün internette yüzlerce ana site ve binlerce yan site vardır. Bunların asıl amaçları, İslami ve özellikle Şii düşüncelerine saldırmaktır. Yapılan saldırı mantıklı bir saldırı değil ve bu saldırılarda genel olarak yıkıcı, psikolojik ve diğer yöntemler kullanılıyor.” (Ayetullah Ali Hamaney’in Uzmanlar Meclisi üyelerine konuşması, 15.02.2001)  

“Ben, kültürel yozlaşmaya neden olan faktörleri görüyor, biliyor ve hepsinden de haberdarım. Uydu, internet, roman, film, müzik ve yozlaşmış sözlerden tamamen haberdarım ve onları hafife almıyorum.” (Ayetullah Ali Hamaney’in konuşması, Reşt, 02.05.2001)

İran dini lideri 1388 yılında Mazenderan’da yaptığı konuşmada İran hükûmetini devirmek için internetin bir araç olduğunu net bir şekilde ifade etti.

“…İran İslam Cumhuriyeti’ni devirmek için birileri kırk beş milyon dolar bütçe ayırıyor. Bütçe onaylayarak internet vasıtasıyla İran’ı ortadan kaldırmaya çalışıyorlar, İran İslam Cumhuriyeti’ni devirmek istiyorlar…” (Ayetullah Ali Hamaney’in Mazenderan’daki konuşması, 05.02.2010)

Dini liderin ve İran İslam Cumhuriyeti’nin bünyesindeki aşırılık yanlısı olan diğer yetkililerin açıklamalarının ardından, ilk aylardan itibaren İran Telekomünikasyon Kurumu ve güvenlik-istihbarat organları tarafından çeşitli yöntemlerle ve çoğunlukla deneme yanılma yöntemi ile internet siteleri filtrelenmeye çalışıldı. Hükûmetin çeşitli yöntemler kullanarak birçok internet sitesini engellemesinden elde ettiği sonuçlar, dini liderin filtreleme politikasının dışında gelişen sonuçlar olmuştur. Filtreleme yöntemleri karşısında VPN ve çeşitli vekil sunucuların üretilmesi, kullanıcılar için güvenlik ve teknik sorunlara rağmen genel olarak yayın bir şekilde kullanılmaktadır. İran’da hâlâ devem etmekte olan Facebok, Twitter ve Youtube gibi sosyal ağların filtrelenmesi, İran’da filtrelenme politikasının açık örneğidir. İran İslam Cumhuriyeti her aşamada filtreleme politikasını müstehcen ve pornografi sitelerle kısıtlı olduğunu açıklasa da ancak pratikte yurt içinde ve yurt dışında tasarlanan rejim karşıtı siteler de bu politikaların hedefi hâline gelmişlerdir. Kendiliğinden oluşan sokak gösterilerinin birçoğunda protestocu gruplar arasındaki iletişim ve koordinasyonun tek yolu internet ve cep telefonu uygulamalardır. Bu açıdan rejimin bu konudaki hassasiyeti ile ilgili bazı ipuçları elde edilebilir. İran’da serbest bilgi akışını kısıtlayan politikalar için yüksek rakamlı bütçelerin harcanması ve bu doğrultuda çabaların gösterilmesi, İran dini lideri başta olmak üzere rejim yetkilileri tarafından filtreleme gibi yöntemlerle internette serbest bilgi akışı karşısında direniş eksikliği gerçeğinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. İran’da internetin kısıtlanması ile ilgili yeni dönem; yüksek bütçeler, belirli süreler ve ayrı bir organizasyon çerçevesinde başlamıştır. Söz konusu bu planın başlanmasının 2006-2016 yılları için planlanan yirmi yıllık vizyon programının yürürlüğe girmesiyle eş zamanlı olarak 2006’da başladığını düşünebiliriz. İnternetin ülkeye girdiği ilk yıllarda İran dini liderinin yaptığı konuşmaların birinde internetin tasmasız yırtıcı ve vahşi köpeğe benzetilmesi ayrıca internet üzerinde İran İslam Cumhuriyeti’nin kontrol eksikliğini ve önümüzdeki yıllarda hükûmetin interneti yüzde yüz kontrol altına alma konusundaki kararlılığını göstermektedir. Farklı bir kurum bünyesinde organize hedeflerin, serbest bilgi akışının yüzde yüz kontrol altına alınması ve cep telefonlarında iletişim uygulamalarının en iyi şekilde gerçekleştirilmesi ve bir sistemin planlanması ve uygulanması için belirli bir bütçeye ve uzun zamana ihtiyaç vardır. Ancak güvenlik ve adli konuları takip etmek amacıyla yasal altyapılara olan ihtiyaç, hükûmetin kısa vadedeki gereksinimleri arasında yer almaktadır. Hükûmet, söz konusu güvenlik ve yasal altyapılara olan ihtiyaç doğrultusunda, “Bilişim Suçları Yasası” olarak bilinen yeni kurallar tanımladı ayrıca İran Siber Polisi (FTA) adında güvenlik güçleri bünyesinde yeni birim oluşturdu.

 ….

Adım Adım Siber Ulusal Merkezi ve Siber Yüksek Konseyinin Oluşmasına Doğru

İran İslam Cumhuriyeti’nin dini ve siyasi lideri 1390 yılında, dönemin cumhurbaşkanına internetin daha planlı ve kontrol edilebilir bir şekilde düzenlenmesi için “Siber Yüksek Konseyi” ve ardından da “Siber Ulusal Merkezinin” kurulması talimatını verdi. Konuyla ilgili yasal alt yapıların oluşturulması konusunda yapılan birkaç girişimden sonra İran İslami Şura Meclisi ve ilgili kurumlar tarafından bu alt yapı oluşturuldu. Dini liderin açık talimatları gereği 1380 yılında Hamaney’in ofisinden “Kültür Devrim Yüksek Konseyi”ne gönderilen iki mektup çerçevesinde Kültür Devrim Yüksek Konseyi, aynı yılda bilişime ilişkin kural ve düzenlemeleri onayladı. Söz konusu konsey tarafından onaylanan bu politikalar, aslında dini liderin internet ve internetin yasal altyapısı üzerindeki görüşlerinin sistematik bir şekilde uygulanmasıdır.

…..

Bilişim Genelgesi (Sayı: 3091. DŞ, 03.12.2001):

(Kültür Devrim Yüksek Konseyinin 482, 483, 484, 485, 486 ve 488 sayılı ve 31.07.2001, 14.08.2001, 28.08.2001, 25.09.2001, 09.10.2001 ve 06.11.2001 tarihli toplantılarda alınan kararlar)

İran İslam Cumhuriyeti Dini Lideri tarafından bilişim ile ilgili genel politikaların bildirilmesi ve onaylanmasının ardından (Dini lider ofisinin 1.1033 sayılı ve 30.05.2001 ve 1.1072 sayılı 03.06.2001 tarihli mektupları) Kültür Devrim Yüksek Konseyi, bilişim ile ilgili kural ve düzenlemeleri şu şekilde onayladı:

…..

Giriş:

Ülkede işlerin ve bilgilendirme faaliyetlerin düzene girmesi ve internete erişim hizmetlerinin geliştirilmesi amacıyla aşağıdaki temel konular dikkate alınarak bilişim ile ilgili kural ve düzenlemeler şöyle kararlaştırıldı:

-Halkın bilgi ve bilime özgürce ulaşma hakkı.

-Kişilerin faaliyetleri karşısında yasal ve hukuki sorumlulukları

-Bu alanda ülkenin sosyal haklarını dikkate almak ve teknolojik ve kültürel haklarını korumak

-Kamuya bilgi ve internet hizmetlerinin sunumunda azami kolaylılığın sağlanmak(http://rc.majlis.ir/fa/law/show/100746)

Kültür Devrim Yüksek Konseyi tarafından bu yönetmeliğin hedefleri ve ana hatları belirlendikten sonra 20.08.2006 tarihli Bakanlar Kurulu toplantısında aynı içerikte bir karar alındı ancak bu kararlarda getirilen kısıtlamalar özellikle internet kullanıcılar için yayın yasağının getirilmesi oldukça önemlidir. Yukarıda bu kararın giriş bölümünde de işaret edildiği üzere “Halkın bilgi ve bilime özgürce ulaşma hakkı” ve “sosyal hakların dikkate alınması” gibi konular yer almaktadır ancak normal kullanıcıların sanatsal, kültürel ve sosyal haklarının korunması konusu, alınan altı maddeli kararda yer almamaktadır. Mevzuatın yazıldığı günden bugüne kadar dikkate alınmayan önemli konulardan biri de “Sanat ve Kültür Eserleri Telif Hakları” konusudur.

Bu yönetmelikte getirilen bazı kısıtlamalar şöyledir:

ISP’ler tarafından söz konusu ürünlerin üretim ve satışı kullanıcılar için yasaktır:

-İslami kurallara aykırı ve ateizm ile ilgili yayınların yapılması

-İslam dinine ve kutsal değerlerine hakaret

-Anayasa’ya karşı çıkmak, ülkenin toprak bütünlüğü ve bağımsızlığını bozabilen her türlü yazı.

-Dini lider ve mercie taklide yönelik ihanet

-Dinin kutsal değerlerini, İslam’ın hükümlerini, İslami devrimin değerlerini ve İmam Humeyni’nin siyasi düşünce temellerini aşağılamak ve tahrif etmek.

-Ulusal birliği ve beraberliği bozmak

-Sistemin meşruiyeti ve etkinliği hakkında halkta karamsarlık ve umutsuzluğa yol açmak. -Yasadışı gruplar ve partilerin propagandasını yapmak

-Güvenlik, askerî ve emniyet konuları ile ilgili belgelerin, bilgilerin yayımlanmak

-Genel ahlak ve etik kurallara karşı yazı, fotoğraf, görüntü, fuhuş ve yasak şeylerin yayımlanmak  

-Ülke yetkililerine iftira atmak, tüzel ve gerçek kişilere hakaret etmek. (http://rc.majlis.ir/fa/law/show/100746)

Kültür Devrim Yüksek Konseyi tarafından onaylanan yirmi yasaktan yaklaşık yarısı, İran toplumundaki vatandaşlık ve bireysel özgürlüklerin kısıtlanması ile ilgilidir.

Sonunda 2010 yılında İran İslami Şura Meclisinde bilişim suçlarına ilişkin yasa uzun tartışmalar ve çekişmelerin ardından onaylandı. Mevzuatta internet, basın ve yayınla ilgili dikkate alınması gereken kuralların yerine yayımlanan yazılarlarla ilgili kanun koyucunun galip görüşü ve hükûmetin suç ve suçlu ile ilgili yaklaşımı ön plana çıkmıştır. Bilişim suçları ile ilgili yasa onaylandıktan sonra 22. madde gereği “suçun niteliğini belirleme komitesi” adında bir komite kuruldu. Bu komite, “sanal ortamı izleme”, “suç niteliği taşıyan siteleri ayırmak” ve “halktan gelen şikâyetlerle ilgilenmek” gibi görevleri üstlendi.

Komitenin üyeleri sırasıyla şöyledir:

-Başsavcı (komite başkanı)

-İstihbarat Bakanı veya yardımcısı

-İslami İrşad ve Kültür Bakanı veya yardımcısı

-Adalet Bakanı veya yardımcısı

-Bilgi, Teknoloji ve İletişim Bakanı veya yardımcısı

-Eğitim Bakanı veya yardımcısı

-Kolluk Kuvvetleri Komutanı

-İran İslami Şura Meclisi Maden ve Sanayi Komisyonuna bilgi ve teknoloji alanında bir uzmanın seçilmesi

-İslami Şura Meclisinin onayı ile bu komisyona, Meclis Hukuk ve Yargı Komisyonu üyesinden bir milletvekilinin seçilmesi

-İslami Propaganda Kurumu Başkanı

-IRIB Başkanı

-Kültür Devrim Yüksek Konseyi Temsilcisi. (internet.ir)

Belirtildiği üzere komitenin görevi, resmî bir şekilde İran Başsavcısı’nın tespiti ile basın ve bilişim suçları yasası gereği tüzel ve gerçek kişilere suçlarını bildirmektir. Ayrıca suçun niteliğinin belirlenmesinden ve tanımlanmasından da söz konusu komite sorumludur başka bir deyişle komite internet, kitap, dergi, CD ve DVD gibi sanat ve kültür alanındaki suçları belirlemeden de sorumludur.

Suçun niteliğini belirleyen komite, internet ve yayın içeriğini izleyen ve denetleyen tek merci değil. Ayrıca kolluk kuvvetleri bünyesinde FTA adında başka bir birim de internette bilgi akışını somut bir şekilde denetlemekten sorumludur. İnternette bilgi akışını denetleyen ve ulusal güvenlikle ilgili suçlarda, siteleri filtreleyen ve kısmen bağımsız hareket eden başka bir kurum ise devrim muhafızları bünyesinde “İran devrim Muhafızları Organize Siber Suç Araştırma Merkezi” adı altında kurulmuştur. Her türlü yasal denetimden uzak faaliyet gösteren söz konusu birim, doğrudan dini ve siyasi lideri Hamaney’in talimatları doğrultusunda hareket ediyor ve oldukça profesyonel bir şekilde gelişmiş teknolojik araçlarla internet ortamını denetliyorlar ayrıca tamamen bağımsız olarak herhangi bir mahkeme kararı olmadan rejim açısından suç niteliği taşıyan konuları yayınlayan failleri tutukluyorlar. Özellikle son yıllarda blog yazarların, internet sitesi operatörlerin ve soysal ağ kullanıcıların tutuklanması ile ilgili haberler yayımlanmaktadır. Yukarıda işaret edildiği üzere internetin yüzde yüz kontrol altına alınması ve denetlenmesi, İran İslam Cumhuriyeti’nin asıl hedeflerinden biridir ve bu hedefin gerçekleştirilmesinde çeşitli yasal araç gereçleri kullanmaktadır. Ancak internetin hızla gelişmesi ve yaygınlaşması ayrıca küresel internet sunucularının yurt dışında olması dikkate alındığında bu hedefe ulaşmak neredeyse imkânsız gibi görünüyor. Son yıllarda İran İslam Cumhuriyeti’nin önünde iki yol vardı: İlki ya interneti tamamen kesip internetin kamusal alanda kullanımına izin vermeyecekti ya da halkın interneti kullanımı için özgür bir alan oluşturacaktı. Son yıllarda bakanlıklar ve bankalar gibi sistemin ana ve yardımcı organları kendi işlerini kolaylaştırmak amacıyla internette otomasyon altyapılarını kurdular ve internet vasıtasıyla mali iş akışlarını gerçekleştirmeye başladılar. İnternetin kesilmesi, ülkenin idari ve kurumsal yapısının ayrıca bankacılık ve mali sisteminin çömesi anlamına gelmektedir. İkinci faktör, İran gibi bir ülkede düşünülemez.

İnternet konusunda İran İslam Cumhuriyeti’nin üst düzey yetkililerinin kaygılanmasına neden olan başka bir konu ise yukarıda işaret edildiği gibi bankaların, bakanlıkların ve kurumların otomasyon altyapıları ve söz konusu altyapılara muhtemel siber saldırıların olmasıdır. İki temel hedef doğrultusunda kapalı ve kontrol edilebilir ağ ve çevrenin sağlanması açıkça İran yetkililerinin istedikleri hususlardır. Bu hedeflerden biri muhtemel siber saldırılar karşısında güvenliğin tam anlamı ile sağlanması ve diğeri ise İran’da internette serbest bilgi akış konusunda kullanıcıların yüzde yüz kontrol altına alınmalarıdır. Bu iki hedefin gerçekleştirilmesi konusu dikkate alındığında başta dini lider olmak üzere İran’ın üst düzey yetkililerinin üzerinde durdukları üçüncü bir yol da 80’li yılların başında uzun vadeli ve etkili bir proje kapsamında faaliyete başladı. Projenin gerçekleşmesi durumunda serbest internet yerine tamamen kontrol altına alınmış ve küresel internet ağından farklı olarak İran sınırları içinde olan ve internet kullanıcılarının yüzde yüz kontrol edilmesine şahit olacağız.

 …..

Siber Ulusal Merkezinin Oluşması     

İran’a internetin gelmesinden ve kullanıcıların sanal ortamdaki sayılarının artmasının ardından birçok çekişme yaşandı. Bu doğrultuda İran İslam Cumhuriyeti, interneti daha çok kontrol altına alabilmek için dini lider tarafından 2012 yılında dönemin cumhurbaşkanına gönderilen bir kararnamede “Siber Yüksek Konseyi” adında bir konseyin kurulması ve üyelerinin belirlenmesi yönünde talimatı verildi. Söz konusu kararname gereği “Siber Ulusal Merkezini” kurma görevi de konseye verildi.

Söz konusu kararnameye göre İran Dini Lideri internetin önemi ve onun vereceği hasarlar nedeniyle belirli bir plan ve politikanın gerekliliği hakkında kısa bir açıklama yaptıktan sonra bu eylemlerin bağımsız bir merkezde toplanması için konseye tüzel ve gerçek üyeleri ataması konusunda cumhurbaşkanına tam yetki verilmiştir.

Konseyin tüzel üyeleri şunlardan ibrettir:

-Cumhurbaşkanı (Konsey Başkanı)

-İslami Şura Meclisi Başkanı

-Yargı Başkanı

– İran Radyo Televizyon Kurumu Başkanı

-Ulusal Siber Merkezi başkanı ve sekreteri

– İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanı

-Kültür ve İslami İrşad Bakanı

– Bilim, Araştırma ve Teknoloji Bakanı

-İstihbarat Bakanı

-İslami Şura Meclisi Kültür Komisyonu Başkanı  

-İslami Propaganda Kurumu Başkanı

-Devrim Muhafızları Komutanı

-İran Kolluk Kuvvetleri Komutanı

Konseyin gerçek üyeleri:

Dr. Hamid Şehriyarı

Dr. Seyyid Cevad Mazlumi

Mühendis Mesud Ebutalibi

Dr. Kamyar Segefi

Dr. Resul Celili

Dr. Muhammed Serferaz

Ve Mühendis Alirıza Şahmirzay üç yıllığına seçilmişler.

Söz konusu konsey, uluslararası alanda ve yurt içinde sanal ortama tam anlamıyla hâkim olmak ve tüm alanlarda yüksek konseyin denetimleri ve kararları doğrultusunda donanım, yazılım ve içerikle ilgili aktif ve akıllıca kararlar alabilmek için “Siber Ulusal Merkezi” adında bir merkezi kurmakla yükümlüdür. Siber Ulusal Merkezi ve Siber Yüksek Konseyin görevleri hakkındaki temel noktalar kararnamenin ekinde yer almaktadır.

Son olarak Siber Ulusal Merkezinin kurulması ile ilgili sürecin hızlandırılmasının yanı sıra konsey başkanı ve üyelerinin, merkezin belirlenmiş hedeflere ulaşması için gereken çabayı göstermeleri gerektiği beklentisi içindeyiz. Tüm kamu kuruluşlar, söz konusu merkezle iş biriliği yapmakla yükümlüler. (Siber Yüksek Konseyi Merkezinin kurulması ve üyelerinin atanması ile ilgili Dini liderin çıkardığı kararname, Mart 1390)  

Dini liderin kararnamesinden sonra söz konusu konseyin ve ardından Siber Ulusal Merkezin kurulması yönündeki girişimler oldukça yavaş ilerledi ancak dini liderin ikinci dört yıllık dönem için yeni üyelerin atanması konusundaki ikinci kararnamesi oldukça önemlidir. Dini liderin bu kararnamedeki daha sert ve ciddi ifadeleri, konsey için belirlediği 10 madde ve yukarıdaki konuları hatırlatması muhtemelen dini liderin ilk dört yıllık dönemde Siber Ulusal Merkezin ve konseyin faaliyetlerinden memnun kalmadığını göstermektedir. İran dini liderinin henüz gerçekleştirilmemiş hedefler olarak siyasi ve güvenlik faktörler üzerinde durması ikinci kararnamede net bir şekilde görülmektedir. Bu kararname önemli olduğu için aynen veriyoruz:   

“Son yıllarda sanal ortamın ortaya çıkması küresel değişimin en büyük sembollerinden biridir. Öyle bir olay ki ulusal ve uluslararası arenada kültürel, sosyal, ekonomik, politik, güvenlik ve savunma gibi konular üzerinde her geçen gün eşsiz etkisini göstermektedir.

Bugün Siber Yüksek Konseyinin kurulamasının üç yılı aşkın bir süre geçmiştir. Ulusal Siber Merkezine bağlı konsey, tehditler ve hasarla mücadele etmek, potansiyelleri ve fırsatları kullanmak için bu alandaki hızlı gelişmeleri akıllıca ve zekice karşılayan bir merkez olarak tanınmaktadır.

Bu kuruluşun asıl görevi gereken zamanda politikaları, makro yönetim ve programları belirleme ayrıca bu alanda etkili bir denetim ve izleme sağlamasıdır. Bu nedenle bu alandaki hızlı ve karmaşık gelişmelere bağlı olarak konsey kendisini bir taraftan ülkenin gerçek ve yoğun ihtiyaçlarını dikkate almalı diğer taraftan ise dört yıllık bir dönem için ağır bir görevi üstlenmelidir.    

Konseyin kuruluşu ile ilgili ilk kararnamenin ve ekindeki maddelere vurgu yaparak, Siber Yüksek Konseyinin saygıdeğer üyeleri ve başkanının aşağıda belirtilen konuları daha ciddi bir şekilde ele almalarının önem arz ettiğini belirtmek isterim.

1-Yüksek Konseyin kurumlar üstü önemli konumunu pekiştirmek amacıyla bu konseye paralel geçmişteki yüksek konseylerin kapatılması ayrıca o konseylerin görevlerinin Siber Yüksek Konseye devredilmesi.

2-Konseyin kararlarını gerçekleştirmek için Siber Yüksek Konseyin bir kolu olan Siber Ulusal Merkezinin yapacağı görevler çerçevesinde güçlendirilmesi ve sağlamlaştırılması. Görevleri: Mevcut sanal ortamın denetlenmesi, ulusal ve uluslararası düzeyde bu alanda gelişmelerle ilgili tahminler. Sanal ortamla ilgili bakanlıklar, kuruluşlar ve bilimsel, teknik, ekonomik, ticari, kolluk kolları, güvenlik ve savunma gibi ilgili çeşitli kurumlar arasında koordinasyon ve sinerjinin sağlanması. Yüksek Konseyin kararları çerçevesinde ilgili bölüm ve organların performanslarının sürekli izlenmesi.

3- İran İslam Cumhuriyeti’nin siber güç konusunda etkili küresel güçlerle aynı konuma yükselmesi, adil ve ahlaki bir yaklaşımla uluslararası arenada sanal ortamla ilgili yönetmeliğin şekillenmesi için diğer ülkelerle olan etkileşimden yararlanmak.  

4-Tamamen gelişmiş ve rekabetçi endüstri ve çeşitli teknolojilerin gelişmesi ve oluşması konusunda ciddi yatırımların yapılması, millî ve çok yönlü çabaların gösterilmesi. Ülkenin altıncı yıllık kalkınma programı başta olmak üzere sanal ortamın her yönü ile ilgili donanım, yazılım, içerik ve hizmet alanlarında gerekli yetkin ve uzman elemanların eğitimi ve üniversitelerde yeni bölümlerin oluşturulması ve kullanılması.

5-Yüksek Konseyde millî internetle ilgili planın onaylanmasının ardından kurumunun hızlandırılması ve ulusal merkezin, projenin kurumu ve işleyişi aşamasında etkili denetimleri sağlaması.

6-Ülkedeki sanal ortamın tüm yönüyle ilgili güvenliğin korunmasına ve arınmasına özel çaba gösterilmesi ayrıca toplumun tüm kesimlerinin özelini koruma ve bu alanda yabancıların saldırılarına karşı etkili mücadele etmek.

7-İran İslami yaşam tarzı, değerleri ve normlarının tanıtımı, bu alanda toplumsal ve kültürel hasar ve ihlalleri önlemek, kültürel saldırının her yönü ile etkili mücadele etmek ve toplumun sanal ortamla ilgili bilgisini ve kullanıcı kültürü geliştirmek.

8-Ülkenin ekonomi politikaları çerçevesinde sanal ortamda bilgi ekonomisi için uygun konum ve rolün verilmesi, sanal teknolojiler ile ilgili çalışma koşullarını iyileştirmek için çok yönlü programların hazırlanması, yeni iş fırsatlarından yararlanmanın yanı sıra bu alanda içerik, hizmet ve ticaretin geliştirilmesi.

9-Toplumun tüm katmanlarında İran İslami kültürü ve değerlerine dayalı içerik, etkin hizmetin ve rekabetin gelişmesi ve bu alanda özel sektörün değerlendirilmesi ve halkın katılımının sağlanması.

10-Sanal ortamda gereken güvenlik, hukuki ve adli sistemlerin yazılması ve karara bağlanması.

Yeni dönem için Siber Yüksek Konseyin tüzel ve gerçek üyeleri şöyledir:

Konseyin tüzel üyeleri: Cumhurbaşkanı (Yüksek Konseyin Başkanı), İslami Şura Meclisi Başkanı, Yargı Başkanı,  İran Radyo Televizyon Kurumu Başkanı, Ulusal Siber Merkezin başkanı ve sekreteri,  İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanı, Kültür ve İslami İrşad Bakanı, Bilim, Araştırma ve Teknoloji Bakanı, İstihbarat Bakanı, Eğitim Bakanı, Savunma ve Silahlı Kuvvetler Lojistik Bakanı, Cumhurbaşkanı bilim ve teknoloji yardımcısı, İslami Şura Meclisi Kültür Komisyonu Başkanı, İslami Propaganda Kurumu Başkanı, Devrim Muhafızları Komutanı, Kolluk Kuvvetleri Komutanı. Gerçek üyeler ise: Dr. Seyyid Rıza Amoli, Dr. Hamid Şehriyari, Dr. Rıza Tagipur, Dr. Mehdi Ahavan Behabadi, Mühendis Mesud Ebutalibi, Dr. Kamyar Segefi, Dr. Resul Celili ve Mühendis Seyyid İzettullah Zergami.

Cenabı Allah bu yolda yar ve yaveriniz olsun.

Seyyid Ali Hamaney

05.09.2015

…..

Siber Yükesk Konseyin üyelerinin atanması ile ilgili İran Dini Liderin ikinci kararnamesi ve görüşleri:

İran Dini Lideri’nin ikinci kararnamede üzerinde durduğu 10 madde aynı zamanda belirlenen hedeflerin gerçekleşmesini, uygulamanın hızlanmasını ve artan hassasiyetini göstermektedir.

Vilayeti Fakih sıfatıyla İran İslam Cumhuriyeti Dini Lideri açısında İran yetkililerinin sanal ortam üzerindeki kontrol ve denetimlerinin önemini daha iyi anlamak için her ortamda diğer yetkililer tarafından ifade edilen dini liderin iki önemli cümlesi dikkate değer bir konudur:

“Sanal ortam, İslami Devrim kadar önemlidir.”

“Eğer yapabilseydim kendim bu konseyin (Siber Yüksek Konseyi) sorumluluğunu üstlenirdim.”

…..

Siber Ulusal Merkezin Hedefleri ve Yapısı

Genel olarak Siber Ulusal Merkezin oluşmasındaki hedef “millî internet” olarak bilinen ağı yüzde yüz kontrol ve denetim altına almaktır. Aslında küresel internetin yerine kullanılan millî internetin teknik altyapısı tamamen yerli elemanlar tarafından planlanmış ve bunun denetim ve kontrolünden de Siber Ulusal Merkezi sorumludur.

“Millî internet, 2026 vizyon programında belirlenen hedeflere ulaşmak konusunda İslami değerler ve normlar esasında sanal bir ortamın oluşturulması için güvenli, gelişmiş, yerli ve en son teknolojilerle donatılmış bir ortamdır.”

“Millî internet; Bilim, Araştırma ve Teknoloji Bakanlığı tarafından Siber Ulusal Merkezin denetiminde Siber Yüksek Konseyin kararları çerçevesinde kurulmalıdır. Siber Ulusal Merkez tarafından gereken izin çıktıktan sonra faaliyete başlamalı ve sanal iletişim altyapısıyla ilgili hizmetlerini özel sektör ve kamu kurum ve kuruluşların çeşitli katmanlarındaki kullanıcılara sunmalıdır.

Siber Ulusal Konseyin 15. toplantısında alınan kararlar gereği ülkenin sanal iletişim altyapısı olarak bilinen “millî internet”,  data merkezleri, yönlendiriciler ve sunucularla birlikte internet anlaşmasına dayalı bir ağdır. Yurt içindeki data merkezlerinde tutulan bilgilere yurt içi kullanıcılarının erişimi, hiçbir şekilde yurt dışı vasıtasıyla olmamalı ve yerli, güvenli ve özel internet ağlarının oluşmasın imkan sağlanmalı.

Şii İslam hükümlerine dayalı internetin düzenlenmesine vurgu yapılması, yurt içinde tutulan bilgilere erişimin yurt dışından yönlendirilmemesi ayrıca yurt içinde özel ve güvenli internet ağlarının oluşturulması, “millî internetin” kurulmasının temel hedeflerinden olarak belirtilmektedir.      

Siber Yüksek Konseyinin yürütme kolu olarak bilinen ve konseyin gözetimi ve makro planları altında olan merkezin kurumsal yapısı, “Mevzuatı Düzenleme”, “İçerik”, “Güvenlik”, “Teknoloji” gibi dört yardımcı kurum ve “Mevzuatı Düzenleme Yüksek Komisyonu”,  “İçerik Üretimini Artırma Yüksek Komisyonu” ve “Güvenlik Yüksek Konseyi” gibi üç komisyondan kurulmuştur.

Siber Ulusal Merkezinin12 başlık altında tanımlanan resmî politikaları ve son hedefleri net bir şekilde iç altyapının güvenliğine işaret etmekte ve bu makro politikalar doğrultusunda merkezin tahsis ettiği yüksek bütçe ile faaliyetini sürdürmektedir.

 …..

Ulusal Siber Merkezin Politikaları ve Hedefleri   

-Uluslararası ve ulusal düzeyde sanal ortamla ilgili aktif ve yenilikçi yaklaşım, tehditlerle mücadele ve fırsatlardan yararlanmak için söz konusu yaklaşımın geliştirilmesi.

-Kültür ve eğitimin geliştirilmesi… Sanal ortamın tehlikeleri hakkında halkı uyarak, özel ve toplumsal hayatta sanal ortamın tehlikeleri ile mücadele etmek için insanları motive etmek.

-İçeriğin altyapılara önceliğinin olması; kalıplar, internet hizmeti, yüksek oranda yatırımlar

-Küresel ağ ile veri alış verişinin düzenlenmesi

-Ülkenin sanal ortamında en üst düzeyde emniyete ulaşmak ayrıca sanal ortamda tüm aktörlerin, sistemin ve halkın tüm kesimlerinin güvenliği için gereken şartların sağlanması.

-Kültürel savaş koşulları göz önüne alınması ve bunun sonucunda cihat ruhunun, etkileşim ve sinerjinin tüm organlar ve halkın arasında en üst düzeyde hâkim kılması.

-Her türlü saldırı karşısında uygun savunmak ve siber saldırıları karşısında hayati altyapıları korumak amacıyla en üst düzeyde gereken hazırlıkların oluşması.

-İslami Devrim söyleminin gerçekleşmesi ve yayılması konusunda başta Müslümanlar olmak üzere diğer milletlerle planlı ve geniş iş birliği ve iletişim kurmak amacıyla sanal ortamının maksimum şekilde kullanılması.

Siber Ulusal Merkezin politikaları ve hedefleri hakkındaki genel kavramlar anlaşıldığı üzere rejim yetkilileri ve özellikle dini liderin kaygılanmasına neden olmuştur. “Tehditlerle mücadele edilmesi”, “sistem ve halkın sanal ortamda güvenliğinin sağlanması”, “ülkenin kültürel savaşta olduğu algısının oluşturulması” ve “siber saldırı karşısında hayati altyapıların korunması ve herhangi bir saldırıya karşı savunma yapılması” gibi faktörler rejimin siyasi ve güvenlikçi yaklaşımını en iyi şekilde ortaya koymaktadır. Ayrıca yurt dışında devrim propagandasının yapılması merkezin belli başlı hedeflerinden biri olarak belirtilmiştir.

Millî internetin gereksinimlerini altı maddede açıklayan Siber Ulusal Merkezi, açık bir şekilde bu ağın yerli ve tamamen bağımsız olması gerektiğine vurgu yapmaktadır.

Siber Yüksek Konseyi 15. toplantısının ikinci kararı gereği millî internet ağı ile ilgili gereksinimler şöyle sıralanmıştır:

-Tamamen bağımsız yönetim ile iç iletişim altyapılarından oluşan bir ağ.

-Tamamen bağımsız ve internet gibi diğer ağlara oranla daha güvenli ve etkileşim yeteneğine sahip bir ağ.

  -Tüm kesimlere her türlü bilgiyi ve küresel iletişim hizmetlerini kalite garantisi ile sunan bir ağ.

-Tüm kullanıcılara şifreleme ve e-imza dâhil güvenli hizmet yeteneğine sahip ağ.

-Ülkenin hayati merkezleri ve organları arasında güvenli ve istikrarlı iletişim kabiliyetine sahip ağ.

-Yüksek kapasiteli, geniş bantlı, yerli data merkezi gibi rekabetçi tarifeleri ihtiva eden ağ.

…..

Sonuç:

Bir önceki bölümlerde dini liderin başta olmak üzere İran İslam Cumhuriyeti’nin platformlarda her türlü düşüncenin ister modern ister geleneksel yöntemlerle yayınlanması ile ilgili resmî politikası ele alındı ve rejimin serbest bilgi akışı karşısındaki korkusu ve siyasi ve güvenlikçi tutumu ortaya konuldu. Ancak İran rejiminin bu olgu ve özellikle serbest internet karşısındaki saldırgan politikaları, küresel internet ağı yerine “millî internet ağı” gibi tamamen yerli bir ağın planlanması ve uygulanması planı, bilgi akışı üzerinde yüzde yüz kontrol sağlaması ve devlet yetkililerinin milli internetle ilgili açıklamaları dikkate alındığında İran’ın gelecekte iletişim sistemini hem yurt içinde hem de yurt dışında bir belirsizliğe sürüklediği ortaya çıkmıştır.

İran’da internet kullanıcılarının nasıl bir sıkıntı ile karşı karşıya kalacaklarını net bir şekilde ortaya koymak oldukça zordur. Ancak ilgili makamlar tarafından yapılan açıklamalardan elde edilen çıkarımlar, internet kullanıcılarının küresel internet ve iletişim ağını kısa vadede kesmelerinin mümkün olmayacağı yönündedir. Millî internet projesi ile ilgili rejim yetkililerinin ortaya koydukları iki önemli nedenden biri, ülkenin temel altyapılarına yurt dışından ve yurt içinden yapılan siber saldırıları önlemek ve diğeri ise kullanıcıların küresel internete ödedikleri maliyeti azaltmaktır. Ayrıca ilgili yetkililer her fırsatta ve yaptıkları her açıklamada, söz konusu internetin uygulanmaya başlaması ile gelecekte herhangi bir kısıtlamanın olmayacağını anlatmaya çalışıyorlar. Ama gerçek anlatıldığı gibi değil. İnternet ortamında bilgilerin hızla dolaşması gazetecilere, insan hakları savunucularına ve muhaliflere oldukça hızlı ve verimli bir platform sağladı. Ülkenin mevcut durumundan anında haberdar olmak ve hükûmet karşıtı muhalif sitelere tüm kesimlerin erişimi konusunda internette oluşan bu ortam, dini lider başta olmak üzere İran İslam Cumhuriyeti hükûmetini ciddi bir şekilde kaygılandıran en önemli konulardan bir hâline gelmiştir.

Kısacası e-postaların içeriğini kontrol etmek ve hükûmetin kontrol edemediği Facebook, Youtube ve Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerine kullanıcıların üye olmasını önlemek ayrıca hükûmetin ve İslam dininin normlarına aykırı ve rejim açısından suç teşkil eden içeriğin yayınlanmaması ve yapılmaması gibi konular, İslami rejimin bugüne kadar filtreleme politikası ile kısmen uyguladığı kısıtlayıcı davranışlar arasında yer almaktadır. Ancak rejim açısından internetin yüzde yüz kontrol altına alınması filtreleme politikası ve bunun gibi yöntemlerle değil millî internet ağının planlanması ve uygulanması ile mümkün olacaktır.

 Son dönemlerde İran’da ilgili yetkililer tarafından gündeme getirilen “helal arama motoru” (helal trafik) ve “haram arama motoru” gibi terimler, internet şirketlerinin kullanıcılara iç ve dış olmak üzere iki tür hizmet sunmalarından ibarettir. Helal arama motoru olarak iç ağ, çok ucuz fiyattan hatta bazı durumlarda ücretsiz ve birçok cazip tarifelerle kullanıcılara verilmektedir ancak kısıtlanmış ve filtrelenmiş küresel internet ağı ise her zamanki gibi yüksek fiyattan, düşük hız ve kota ile müşterilere sunulmaktadır.

Kullanıcıların küresel internet yerine iç interneti tercih etmeleri ve kullanmaları ile ilgili teşvikler, İran hükûmetinin uyguladığı aldatıcı politikalarından biridir. Ancak uzun vadede ülkedeki mevcut anti demokratik durum devam ederse internetin tamamen kesilmesi ve ilgili organların kullanıcılara hizmet vermemesi muhtemeldir.

….

Yazar: Manas Çamlı- Tebriz Araştırmaları Merkezi Uzmanı

 

…..

 

Anahtar kelimeler: