Siyaset Alanında En Etkili Fütüristlerin (Gelecekçilerin) Tanıtımı

tebaren | 15:58 - 19.08.2016

1-vertFütüristik; kaynakların, olguların, istikrar ve değişim faktörlerinin araştırılmasıyla potansiyel geleceklerin şekillenmesini sağlayan ve onlar hakkında program hazırlayan çabaların toplamı olarak değerlendirilmektedir. Fütüristik, “bugünün” (istikrar) değişinin içinden “yarın” gerçeğinin nasıl doğacağını yansıtmaktadır. Fütüristiğin Latince karşılığı “Futures Study”dir. “Futures” kelimesi şu sebeple çoğul şeklinde kullanılmıştır: Çeşitli yöntemleri kullanmak yoluyla ve sadece tek bir geleceği göz önüne getirmek yerine birçok düşünülebilen gelecek” ile ilgili sistemli ve akılcı spekülasyonlar yapılabilir. Fütüristik konuları, bugünün geleceğe dönüştürülmesi için “mümkün”, “muhtemel” ve “istek” gibi türleri içermektedir.

Fütüristik faaliyeti ile ilgili ilk bilimsel araştırma 1930-1933 yıllarında Amerika’da William F. Ogburn gözetiminde bir grup araştırmacı tarafından yeni bir bilim olarak tanınan sosyoloji alanında gerçekleşti. Bu grup ilk kez Amerika’da sosyal süreçler hakkında ekstrapolasyon gibi bilimsel metodoloji ve bilimsel araştırmalar yaptı ve Amerika’da ilk defa o süreçlerle ilgili bir katalog yayımlayarak artan göç de dâhil olmak üzere çoğalan boşanma konusunda gelecekle ilgili önemli tahminlerde bulundular. Ayrıca İkinci Dünya Savaşı’nın hemen ardından Almanya ve Japonya’da kullanılan teknolojilerin analiz edilmesi, fütüristik alanında yeni yöntemlerin ortaya çıkmasına vesile oldu ve sonuç olarak 1950 ve 60’lı yıllarda radar, havacılık ve kıtalar arası balistik füzeler gibi önemli teknolojik gelişmeler önceden öngörüldü. Soğuk Savaş ve nükleer silahlanma döneminde askerî yetkililerin en önemli endişesi, olası bir nükleer çatışma sonrasındaki olaylar zincirinin tahmin edilmesiydi. Bu nedenle ilk olarak savaş oyunları ortaya çıktı. Nükleer çatışmanın simülasyonu olan bu savaşlar, çeşitli olasılıkları araştırıp detaylı bir şekilde inceliyorlardı. Bu modellerin en mükemmel formu, fütüristiğin en önemli araçlarından biri olarak sayılan senaryonun oluşmasına neden oldu. Bu senaryoların yardımıyla, nükleer bir savaşın başlangıcından kısa bir süre sonra tasavvur edilebilecek olaylar zinciri anlaşılabilir ve modelleştirilebilir. Böylece böylesi bir savaşla karşılaşmak için gerekli hazırlıkların nasıl elde edildiğini ve savaşın tepkilerini formüle edebilmek mümkündür. Bu aynen fütüristikte bir araç olarak rol alan senaryonun rolüne benzer. Fütüristiğin gelişmesine neden olan başka bir faktör ise tasarımlardaki değişiklik ve silah yapımıdır. İkinci Dünya savaşı yıllarında tanklar, uçaklar ve gemiler kısa bir zaman diliminde tasarlanıp yapılıyordu. Ama daha sonra birçok silahın karmaşık hâle gelmesiyle birlikte (kıtalar arası füzeler, nükleer denizaltıları vb…) savaş endüstrisi planlayıcılarının işi zorlaştı. Bir ürünün tasarımından yapım aşamasına kadar on yıllık uzun bir süreye ihtiyaç duyuldu. Sonuç olarak tasarımın başında kullanılan teknoloji, projenin gelişim aşamasında köklü değişime uğramış ve genellikle ilk örnek yapıldıktan sonra devre dışı bırakılmıştır. 1964 yılında teknolojiyi öngörme gereksinimi, delphi yönteminin kullanılmasıyla en ünlü değerlendirmelerden birinin gerçekleşmesine neden oldu. Rand Düşünce Kuruluşunun destekleri sayesinde, çeşitli teknolojilerdeki uzmanlar ortak bir proje etrafında toplanarak önümüzdeki yüzyıl içinde gelişmekte olan teknolojileri araştırmak için görevlendirildiler. Onlar; “bilimde önemli değişiklikler”, “nüfus kontrolü”, “otomasyon”, “havacılık biliminde ilerleme”, “savaşı önlemek” ve “savaş sistemleri” gibi konularda araştırmalar yapıyorlardı. Bu yöntem, araştırmacılardan kendi değerlendirmelerini sunmanın yanı sıra diğer uzmanların da cevap dağılımını dikkate almalarını ve farklılıkları tartıştıktan sonra revize edilmiş değerlendirmelerini sunmalarını istiyordu. Yıllar sonra ortaya çıkacak teknolojilerin tahmin edilmesinde bu yöntemin açıkladığı sonuçlar, ilginç bir şekilde doğru çıktı. Fütüristik, genel bir faaliyet olarak 60’lı yıllarda başladı. Bertrand de Jouvenel, gelecekle ilgili ilk teorik araştırmasını “Tahmin Sanatı” adıyla yazdı. Bertrand de Jouvenel, bu alanda, “gelecekle ilgili herhangi bir gerçeğin olmadığına” işaret ederek, geleceğe yönelik belge ve sonuçlar elde etmenin yaygın olmayan yöntemlere ihtiyaç olduğu sonucuna vardı. Harrison Brown, “İnsanın Geleceği Önündeki Sorunlar” adlı kitabında, 1954 yılında insanın hâlihazırda karşı karşıya kaldığı ekoloji ve gelişme ile ilgili birçok konu hakkında tahminde bulundu. Rachel Carson, 1962 yılında yayımladığı “Sessiz Bahar” adlı kitabında, Keten Kuşu’nun olmadığı bir dünya tasavvur ederek çevre hareketini başlatan kişi oldu. “Büyümenin Sınırları” ve Ehrlich Paul’un “Nüfus Bombası” adlı kitaplarda geleceğe ilişkin konuların çözüme kavuşturulması doruk noktaya ulaşmıştır. Bu eserlerin yayımlanması ve o dönemin sanayi toplumunun çöküşünü tahmin etmesi şok etkisi yarattı. Sonraları Kennedy Kardeşler ve Martin Luther King’in terörü, Vietnam savaşı ve Watergate skandalı gelecekçilerin bu konuyu tahmin etmede doğru davrandıklarını gösterdi. İyimser gelecekçiler (fütüristler) de 60’lı yıllarda çok yoğun çalışıyorlardı. Sosyolog Daniel Bell, ilk defa “post-endüstriyel toplum” terimini aynı adla kitapta kullandı. Daniel Bell; Marshall Mcluan, Alvin Toffler ve John Naisbitt gibi gelecekçilerin başında gelen bir isimdir. Söz konusu gelecekçilerin öngörüleri biraz geç gerçekleşti ancak dünya, 90’lı yıllarda internet ve 80’lı yıllarda kişisel bilgisayarların ortaya çıkması vasıtasıyla iletişim ve işletme alanında köklü değişikliklere şahit oldu. 60’lı yıllarda fütüristik, bilimin yeni bölümlerinden biri olarak kuruldu. Fütüristikle ilgili ilk eğitim programı 1963 yılında Jim Dator tarafından Virginia Politeknik Enstitüsü’nde verildi. Dator, Hawaii Üniversitesi Siyaset Bilimi grubuna katıldıktan sonra, doktora ve yüksek lisans öğrencileri için fütüristik odaklı eğitim programı hazırladı. 1974 yılında Jib Fowles ve Chris Dede tarafından Houston Üniversitesi’nde fütüristik konusunda ilk lisansüstü eğitim programı hazırlandı. Daha sonraları aynı eğitim dönemleri Massachusetts, Akron, Minnesota, Güney Kaliforniya ve Portland State Üniversitesi’nde de kuruldu. (Maalesef şu anda Hawaii ve Houston Üniversiteleri dışındakiler kapatılmıştır) Fütüristik alanında dünyanın iki saygın kurumu olan Dünya Gelecek Topluluğu (World Futures Society) 1967 yılında Amerika’da, Dünya Gelecek Araştırmaları Federasyonu (World Futures Studies Federation) ise 1973 yılında Paris’te kuruldu. Şu ana kadar 40000 üzerinde üyesi olan kuruluşlar, sadece 80’li yılların başında beş bin katılımcının çeşitli konferanslara katılımını sağlamış ve Fütüristik adında bir dergi yayımlamayı başarmışlardır. Öte yandan Dünya Gelecek Araştırmaları Federasyonu’nun Dünya Gelecek Topluluğu’na göre daha küresel bir organizasyon olması nedeniyle dünyadaki gelecekçiler (fütüristleri) profesyonel bir dernek çatısı altında toplandılar. Ayrıca 80’li yıllarda Elsevier yayımları, ünlü “Gelecekler” (Futures) Dergisi’nin temelini attı. Söz konusu dergi şu anda fütüristik alanında en prestijli eğitim ve düşünce dergisi olarak tanınmaktadır. Daha sonraları 90’lı yıllarda üç aylık “Prestij Dergisi”, Dünya Gelecek Topluluğu vasıtasıyla “gelecekler” (futures) hakkında araştırmalara başladı ve Camford Publishing yayımları tarafından “Tahmin Dergisi”, fütüristik ile ilgili yayımlara ilave edildi.

….

Siyaset alanında tanınmış gelecekçilerin bazıları şunlardır:

……

Michael Oppenheimer:

Michael OppenheimerNew York Üniversitesi öğretim üyesi ve bu üniversitenin Uluslararası İlişkiler Merkezi’nde uzman olan Michael Oppenheier, planlamacı ve “İran 2015”  ve “Suriye 2018” senaryolarının yazarı olarak bilinmektedir. Oppenheier, kırk yılı aşkın bir süre boyunca  hayatını, Amerika’nın çıkarlarını maksimize etmek amacıyla Batı Asya, Çin, Rusya ve Avrupa Birliği ülkeleri arasındaki ilişkileri makro bakışla ele alarak fütüristiğin stratejik alanlarında senaryolar yazmaya adamış ve “Liberal Küreselleşmenin Sonu”, “ABD Dış Politikasında Karar Alma Sürecini Geliştirmede Alternatif Senaryoların Kullanımı” ve “İleri teknoloji Alanlarında Stratejik Şirketlerin Sonuçları” gibi birçok kitap ve makale yayımlamıştır. Oppenheier, “Dünyanın geleceğini daha iyi görebilmek için merkezi halka, teoriler ve bu teorilerin uygulanması arasında uygun bir bağ olup uluslararası ilişkiler alanındaki önemli teorilerin stratejik araştırmalara dönüşmesi gerekir.” diye düşünüyor. Böylece Oppenheier, öğrencilerini stratejik araştırmaları, uluslararası güçlerin karmaşık ilişkileri arasından mümkün olan en basit şekilde paydaşlara ve ABD’li karar vericilere sunabilmeleri konusunda motive ediyor. Amerika Dışişleri Bakanı’nın ve İstihbarat servislerinin ihtiyacı olan araştırmaları gerçekleştiren Oppenheier’in elde ettiği önemli başarılardan biri, ABD Dış İlişkiler Konseyi, Amerika-Birleşmiş Milletler Derneği, Asya Araştırma Enstitüsü, Clinton Vakfı, devlet kurumları ve Amerikan sivil toplum kuruluşlarına uzman elemanlar yetiştirmesidir.

….

Wendell bell:

Wendell BellWendell Bell, gelecekçilerin en tanınmış şahsiyetlerindendir. Şu anda Amerika Birleşik Devletleri Yale Üniversitesi Sosyoloji Fakültesinde Öğretim Üyesi olan Bell, 1924 yılında doğmuştur ve 1941 yılında Loralei Edwards ile evlenmiştir. Bell, fütüristik alanındaki 60 yıllık faaliyetlerini, “Fütüristiğin Temelleri” adıyla kitaplaştırdı ve yayımladı. Bell’in, fütüristik alanında uzun süreliğine faaliyet yürütmesi, teorilerinin ve görüşlerinin ne kadar derin olduğunun gösteriyor. Bell, fütüristiğin ortaya çıktığı andan olgunlaşıncaya kadar tüm aşamalarında var olmuştur. Bell, ömür boyu ekonomik, kültürel ve toplumsal alanlarda, çeşitli ulusal ve kurumsal düzeylerde yürüttüğü faaliyetlerde birçok tecrübe kazanmıştır. Bu nedenle fütüristik biliminin farklı alanlarına hâkim olup kapsamlı ve çok yönlü bir yaklaşım sergileyebilme gücüne sahiptir. Bell, fütüristiğe yöneltilen şüpheleri gidermek için defalarca bu konuda açıklama yapmaya çalışmıştır.

….

Richard Slaughter:

Richard SlaughterFütüristik, kolektif bir süreç olarak düşünülse de bazı gelecekçiler, öncü ve önemli şahıslar olabilmeyi başarmışlar. Gelecekçilerin en önemli isimlerinden biri Richard Slaughter’dir (Londra, 1940). Slaughter, fütüristik alanların tamamında özellikle stratejik tahmin, uygulamalı tahmin, sosyal yenilik ve metodoloji alanlarında söz sahibi ve uzmandır. Slaughter, 1982 yılında İngiltere’nin Lancaster Üniversitesi’nden fütüristik alanında doktorasını tamamladıktan sonra Dünya Fütüristik Federasyonu ve Dünya Gelecek Derneği gibi bilimsel topluluk ve Futures gibi muteber dergilerle iş birliği yapmaya başlamıştır. “Üçüncü Bin Yıllık İçin Gelecek”, “Yeni Bin Yıl İçin Yenilik” ve “Toplumsal Tahminin Oluşturulması” adlı kitaplar ve “Bilgi Tabanlı Fütüristik” yazılım paketi Slaughter’in en çok satan ve bilinen eserleridir. “Avustralya Tahmin Enstitüsü”nün kurucusu olan Slaughter, eleştirel gelecekçilerin arasında yer almakta ve katmanlı metodolojiye inanmaktadır.

….

Michel Godet:

Michel GodetMichel Godet, Avrupa’nın fütüristik konusundaki en ünlü simalarındandır ve bu bölgedeki büyük projelerin ve araştırmaların çoğu, onun düşüncelerinden ve metotlarından etkilenmiştir. 1948 doğumlu olan Michel Godet, Fransa’da Bilişim Akademisi ve Sanat ve İşletme Fakültesi’nin üyesidir. Godet, 1974 yılında Sorbonne Üniversitesi’nin Matematik ve İstatistik bölümünden doktorasını aldıktan ve endüstriyel ve ekonometri alanlarında yıllarca faaliyet gösterdikten sonra 80’li yıllarda Avrupa Komisyonu ile eğitim ve araştırma danışmanı sıfatıyla iş birliğine başladı ve bu süre içinde stratejik ve makro planların önemini ve gerekliliğini kavrayarak fütüristiğin konumu ile tanıştı. Bu faaliyetlerin sonucunda 1985 yılında “Vizyon ve Öngörü Kılavuzu” adlı kitabını yayımladı. Söz konusu kitap dünyanın önemli dillerine tercüme edildi. 1994 yılında UNESCO tarafından yayımlanan başka bir eseri ise “Tahminden Eyleme: Stratejik Öngörüye Giriş” adlı kitabıdır. Godet’in 90’lı yıllardaki çalışmaları, öngörünün aşağıda sözü edilen üç kombinasyonu üzerine oldu: Düşünce ayrılığı, etkileşim, takım çalışması ve bilimsel metodolojinin uygulanması. Godet ve çalışma arkadaşlarına ait metodolojinin en önemli başarısı, genellikle MACTOR VE MIC MAC yazılım sistemleriyle bilinen “Yapısal Analiz Yöntemi” olmuştur. Son yıllarda Godet ve çalışma arkadaşları daha çok perspektif mektebi, bölgesel ve ulusal konuların analizi esasında senaryoların yazılıp yayılması konusunda çaba gösterdiler. Godet, “Stratejik Öngörü” adlı son kitabının giriş bölümünde, “Öngörü ile ilgili tüm dünyada bilinen temel bir felsefeyi kullanmamız gerekir.” diye yazmıştır.

….

Edward Cornish:  

Edvard Kornish1927 doğumlu Edvard Cornish, şu anda 88 yaşındadır ve fütüristiğin önde gelen isimlerinden biridir. “Dünya Gelecek Topluluğu”nun kurucusu olan Cornish, başlangıçta sadece altı sayfalık bir rapor yayımlayan Futurist Dergisi’nin Genel Yayın Yönetmeni idi. Söz konusu dergi 197 yılından bu yana aralıksız olarak yayımlanmış ve fütüristik konusunda önemli başarıları gündeme taşımak için zemin hazırlamıştır. Cornish 60’lı yıllarda ve özellikle National Geographic gibi muteber bir dergide yıllarca faaliyet gösterdikten sonra teknolojinin insan üzerindeki etkisi ile ilgilenmeye başlamıştır. Bu konu Cornish’in fütüristik alanına girmesine neden olmuştur ve hayatının son elli yılında fütüristik konusunu profesyonel bir şekilde ele almıştır. Yıllarca Amerika’da Beyaz Saray ve Kongre’de Başdanışman olarak görev yapan Cornish, şu anda tüm çabasını Fütüristik Üniversitesi’nin gelişmesi ve yayılması için harcamaktadır. Cornish’in kullandığı edebiyat ve terimler, fütüristik alanında araştırmacı yaklaşımının göstergesidir. Cornish, genellikle “Futuring” terimini kullanmakta ve her zaman geleceğe doğru yolculuk yapan bir yolcu olduğumuza inanmaktadır. Cornish, son eserlerinden birinde şöyle yazmıştır: “Fütüristik, öğrenilebilir bir yetenektir ve neredeyse diğer yeteneklere oranla bizim için daha yararlı olacaktır.”

….

Eleonora Masini:

Eleonora MasiniGuatemala’da doğup İtalya’da büyüyen Eleonora Masini, fütüristik bölümünden emekli olmuştur. 1976-2004 yılları arasında İtalya’nın Roma şehrindeki Gregoryen Üniversitesi Sosyal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi olan Masini, ekonomik bilimler ve toplumsal değişimler odaklı hukuk, anayasa ve sosyoloji alanlarında eğitim görmüştür. Masini, Fütüristiğin anası olarak bilinmektedir çünkü profesyonel hayatını, umutlu bir vizyon oluşturmaya adamıştır. Fütüristiğin ahlaki ve felsefi görüşleri hakkında geniş çaplı araştırma ve çalışmalarına ek olarak Masini’nin en sevdiği iki araştırma alanı, “Kadınların Gelecekteki Rolleri” ve “III. Dünya Ülkelerinde Kadınların Konumu” gibi konular olmuştur.

….

Ziauddin Sardar:

Ziya SerdarPakistan’da doğdu, genç yaşlarındayken ailesi ile birlikte Londra’ya göç etti. Pakistan’da bağımsızlık mücadelesinin ve 1970 yılında İslami akımların gerçekleştiği dönemi yaşadı. Sürekli İslam ve laik düşüncenin etkisi altında kalan Sardar, İslam’ın Ehl-i Sünnet düşüncesini anlatan birçok kitapla karşı karşıya kaldı. İslami kimliğini koruyan Sardar, İslami hedeflerine ulaşmak için birçok eser kaleme aldı. Kaleme aldığı yaklaşık kırka yakın kitabı arasında, “İslam Medeniyetinin Geleceği” (1988), İslam Fütüristiği”, “Gelecekteki Düşüncelerin Durumu” (1990), “Postmodernizm” ve diğerlerine (1998) değinilebilir. Sardar, 2012 yılına kadar Futures Gazetesi’nin genel yayın yönetmenliği görevini yürüttü. Postmodernizm ve modernizm dalgaları karşısında taviz vermeyen nadir Müslümanlardan biri olan Sardar, İslam geleneğini insan hayatında korudu. Bugün İslam ümmetinin karşı karşıya kaldığı sıkıntılara ve sorunlara genel bir bakış açısıyla yaklaşan Sardar, İslam toplumlarındaki mevcut bilgi birikiminin yetersiz olduğunu ve küresel değişimi etkilemek için İslam’ın yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini düşünmektedir. Sardar’ın eserleri şunlardan ibarettir: “İslam Dünyasında Bilim, Teknoloji ve Kalkınma”, “İslam Medeniyetinin Geleceği”, “İslam Dünyasında Bilgi Sistemlerinin Yapısı” ve “Biz Nasıl Yapabiliriz?”. Son yıllarda Sardar, “Thomas Kuhn ve Bilim Savaşları” ve “Oryantalizm” ve “Amerika’dan Neden Nefret Ediliyor?” gibi birçok eseri de yayımladı. Bu kitaplardan bazıları Farsçaya da tercüme edildi. “İslami Fütüristik” düşüncesini ilk olarak ortaya koyan Sardar, gelecekte Müslümanların sorunlarının çözüme kavuşturulması konusunda tavsiyelerde bulunmaktadır.

….

James Allen Datro:

James Alen DetorBilim adamı, Hawaii Üniversitesi Fütüristik Araştırma Merkezi Başkanı (Fütürist, eğitim ve danışmanlık araştırmaları alanlarında dünyanın en ünlü kuruluşu) ve Fransa’nın Strazburg şehrinde Uluslararası Uzay Üniversitesi Uzay ve Toplum Fakültesi Başkanlığı görevini yürüten Prof. James Allen Datro, Stetson Üniversitesi Ortaçağ Tarih ve Felsefe alanında ve Pennsylvania Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümünde lisansüstü ayrıca Amerikan Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümünde ise doktora eğitimini tamamladı. Datro bunlara ek olarak lisansüstü eğitimini din bilimleri (ahlak ve kilise tarihi) gibi alanlarda da tamamladı. Ayrıca Japoncayı Yale Üniversitesi’nde, dilbilim ve kantitatif yöntemleri Michigan Üniversitesi’nde, siyaset biliminde matematik yazılımını Methodist Üniversitesi’nde bitirdi. Yaklaşık elli yılı aşkın süredir fütüristik alanında düzenli bir şekilde araştırma yapan Dator,  1967 yılında Virginia Polikliniğinde fütüristik dönemlerini düzenli bir şekilde gerçekleştiren ilk kişilerden biridir. Dator, o dönemden itibaren fütüristik araştırma ve danışmanlık alanlarında aktif bir şekilde faaliyet göstermiştir. 1977 yılında Alvin Toffler ve Clement Bezold ile birlikte “Alternatif Gelecekler” kuruluşunu kurdu. Dator, 1983-1993 yılları arasında on yıl boyunca Dünya Fütüristik Federasyonu’nun önce genel sekreteri ve daha sonra başkanı olarak bu alanda görev yaptı ve Hawaii Üniversitesi’nin öğretim üyesi olmadan önce Toronto ve Japonya’nın Ricoh Üniversitesi’nde altı yıl boyunca eğitim verdi. Buna ek olarak Dator, misafir konuşmacı olarak dünyanın birçok ülkesinde çeşitli kamu kurumlarında, ticari ve fütürist gibi farklı alanlarda etkin rol almıştır.

….

Herman Kahn:

Herman KahnHerman Kahn, 15 Şubat 1922 tarihinde Amerika’nın New Jersey kentinde doğdu. Amerika’ya göç eden anne ve babası Doğu Avrupa’nın göçmen Yahudilerindendir. Herman Kahn, akademik eğitimini Los Angeles Kaliforniya Üniversitesi Fizik Bölümünde başladı ve İkinci Dünya Savaşı sona erdikten sonra söz konusu üniversiteden mezun oldu. Doktora düzeyinde eğitimini sürdürmek için Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü’ne gitti. Maddi sıkıntılar nedeniyle eğitimini devam ettiremeyen Kahn, sonunda yüksek lisansını tamamladı ve kısa bir süre sonra arkadaşı Samuel Cohen’in (Nötron bombasının mucidi) yardımıyla Rand Düşünce Kuruluşu’nda işe başladı. Hidrojen bombasının yapım projesinde de aktif ve etkin bir şekilde rol alan Kahn, nükleer silahların yayılmasının sınırlandırılması alanında Edward Teller (hidrojen bombasının babası), John von Neumann (yirminci yüzyılın matematik dehası), Hans Bethe (Fizik Nobel Ödülü sahibi ve nükleer bomba uzmanı) ve Albert Wohlstetter (Rand Düşünce Kuruluşu’nun seçkin araştırmacısı) gibi bilim adamlarıyla iş birliği yaptı. Soğuk Savaş döneminde Sovyetler Birliği ile ABD arasındaki stratejik konular üzerine çalışan Kahn, kuramları değerlendirerek nükleer savaşların durumunu incelemeye çalışıyordu. Kahn açısından Amerika ile Rusya arasındaki nükleer savaşın vuku bulma hususu iki ilkeye dayanmaktadır: İlki şu ki nükleer savaşların açıkça gerçekleşebilme ihtimalidir; çünkü ABD ve eski Sovyetler, birbirlerini hedef aldıkları büyük nükleer silah depolarına sahiptir. İkincisi ise diğer ülkelerde olduğu gibi bu savaşın kaybedeni veya kazananı olabilir. Kahn “Nükleer savaştan kaynaklı yıkımların ne kadar ağır olduğunu göz ardı edersek, nükleer savaşın patlak vermesi durumunda hayatta kalanların ölülere gıpta etmeyeceklerini söylemek gerekir. Aksi takdirde nükleerin caydırıcılığı konusunu düşünmek gereksiz olacaktır.” diye düşünür.  Kahn’a göre Rus yetkililerinin, Amerika’ya karşı geniş çaplı ve tamamen koordineli bir saldırıyı hayata geçirdikleri takdirde kuşkusuz Amerika’nın da onları yok edeceği şekilde bir misilleme yapacağı konusuna ikna olmaları durumunda caydırıcılılık stratejisi başarıya ulaşacaktır. Böylesi bir düşünce Reagan döneminde Soğuk Savaş stratejisi olarak hâkim olan “Karşılıklı kesin yıkım” doktrininin ortaya çıkmasına neden oldu. “Senaryo Planlama” yönteminin kurucusu Kahn’dır. Bu yöntemin ilk defa “Nükleer Savaş Hakkında” adlı kitapta geçtiğini söylemektedir. Amerika ile eski Sovyetler arasındaki Soğuk Savaş döneminde ve 1960 yılında yazılan bu kitap Amerika ve eski Sovyetlerin askerî ve siyasi yetkililerini etkiledi. Şöyle ki komutanlar, gelecekte yaşanacak değişikliklerin ve termonükleer bir savaşın milyonlarca insanın hayatına mal olacağını anladılar.

Yazar: Merve DOĞAN

Anahtar kelimeler: