İran’daki Kaşkay Türkleri- Mirza Bala Mehmetzade (29.08.1953)

tebaren | 10:47 - 21.06.2016

İran'daki Kaşka TürkleriDoktor Muhammed Musaddıkın devrilmesi ile neticelenen son İran hadiseleri dolayısıyla ayaklandıkları bildirilen İran’daki Kaşkay Türklerine dair yayınlanan haberlerde ve yazılan makalelerde bu mühim Türk kolunun adlarının bile doğru dürüst yazılmadığını gördük. Bazılarının Kaşgari, bazılarının da Gacgaç şeklinde kaydettikleri, fakat asıl adlarının Kaşgai veya Kaşkay olduğu malum olan bu Türkler İran’ın Kuzey Batısını işgal eden Azerbaycan Türkleri ile Kuzey Doğudaki Türkmenistanı Türklerinden ayrı olup, merkezi Şiraz olan Fars eyaletinin Kaşkay Velayeti dahilinde yaşarlar. Dil ve şive bakımından Azeri, Türkmen ve Andolu Türk kültür camiasına giren Kaşkaylar bir zamanlar Fars eyaletinin Kuh-i Geluye ve Hamse Türkleri ile Kum eyaletinin Halacistan bölgesinde ve Sâve eyaletinde yaşayan Halaç Türklerini de içlerine almakta idiler. Kuzeyde Bahtiyarı aşiretinin yaşadığı saha hududundan güneyde Basra körfezine kadar olan geniş arazi dahilinde göçebe hayatı yaşayan ve koyun sürüleri beslemekle iştigal eden Kaşkayların sayıları 1870’de, 60,000 aile olarak tahmin edilmişti. Müteakip yıllarda kıtlık yüzünden nüfusları azalan Kaşkaylar 1906’da 35,555 ve 1914’de ise 55,000 aileye yükselmişlerdir. Çok mahir binici, atıcı ve cengâver olan bu Türkler, cari örf ve adete göre her ailenin bir muharip vermesi usulü ile 40-50,000 süvari çıkarabiliyorlardı. Fakat iaşe darlığı, hayvan ve teslihat yokluğu yüzünden birinci dünya savaşı sıralarında, Osmanlı kuvvetleri tarafından İngilizlere karşı çarpışmak üzere yalnız 20,000 muharip çıkarabilmişlerdi. Mamafih Kaşkaylarla çarpışan İngiliz kuvvetleri kumandanlarında General Sir Perey Ssykes’e göre, Mayıs 1918’de İngilizlerle savaşan muharip Kaşkayların sayısı 8990’dan ibaret olmuştur. Aynı generale göre iaşe darlığı olmasaydı, kafi miktarda silah ve cephaneye malik bulunan Kaşkaylar 25,000 muharip de çıkarabilirlerdi.

Vaktiyle Kaşkay camiasına dahil olup bugün aynı Fars eyaletinin Kuh-i Geluye ve Hamsa vilayetleri dahilinde yerleşip hayat süren İnanlu, Baharlu, Nefer, Basiri, Ağaceri, Karagözlü ve başka Türk boylarının nüfusu en eski bir istatistike göre 25-30,000 aile olarak tahmin edilmiştir. Bunlardan İnanlu ve Baharlu birinci dünya savaşı sıralarında 3000 süvari muharip çıkarmışlardı ve Basra körfezi sahilindeki Bender Abbas’tan Kirman’a ve Yezd’e giden yol, bu Türklerden Baharluların kontrolü altında bulunuyordu.

77 meskûn mahallede yerleşik bir hayat süren Kum Halacistanındaki Türkler yine çok eski bir istatistike göre 18,000 kadar tahmin edilmiştir. İran nüfusunun 8-9,000,000 (8-9 nilyon) tahmin edildiği zamana ait olan bütün bu rakamların yarı yarıya az olduğu şüphesizdir. 1947’de İran’ın umumi nüfusu 17,000,000 olarak gösterildiği için, bundan 40 yıl önce 100,000 aileye baliğ olan Kaşkay nüfusunun en az iki misli artmış ve sayılarının milyonu bulmuş olması icap eder. (her aile beş kişi olarak alınmak şartıyla)

Kaşkayların başında İlhan adını taşıyan bir reis durur. Onun yanında sayıları 12 olarak kabul edilen her kabilenin bir İlbeyi’si vardır. Kabilenin başında Kalantar durmaktadır. Kalantarları, sırası ile Kethüda ve Aksakallar takip eder.

İlhanlarına sımsıkı bağlı olan Kaşkaylar Tahran’dan tayin olunan Valilere hiçbir zaman itaat etmemişlerdi. Merkezi hükümetin memurlarını da tanımazlar. Bu sebeplerdir ki Kaçar hanedanı devrinde ve ondan önce, İlhanların hükümranlıklarını tanımak mecburiyetinde kalan İran hükümeti vergi tahsilini de bu sayede tahakkuk ettirebiliyordu. Kaçarlara nihayet veren yeni bir sülale kuran Rıza Han Pehlevi, Kaşkayların hürriyetine de nihayet vermek isteyince umumi ayaklanma ile karşılandı. İkinci dünya savaşı, sırasında işgal altına alınan İran’da (Rus ve İngiliz işgali) merkezi hümetin otoritesi sarsılınca Kaşkaylar yeniden hareket geldiler. Ve anlaşılan, petrol bölgesinin yanıbaşında duran bu Türkler son hadiselere de sürüklenmiş bulunuyorlar. Kafkasya ve İran üzerinden Basra körfezine ve Hind denizine ulaşmak isteyen Rusya’nın daha Çarlar devrinde Kaşkayların dil, folklor, tarih, hayat ve maişetlerini inceden inceye tetkike koyulmuş olması, bu Türkler, mevcudiyetlerini tehdit eden, maceraya sürükleyen tahrikin ne taraftan geldiğini izaha lüzum bırakmamaktadır. Türk olmayan unsurlarla mahsur bir halde, ana topluluklardan çok uzaklarda yaşayan Kaşkayların varlığına Şöven Fars milliyetçileri zaten tahammül etmez ve onları bir an evvel dağıtıp eritmek isterler. Bu gibi şartlar dahilinde Kaşkayların ayaklanması Pan-İranistlere fırsat vermiş olacaktır. Resmi Fars müelliflerinin Kaşkayların aslen Türk olmadıklarını, belki Türkleşmiş Fars olduklarını tekrarlayıp durmaları, bu asıl Türk topluluğunu bekleyen feci akıbete bir işaret sayılabilir.

İran’daki Kaşkay Türklerini feci akıbete sürükleyen maceralardan alıkoymak her Türke terettüp eden milli bir vazife sayılmalıdır.

Mirza Bala (Mehmetzade)- Milliyet Gazetesi- 20.08.1953, Sayfa:2   

Anahtar kelimeler: