Ana Sayfa / ANALİZ / GÜNEY AZERBAYCAN’DA YÜKSELEN TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ BİR ABD PROJESİ MİDİR?- BABEK ŞAHİT

GÜNEY AZERBAYCAN’DA YÜKSELEN TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ BİR ABD PROJESİ MİDİR?- BABEK ŞAHİT

Orta Doğu’nun önemli sorunlarından biri bu coğrafyada vuku bulan etnik ve mezhepsel çatışmalardır. Bu çatışmaların ortaya çıkışı ve çatışmacı aktörlerin söylem ve eylemleri incelendiğinde, çoğu zaman ülkelerin iç toplumsal koşullarından ziyade bölge dışı güçlerin bölgeye yönelik amaçları, planları ve emelleri etkili olduğu gözlemlenmektedir. Nitekim bölgede çeşitli etnik gruplar ve mezhepler adına ellerine silah tutuşturulmuş birçok örgüt vardır. Bu örgütler, mensup oldukları etnik ve mezhepsel kimlik gruplarının çıkarlarından ziyade, yabancı güçlerin taşeronuna dönmüş durumdadır. Bu nedenle de terör yöntemlerine başvurmakta ve aslında kendi halklarının kalkınması ve özgürlüğüne en büyük zararları vermektedir. Orta Doğu’da kimlik temelli hakları savunan hareketlerden biri de son yıllarda açık bir şekilde yükselme eğilimi gösteren Güney Azerbaycan Türklerinin Türklük mücadelesidir. Üstelik Güney Azerbaycan Türklerinin İran’ın iç politik koşullarını da önemli ölçüde etkileyebildiği görülmektedir. En önemlisi de Güney Azerbaycan Türkleri, terörle ilişkisi olmayan güzide bir mücadeleyi savunmaktadır. Ancak buna rağmen bazı yazar, uzman ve siyasetçilerin İran’da yükselmekte olan Türklük mücadelesini de dış destekli hareketler kategorisinde ele alan önyargılı bir yaklaşıma sahip oldukları görülmektedir. Nitekim Güney Azerbaycan Türklerinin terör ve şiddet yöntemlerine başvurmayan haklı mücadelesi, çeşitli kesimlerce bir ABD projesi olarak sunmaya çalışmaktadır. Fakat İran’da önemli bir toplumsal-siyasal harekete dönüşen Türk milliyetçiliğinin toplumsal dinamikleri, ileri sürdüğü söylem, gösterdiği kolektif siyasal tepkiler ve bölge dışı aktörlerle ilişkisi objektif ve tarafsız bir şekilde incelendiğinde, Güney Azerbaycan’ın Türklük mücadelesini bir ABD proje olarak tanımlamak önyargılı bir yaklaşıma işaret etmektedir. Bu analizde de “Güney Azerbaycan’da yükselen Türk milliyetçiliği bir ABD projesi mi?” sorusuna yanıt aranmakta ve söz konusu iddiayı reddeden bazı sebepler ile örnekler ortaya konulmaktadır.

ABD ve İran Rejim Muhalifleri: ABD-İran ilişkisi ana hatlarıyla incelendiğinde, ABD’nin İran rejim muhalifleri içinde hangi grup, örgüt ve eğilimleri destekleyip kendi şemsiyesi altına aldığı ortaya çıkabilir. ABD, bir devlet dışı aktöre verilebilecek yardım ve desteğin oldukça sınırlı olduğu gerçeğinden yola çıkarak ulusal çıkarlarına uygun gördüğü İranlı rejim muhaliflerine ya meşruiyet vermek ya medyatik destek sağlamak ya da finansörlük yapmakla destek vermektedir. ABD’nin İran rejim muhalifleri içinde en çok destek sağladığı gruplar ise İslamcı sosyalistler olan Halkın Mücahitleri Örgütü, ılımlı ve liberal İslamcılar olan eski reformistler, Pehlevilerin saltanatının geri gelmesini isteyen Saltanatçılar, Fars milliyetçiliğini temel alarak çalışan çeşitli sivil toplum kuruluşları ve İran’ın kuzeybatısında bir Rojhilat devletçiğinin kurulmasını isteyen silahlı örgütlerdir. Bu da ABD Kongresi’nin İran’da sivil toplumu güçlendirmek adına ayırdığı bütçenin masraf edildiği yerlerin listesinden açık bir şekilde öğrenilebilir. Nitekim bugün ABD merkezli Farsça yayın yapan birçok internet sitesinin hakkımızda bölümünde ABD yasaları gereği nereden finanse edildikleri yazılmaktadır. Bu internet sitelerinin birçoğunun hakkımızda bölümünde ABD Dışişleri Bakanlığı, Ulusal Demokrasi Vakfı (NED), Demokrasileri Savunma Vakfı (FDD) ve Açık Toplum Vakıfları gibi merkezler tarafından finanse edildiği açık bir şekilde yazılmaktadır [1]. İran’ın bugünkü koşullarında ABD tarafından desteklenen onlarca Fars milliyetçisi örgüt ve internet sitesinin önemli sorunlarından biri de Güney Azerbaycan Türkleri içinde toplumsal tabanlarını kaybetmeleri ve rakip/düşman olarak gördükleri Türk milliyetçiliği söyleminin güçlenmesidir. Diğer taraftan ABD’nin resmi medyası olan Amerikan Sesi Farsça (VOA Farsça) televizyonu, İran toplumuna yönelik yaptığı yayınlarda da benzer çizgide hareket etmektedir ve İran’daki Türklük mücadelesiyle ilgili haberleri boykot ederken; Fars milliyetçisi ılımlı İslamcılar, İslamcı sosyalistler, LGBT haklarını savunanlar ve feminist grupların taleplerini gündeme taşımaktadır. Bir diğer ifadeyle ABD’nin İran rejim muhalifleri içinde hangi söylem, grup ve örgütleri hangi yöntem ve amaçlarla desteklediğine dair onlarca ve hatta belki de yüzlerce somut kanıt varken İran Türklerinin (Güney Azerbaycanlıların) Türklük mücadelesini ABD tarafından desteklenen bir proje olduğunu öne sürmek insafsızlıktan başka bir şey değildir.

Güney Azerbaycan Türklüğünün Bazı Siyasal Tepkileri: Son yıllarda Güney Azerbaycan Türklerinin gerçekleştirdiği protestoların ABD’nin çıkarları ve istekleriyle ne kadar uyumlu olabileceğine dair ciddi soru işaretleri bulunmaktadır. Güney Azerbaycan Türklerinin yaşadığı kentlerde yaşanan bu gösteriler; genellikle devlet tarafından desteklenen medya ve basın kuruluşlarının Güney Azerbaycan Türklerine yapılan hakaretlere karşı yükselen itirazları dile getirmek [2] ve Güney Azerbaycan Türklerinin kültürel ve siyasal haklarının devlet tarafından inkâr edilmesini protesto etmek amacıyla gerçekleşmiştir. Çeşitli dönemlerde ve farklı aralıklarla yapılan bu gösterilerde süreklilik arz eden ve binlerce kişi tarafından atılan “Haray Haray Ben Türküm”, “Tebriz, Bakü Ankara / Biz Nere Farslar Nere”, “Biz Ölmeğe Hazırız / Babek’in Askeriyiz”, “Türk Dilinde Okul, Olmalıdır Herkes İçin”, “Azerbaycan Var Olsun / Sevmeyen Kör Olsun” ve “Ne Mutlu Türküm Diyene” gibi sloganlar oldukça önemlidir. Bu sloganların içeriğinin ise ABD’nin çıkarlarına hizmet ettiğini söylemek çok da gerçekçi değildir. Öte yandan bazı siyasal eylemler ve gösteriler ise açık bir şekilde ABD ve müttefiklerinin bölgesel çıkarlarına karşı çıkmaktadır. Örneğin Türkiye Cumhuriyeti’nin Suriye’nin kuzeyinde oluşturmak istenilen PKK terör devletine karşı başlattığı Barış Pınarı Hareketi’ni desteklemek amacıyla Güney Azerbaycan Türklerinin ünlü futbol takımı olan Traktör Futbol Takımı taraftarlarının stadyumda Türk Ordusu’na asker selamı göndermesi ve ardından sosyal medyada Türk Ordusu’na destek kampanyalarının başlaması ABD’yi rahatsız etmiştir [3]. Benzer bir örnek de geçtiğimiz haftalarda yaşanan ve Karabağ’ın önemli bir kısmının işgalden kurtarılarak Azerbaycan Cumhuriyeti’ne geri dönmesiyle sonuçlanan II. Karabağ Savaşı’nda yaşanmıştır. Bu savaş esnasında İran tarafsızlığını ilan etmesine rağmen Ermenistan devletini zımni olarak desteklemiştir. Bu da Güney Azerbaycan Türklerinin tepkisine yol açarak Güney Azerbaycan’ın çeşitli kentlerinde gösteriler gerçekleşmesine sebep olmuştur. Güney Azerbaycan Türkleri, söz konusu gösterilerde “Karabağ Azerbaycan Toprağıdır”, “Karabağ Bizimdir Bizim Olacak” ve “Azerbaycan-Türkiye” sloganlarıyla Azerbaycan Cumhuriyeti Ordusu’nun ve Azerbaycan-Türkiye kardeşliğinin yanında olduklarını açıklamıştır. Bu olaylar esnasında yüzlerce sivil toplum mensubu aktivist, çeşitli mektuplar yazarak İran’ın Ermenistan’ın yanında konumlanmaya çalışmasını kınamıştır [4]. Bu iki örneğe Traktör Futbol Takımı’nın maçlarında açılan Türkiye ve Azerbaycan bayrakları ve “Ne Mutlu Türküm Diyene” sloganının atılması da eklenebilir. Tüm bu gösterilerden hareketle, Güney Azerbaycan Türklerinin yaptığı gösterilerin ABD’nin çıkarlarına hizmet edecek nitelikte olmadığı ileri sürülebilir.

İran Sadece Farslar ve Türklerden Oluşmuyor: İran’ın parçalanabileceği tehlikesi, dayanağı olmayan yersiz bir öngörü değildir. Fakat bu parçalanma tehlikesinin önemli sebepleri yabancı güçlerin müdahalelerinden ziyade, İran’ın iç politik koşullarından kaynaklanmaktadır. İran görünürde güçlü bir devlete sahip olduğu imajını sunsa da özünde devletçi bir mantık ve dayanışmacı bir toplum oluşturamamıştır. Bu da farklı etnik gruplar ve toplumsal kategoriler arasında ayrışmacı duyguların güçlenmesine neden olmuştur. Burada dikkat edilmesi gereken husus, İran toplumunun sadece Türk ve Farlardan oluşmadığı gerçeğidir. İran’da Farslar ve Türklerin yanı sıra Kürtler, Araplar, Beluçlar, Lorlar, Mazeniler ve Gilekiler de yaşamaktadır. Bu ana etnik gruplar içinde yer alan Kürtler, Araplar ve Beluçlar arasında ayrılıkçı/bağımsızlıkçı duygular yüksek bir seviyededir ve Lorlar içinde de günden güne güçlenmektedir. Bu kimlik gruplarını Güney Azerbaycan Türklerinden farklı kılan husus ise silahlı etno-milliyetçi örgütlere sahip olmalarıdır. Buna karşılık Güney Azerbaycan Türklerinin Türklük mücadelesi incelendiğinde, herhangi bir şiddet ve terör türüne karşı olduklarını, uluslararası normlar çerçevesinde sivil mücadeleye inandıklarını ve toplumsal-siyasal amaçlarına sivil itaatsizlik yöntemiyle ulaşmayı amaçladıklarını açık bir şekilde söyledikleri ve bu ilkeler üzerinde ısrarcı oldukları görünmektedir. Oysa diğer kimlik grupları, silahlı mücadeleyi yöntem olarak seçmişlerdir. Bir başka deyişle Güney Azerbaycan Türklerinin mücadelesi, dünyadaki en barışçıl hak arama yöntemlerinden biridir. Bu noktada belirtmek gerekir ki İran’ı parçalanmaya götürebilecek sürecin en önemli nedenleri Fars devletçiliğinin iflasın eşiğine gelmiş olması ve diğer kimlik gruplarının da dış destek alarak silahlı örgütler aracılığıyla sahada olmaya çalışmalarıdır. Burada İran devlet zihniyeti için endişe kaynağı olan mesele ise Güney Azerbaycan Türklerinin İran’ın siyasi kültüründeki eylemci profilidir. İran’ın siyasi kültüründe yer etmiş bir kanıya göre, İran’da siyasal değişimler için başlayan süreçler, hangi bir sebepten dolayı başlamış olursa olsun, Güney Azerbaycan Türkleri katılım sağlamadıkça başarıyla sonuçlanmamaktadır. Dolayısıyla İran devlet zihniyeti, Güney Azerbaycan Türklerini diğer kimlik gruplarıyla aynı safta görmek istememektedir. Bunun için çeşitli çözümler üretmek zorunda olduğunun da farkındadır. 

İranlı Türk Bürokratlar ve Türklük: İran’da Türklük mücadelesi uzun bir süre belli entelektüel çevreler ve siyasi örgütlere sınırlı kalmıştır ve İranlı Türk bürokratlar, siyasetçiler ve devlet adamları herhangi bir şekilde Türklük meselesine yaklaşmak istememişlerdir. Fakat Türk milliyetçiliği söylemi, Güney Azerbaycan Türkleri içinde güçlü bir toplumsal söyleme dönüştükten sonra bu bürokratlar, siyasetçiler ve devlet adamları da toplumsal meşruiyetlerini kaybetmemek amacıyla benzer söylemleri ileri sürmeye başlayıp kendilerini topluma Türklüklerine duyarlı bireyler gibi lanse etmeye başladılar. Örneğin Türklük meselsiyle ilgili yakın geçmişe kadar siyasal tabu sayılan birçok ifade ve söylem, bugün İran Meclisi’nde dillendirilmektedir. Bir başka deyişle uzun yıllar boyunca Güney Azerbaycan Milli Hareketi’ne mensup siyasi elitler ve örgütler tarafından ileri sürülen söylemler ve talepler, bugün bazı İran devlet adamları tarafından da dillendirilmektedir [5]. Hâlbuki İran’ın devlet yapılanmasının kendine özgü kapalı yapılanışı dikkate alındığında, bu siyasilerin devlet izni olmadan böyle söylemlerde bulunabilmeleri düşük bir ihtimaldir ve neredeyse imkânsızdır. Bu da İran’da yükselen Türk milliyetçiliğinin İran’ın iç toplumsal-siyasal koşullarından kaynaklandığını ve yabancı merkezlerin kontrolünde olmayan bir toplumsal devinim olduğunu göstermektedir.

Sonuç

İran’da yükselen Türk milliyetçiliğinin toplumsal dinamikleri, ileri sürdüğü söylem, gösterdiği kolektif siyasal tepkiler ve bölge dışı aktörlerle ilişki biçimi incelendiğinde, İran’ın toplumsal gerçekliğinden doğan bir toplumsal/siyasal hareket olarak ön plana çıkmaktadır. Ayrıca ABD ile herhangi bir ilişkiye sahip olmadığı da açıktır. ABD’nin İran rejim muhaliflerine yaptığı destekler ise daha çok Fars milliyetçiliği eksenli gruplara yöneliktir. Ancak belirtilmelidir ki; İran’ın parçalanma tehlikesi yaşadığı, dayanağı olmayan yersiz bir iddia değildir. Fakat bu tehlike algısının en önemli sebebi de İran devletçiliğinin reformcu kapasitesini kaybetmesi ve ulusal halkçı siyasal çözümler üretememesidir. 

Son notlar:

[1] Örneğin Salatançı radikal bir Fars milliyetçisi internet sitesi olan Tevana’nın hakkımızda bölümünde NED, CLIME, ASI, CIVITAS ve USAID gibi merkezlerden desteklendiğini yazmaktadır (bakınız: https://bit.ly/3pzmKae).

Başka bir örnek olarak İran’da ılımlı İslamcılar ve reformistlere yakın olan ve Güney Azerbaycan Türklüğüne karşı olan Quincy Enstitüsü’nün hakkımızda bölümünde George Soros’a bağlı Açık Toplum Vakfı tarafından finanse edildiği bilgisi yer almaktadır (bakınız: https://quincyinst.org/about/ . Bunun yanı sıra İslamcı sosyalist örgüt olan Halkın Mücahitleri Örgütü’nün yıllık yapılan kongrelerine John Bolton ve Rudy Giuliani gibi üst düzey ABD’li bürokratlar katılarak yakın gelecekte bu kurultayın Tahran’da yapılacağını ifade etmeleri ne denli bu silahlı örgütü meşruiyete tanıdıklarını göstermektedir. Rudy Giuliani’nin HMÖ’nün kurultayındaki bir konuşması için bakınız:  https://youtu.be/aYvnmd0uOaU). Başka bir örnek olarak KCK üyesi olan PAK gibi örgütlerin Kuzey Irak’ta ABD ve müttefikleri tarafından silahlandırıldığı ve İran’a karşı savaşmaya hazırlanmak için askeri eğitim verildiğinin haberi ve görüntüleri için bakınız:  https://youtu.be/Xu9EZU6Ya8k .

[2] Örneğin Mayıs 2006 tarihinde hükümete bağlı İran gazetesinde yayımlanan karikatür, ülkedeki Güney Azerbaycan Türklerinin öfkeli protestolarına hedef olmuştu (bakınız: https://bbc.in/3o8krLb). Başka bir örnek olarak İran devlet televizyonunda 6 Kasım 2015 tarihinde yayınlanan bir programda ülkedeki Güney Azerbaycan Türkleri, aşağılandıkları gerekçesiyle başta Tebriz olmak üzere Güney Azerbaycan Türklerinin nüfusun yoğun olduğu yerlerde protesto gösterileri düzenlendi (bakınız: https://bit.ly/3n2aw8w).

[3] Örneğin Takvim internet sitesinin haberine göre Batı, Barış Pınarı Harekâtı’nı fırsat bildi. Türk düşmanlığı sergiledi. Tek destek İran’daki Güney Azerbaycan Türklerinden geldi. Traktör takımının taraftarı, Mehmetçiğe selam gönderdi. (bakınız: https://bit.ly/3b0K5NY).

[4] Örneğin İran’da Karabağ’a destek gösterilerinin görüntüleri ve bu gösterilerde atılan sloganlar için bakınız: https://youtu.be/aD6cfOpjN_0

[5] Örneğin İran’ın Urmiye kenti milletvekili Hadi Bahadori’nin İran Meclisi’nde yaptığı konuşmasında İran nüfusunun %40’ı Türklerden oluştuğu; fakat bir televizyon kanalına bile sahip olmadığını söylemesi için bakınız: https://youtu.be/4Jgc375r1wA

Babek ŞAHİT- Tebriz Araştırmaları Enstitüsü Uzmanı

Bu yazıyı paylaşın

Benzer Konular

İRAN; FAŞİZANLAŞMIŞ Şİİ SİYASAL İSLAM’IN SESSİZ SIKIYÖNTEİMİ- BABEK ŞAHİT

Günümüzde Ortadoğu’nun siyasal geleceğiyle ilgili en çok tartışılan sorulardan biri İran’ı nasıl bir siyasal gelecek …

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *