Ana Sayfa / ANALİZ / İRAN’DAKİ ŞÜPHELİ PATLAMALAR VE MOSSAD’IN OLASI ROLÜ- BABEK ŞAHİT

İRAN’DAKİ ŞÜPHELİ PATLAMALAR VE MOSSAD’IN OLASI ROLÜ- BABEK ŞAHİT

Son haftalarda İran’ın çeşitli kentlerinde özellikle de askeri ve sanayi bölgelerinde nedenleri şeffaf bir şekilde açıklanmayan çeşitli patlamalar yaşanmıştır ve yaşanmaya da devam etmektedir.  Basına yansıyan haberlere göre bu zincir patlamalar 26 Haziran 2020 tarihinde Hocir Askeri Üssü’nde yaşanan patlamayla başlamıştır ve 19 Temmuz 2020 tarihine kadar 15 farklı yer ve bölgede çeşitli patlamalar ve yangınlar meydana gelmiştir. İranlı yetkililer tarafından patlamaların nedenleri hakkında şeffaf açıklamaların yapılmaması ve Batı basının çeşitli ülkelerin istihbarat kaynaklarına dayandırdığı bazı iddiaları ileri sürmesi bu patlamaların sabotaj operasyonları olduğu olasılığını kuvvetlendirmektedir. Bu zincir patlamalar içinde ise en çok dikkat çeken patlama 2 Temmuz 2020 tarihinde İran’ın Natanz Nükleer Tesisi’nde yaşanan patlama olmuştur. İran Milli Yüksek Güvenlik Konseyi’nin bu patlamayla ilgili yaptığı açıklamada patlamanın nedeninin tespit edildiği fakat güvenlik gerekçesiyle uygun zamanda açıklanacağını söylemesi sabotaj operasyonu olduğu ihtimalini yükseltmiştir [1]. Nitekim bu patlamadan hemen sonra Farsça basında yayınlanan bazı haberlere göre bu operasyon İran güvenlik güçleri içinde örgütlenen ve kendilerini Vatan Çitaları grubu adlandıran muhalif bir örgüt tarafından gerçekleştiği iddiası geniş yer almıştır[2].

İran devletinin muğlâk açıklamaları, İsrail yetkililerinin dolaylı kabullenmeleri ve birçok emare Natanz Nükleer Tesisi’nde yaşanan patlamanın Mossad tarafından gerçekleştirilen bir sabotaj operasyonu olduğunu [3] göstermektedir [4].

Bazı hususlar dikkate alındığında bir ayı aşkın bir süredir İran’da yaşanan şüpheli patlamaların Mossad’ın sabotaj operasyonları olduğunu kuvvetli bir ihtimal olarak öne çıkarmaktadır. Bu hususların başında Mossad’ın İran’daki istihbari ve operasyon gücü gelmektedir. İran devriminden günümüze yanşan ve daha sonralar açıklanan birçok gizemli olayda Mossad’ın rolü olduğu ve İran’da güçlü bir istihbari ve operasyon ağına sahip olduğu bilinmektedir. Bu iddiayı kanıtlayan ve yakın dönemde yaşanan en önemli olayların başında Mahmut Ahmedinejad’ın ikinci cumhurbaşkanlığı döneminde İran İstihbarat Bakanlığı İsrail Masası’nın Mossad casusu çıkarak [5] idam edilmesi ve İran’ın kozmik sırları olan nükleer faaliyetiyle ilgili belgeler ve arşivin 2018 yılında Mossad tarafından çalınması ve konteynerle yurtdışına çıkarılıp birçok ülkeye açılması olayları [6] gelmektedir. Bunun yanı sıra İran nükleer programının önemli isimlerinin öldürülmesinde de Mossad’ın rolü olduğu iddia edilmektedir [7]. Bazı kuvvetli ihtimallere göre 2 Temmuz 2020 tarihinde Natanz Nükleer Tesisi’nde yaşanan patlama da Mossad’ın sabotaj operasyonu olmuştur. Fakat bu operasyonun nasıl gerçekleştiği sorusu üzerine tartışmalar devam etmektedir. Bazı iddialara göre bu patlama siber saldırısı sonucu yaşanmıştır, bazı iddialara göre Natanz tesisi İsrail’e ait F-16 uçağı ya da SİHA’lar tarafından hedef alınmıştır ve bazı iddialara göre de Mossad’ın İran’daki hücrelerinin operasyonu olmuştur. Burada bütün iddiaları özellikle de patlamanın şiddetini dikkate alındığında Natanz’ın SİHA’lar tarafından hedef alındığı ya da Mossad’ın İran’daki hücrelerinin operasyonu olduğu daha muhtemel senaryo olarak değerlendirilebilir. Özellikle Mossad’ın İran’daki hücrelerinin operasyonu olduğu daha fazla olasılığa sahiptir. Başka bir ifadeyle son bir ayda İran’ın çeşitli bölgelerinde yaşanan şüpheli patlamalar İsrail’in İran içindeki istihbarat hücre evleri tarafından gerçekleştiği en muhtemel senaryodur. Burada İsrail’in amacı İran’ı savaşa itmekten ziyade caydırıcı gücünü gösterip İran’ın nükleer faaliyetlerini sekteye uğratmaktır. İsrail’e göre İran mevcut koşullarda İsrail ile geniş çaplı bir savaş açma riskini göze alamaz ve bu savaşı kaldırabilmek için gereken koşullar ve güçlü bir kapasiteye sahip değil. Nitekim İran devleti son bir senede İsrail’in Suriye’de İran hedeflerine yönelik yaptığı saldırılar karşısında sadece inkâr ve sessiz kalma politikasını seçmiştir. İran’ın İsrail’in Suriye’de İran hedeflerine yönelik yaptığı saldırılar karşısındaki pasif davranması İsrail’i İran içinde operasyon yapmaya itmiştir. Başka bir ifadeyle İsrail’in son yıllardaki İran politikası İran’ı ciddi bir yol ayrımında bırakmıştır. İran, ya son kırk senelik askeri birikim ve yatırımlarını devreye sokup devrim retoriğinde sürekli üzerinde durduğu İsrail ile savaşmak ve Kudüs’ü kurtarmak söylemini pratiğe dökmeye çalışıp İsrail ile konvansiyonel savaşı göze alacaktır, ya da İsrail saldırıları karşısında pasif davranmayı sürdürerek İsrail’in tepkisini çekebilecek alanlardan uzaklaşacaktır ve İsrail karşıtlığını sadece devrimci retoriğin iç politika malzemesi olarak kullanmaya devam edecektir.

Natanz Nükleer Tesisi patlamasında dikkat çeken ikinci husus Vatan Çitaları Örgütü isminde bir grubun bu sabotaj operasyonunu üstelenmesi olmuştur. Bazı çevreler İran güvenlik güçleri içinde böyle bir rejim muhalifi grubun olduğuna inansalar da böyle bir örgütün gerçekte var olduğu düşük bir olasılığa sahiptir. Büyük bir ihtimalle bu örgüt ya Mossad tarafından ya da İran İstihbarat Bakanlığı tarafından yaratılmış hayali bir örgüttür. BBC Farsça muhabirlerinin açıklamalarına göre patlamadan iki saat sonra bu örgütten operasyonu üstelendiklerine dair ilgili bir e-posta almışlardır [8]. Bu e-postanın alındığı saatte patlamayla ilgili internete düşen herhangi bir bilgi bulunmamıştır. Birinci ihtimale göre bu hayali örgüt Mossad tarafından ortaya atılmıştır. Mossad’ın bundan temel amaçları, İsrail tarafından yapıldığına dair kuşkular yaratmak ve kendini bu örgütün arkasında gizlemek, İran güvenlik güçleri içinde güvensizlik duygusunun oluşmasına yol açmak, psikolojik savaş yürütmek ve İran rejim muhaliflerine rejimin içinde taraftarları olduğuna dair ümit aşılamak olmuştur. İkinci ihtimale göre bu örgüt İran İstihbarat Bakanlığı tarafından ortaya atılmış hayali bir örgüttür. İran’ın böyle bir girişimden temel amacı kamuoyunda özellikle de devrimci tabanda İsrail’e cevap verilmesi gerektiğine dair beklentinin oluşmasını engellemek ve ülke içinde bazı kişileri yakalayıp itirafa zorlayarak kendini başarılı göstermek olmuştur. Üçüncü ihtimale göre ise bu operasyon Halkın Mücahitleri Örgütü’nün İran içindeki hücreleri ve Mossad’ın istihbarat yardımıyla yapılmıştır. Başka bir ifadeyle bu sabotaj operasyonu Mossad-HMÖ işbirliğiyle gerçekleşmiştir. Ancak bu üç ihtimal içinde birinci ihtimalin en fazla olasılığa sahip olduğu iddia edilebilir.

Babek ŞAHİT- Tebriz Araştırmaları Enstitüsü Uzmanı

Bu yazıyı paylaşın

Benzer Konular

MÜSLÜMANLARIN AZINLIKTA OLDUĞU ÜLKELERDE Şİİ KÜLTÜR MERKEZLERİ- BABEK ŞAHİT

İran devlet yapılanmasının devrimden sonra yaşadığı dönüşüm ve değişimlerin önemli bir bölümü İsnâ Aşeriyye Şii …

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *