Ana Sayfa / ANALİZ / TALİBAN’IN GÜÇLENMESİ VE İRAN’IN İÇ GÜVENLİĞİ-BABEK ŞAHİT

TALİBAN’IN GÜÇLENMESİ VE İRAN’IN İÇ GÜVENLİĞİ-BABEK ŞAHİT

Orta Asya güvenliğinin önemli aktörlerinden biri olan Taliban grubunun son yıllarda tekrar güçlenmesi ve Afganistan’ın önemli bir bölümünü yeniden kontrolü altına alabilmesi bölgenin siyasal düzenini yeniden tasarlama potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir. Batı ve Doğu bloğunun Afganistan üzerindeki çıkar çatışmasının bir sonucu olarak ortaya çıkan Taliban grubu, 11 Eylül saldırısının ardından ABD’nin Afganistan’a askerî müdahalesinin neticesinde oldukça zayıflamıştır. Ancak günümüze geldiğinde 17 yıl süren iç savaş ve ABD ve müttefiklerinin bu gruba yönelik geniş çaplı operasyonlarına rağmen hâlâ varlığını sürdürebilmiştir ve koşulların müsait olduğu taktirde tekrar eski gücüne kavuşma eğilimi göstermektedir. Taliban grubunun tüm zorluklara rağmen örgütsel varlığını devam ettirebilmesi, Afganistan’daki iç savaşın yıpratıcı bir hal alması ve ABD’nin bölgeye yönelik stratejilerinin değişmesi ABD başta olmak üzere küresel ve bölgesel aktörleri bu grubun varlığının meşruiyetini tanımaya itmektedir. Bu bağlamda ve Afganistan’daki mevcut durumun istikrara kavuşması için Afganistan devleti güçlenmekte olan Taliban ile tekrar masaya oturarak 2019 yılında Afganistan’da yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçiminden önce bu sorunun barışçıl bir şekilde çözülmesini istemektedir.

Bu analizde Taliban’ın tekrar güçlenmesi ve İran’ın Sistan ve Beluçistan vilayetinde artmakta olan terör eylemleri arasındaki nedensel bağ ele alınırken bu grubun güçlenmesinin İran’ın iç güvenliğine etkileri incelenmiştir.

Taliban’ın Yeniden Güçlenmesinin İlk Etkisi

Taliban’ın yeniden güçlenmesi, ilk etkisini Pakistan’ın ulusal güvenliği üzerinde gösterdi. Bu çerçevede 2018 yılının başından itibaren Pakistan’da gerçekleşen terör eylemleri anlamlı bir artış göstermektedir. Basında yer alan haber ve bilgilere göre 2018 yılında Pakistan’da toplam 50 terör eylemi gerçekleşmiştir. Oysa bu rakam, 2017 yılı için 26 ve 2016 yılı için 23 olmuştur. Yani 2018 yılında Pakistan’da gerçekleşen terör saldırıları iki kat artmıştır. Bu terör eylemlerinin çoğu Pakistan’ın Benu, Bacur, Dere İsmail Han, Hayber Peştunhah, Pişaver, Kuzey Veziristan, Güney Veziristan, Kuveyte, Hürrem, Mihmende ve Avavan kentlerinde gerçekleşmiştir. Bu kentlerin ortak özelliği Afganistan sınırı ve Taliban’ın kontrolü altında bulunan bölgelere yakın olmasıdır. Başka bir ifadeyle Pakistan’da terör eylemlerinin artması Taliban’ın Afganistan’daki güçlenmesiyle paralellik arz etmektedir.

ABD devletinin açıkladığı raporlara göre Taliban grubu Mayıs 2018 tarihine kadar Afganistan topraklarının %44’ünü kendi kontrolü altına alabilmiştir. Devlet dışı bağımsız merkezlerin açıkladığı raporlara göre ise bu rakam %61’dir. Yani uluslararası meşruiyete sahip olan Afganistan devleti, sadece ülkenin en fazla %50 bölümüne egemenlik sağlayabilmektedir. Bunun yanı sıra 2018 yılının ilk 6 ayında terör saldırıları neticesinde hayatlarını kaybeden sivillerin %40’ı Taliban grubunun yaptığı saldırılar sonucunda hayatlarını kaybetmişler. Ayrıca 2018 yılının ikinci yarısında Taliban grubunun eylemleri hız kazanarak Gazni kentini kısa süreliğine de olsa işgal edebilmiştir ve Ağustos 2018 tarihinde Derzab bölgesini DEAŞ’tan geri almıştır. Bölgede yaşanan tüm gelişmeler Taliban grubunun tekrar güçlenmesiyle Taliban kontrolü altında bulunan bölgelerin birçok terör örgütü için güvenlik şemsiyesi oluşturduğunu göstermektedir. Örneğin Taliban’ın güçlenmesiyle Pakistan Taliban Hareketi ve Beluçistan Özgürlüğü Ordusu’nun da güçlenmesi ve aktifleşmesi gözlemlenmektedir.

Taliban Grubunun Toplumsal Tabanı

Taliban grubunun etkisi altında olan toplumsal kitle, Gargeşt Peştun, Ludi, Be-Etan, Kerlani ve Sorban etniklerine mensup aşiretlerden oluşmaktadır. Bu etniklere mensup aşiretlerin konfederasyonu Peştun etniklerinin ittifakını oluşturmaktadır. Bu etnikler içinde 105 aile Servani aşireti, 105 aile Kerlani aşireti ve 95 aile Ğar-Geşti aşiretine bağlıdır.  

Kimliksel ve itikadı açıdan Peştun Vali tüm bu etnik, kabile ve ailelerin merkezi ve çekirdeğini oluşturmaktadır ve kardeşlik, misafirperverlik, namusa bağlılık, cesaret, anarşizm ve şiddet gibi ögeleri içermektedir. Peştun Vali, Peştun aşiretlerinin toplumsal değer ve ilkelerini oluşturmaktadır. Bu değerler zinciri içinde şiddet ve cesaret en önemli toplumsal değerler hesap edilmektedir. Bu da Peştunları cesur ve şiddete eğilimli bir etnik hale getirmiş, dış dünyaya karşı Peştun asabiyeti üzerinde birleşmelerini sağlamıştır. Peştunların coğrafî dağılımı Pakistan’a sınırlı değil ve Afganistan nüfusunun da en az %40’ını oluşturmaktadırlar. Peştunlar içinde Peştun asabiyeti ve aşirete bağlılık evren görüşlerinin önemli bir bölümünü teşkil ederken dış dünya ile entegre olmalarını engellemektedir.

Peştunların bu toplumsal yapısı ve kimliksel değerlerinin niteliği Taliban grubu için özel bir konum kazandırmış ve Taliban’ın siyasal varlığı ve eğilimlerini derinden etkilemiştir. Böylece artık Taliban’ı bir enternasyonal İslamcı gruptan ziyade Peştun etniğinin siyasal-askerî kolu olarak değerlendirebiliriz. Nitekim Taliban üyelerinin %95’i Pşetunlardan oluşmaktadır.

Taliban grubunun yeniden güçlenmesi ve Pakistan’ın Peştun bölgesinde saldırılarının artması Beluç örgütlerinin aktifleşmesine de yol açmıştır. Bu örgütlerden biri Beluçistan Özgürlüğü Ordusu’dur. Bu örgüt 2000 senesinde kurulmuştur ve üyelerinin çoğu Mari ve Bagti aşiretlerine mensuptur. Merkezi İngiltere’de bulunduğundan dolayı İngiltere devleti tarafından desteklendiği iddia edilmektedir. İran, Afganistan ve Pakistan sınırları içinde bulunan Beluçistan bölgelerinin bağımsızlığını ve birleşmesini isteyen bu örgütün 10.000 milisi olduğu tahmin edilmektedir. Başkanlığı’nı Pakistan Beluçlarından olan ve Londra’da ikamet eden Heribar Meri yürütmektedir. Heribar Meri, Moskova Devlet Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra örgütün başına geçmiştir. Bu örgüt, 2018 yılında Çin’in Keraçi kentinde bulunan konsolosluğuna bombalı saldırı düzenlemiştir ve 14 Aralık 2018 tarihinde Pakistan güvenlik güçlerine saldırarak 6 kişinin ölümüne ve 14 kişinin yaralanmasına yol açmıştır. Örgütün omurgasını oluşturan Bugti aşireti, 180,000 kişiden oluşmaktadır ve Pakistan’ın Beluçistan eyaletinin Dere Bugti bölgesinde yaşamaktadırlar. Bu aşiretinin yaşadığı bölge zengin doğal gaz yataklarına sahiptir ve Pakistan’ın merkezi devleti ile yaşadığı en önemli sorun bu doğal gaz yataklarının kullanımı ve gelir dağılımıyla ilgilidir. Mari aşireti, Beluçistan Özgürlüğü Ordusu’nun bir diğer önemli bölümünü oluşturmaktadır. Bu aşiretin de 98,000 üyesi vardır ve aşiret üyelerinin çoğu Beluçistan Özgürlüğü Ordusu’na üyedir.

Taliban’ın Güçlenmesinin İran Üzerindeki Etkileri

Taliban’ın güçlenmesinin İran üzerindeki en belirgin etkisi İran’ın Sistan ve Beluçistan vilayetinde artan terör eylemleri olmuştur. İran basınında çıkan haberlere göre İran’ın Sistan ve Beluçistan vilayetinde 2017 yılında sadece 2 terör eylemi gerçekleşmişken 2018 yılında 7 eylem gerçekleşmiştir. Taliban grubunun Peştun etniğinin toplumsal yapısındaki konumu ve sahadaki operasyonel kabiliyeti dikkate alındığında kolay bir şekilde yok olmayacağı ve hatta daha ötesi güçleneceği öngörülmektedir. Bu da Sistan ve Beuçistan vilayeti bağlamında İran’ın ulusal güvenliğini önemli ölçüde etkilemektedir. Bu bağlamda yüksek olasılığa sahip senaryolar: Pakistan’ın Peştun bölgelerinde iç savaşın Suriye örneğinde olduğu gibi şiddetlenmesi, Afganistan’ın merkezi devletinin zayıflaması, Pakistan ve Afganistan’ın Peştun bölgelerinde tırmanmakta olan iç savaşın ülke geneline yayılması ve İran’ın Sistan ve Beluçistan vilayetinde terör eylemlerinin artması; muhtemel senaryolar: barış görüşmelerinin başarıyla sonuçlanması, Taliban’ın yapısının değişmesi ve barışçıl bir görüşe eğilmesi ve düşük olasılığa sahip senaryolar: Afganistan’ın güneyi ve Peştunların yaşadığı bölgelerde Federe bir yönetim şekline geçişin yapılması, Pakistan’ın istikrarsızlaşarak federal bir yönetim sistemine geçiş yapması, Afganistan ve Pakistan’ın bölünmesi senaryolarından ibarettir.

Buradaki en önemli soru, bu senaryolar, İran üzerinde nasıl bir etki bırakabilir? sorusudur. Kuşkusuz Taliban’ın güçlenmesi, İran’ın Sistan ve Beluçistan bölgesinde terör örgütlerin aktifleşmesine yol açarak bölgeyi istikrarsızlaştıracaktır. Bu da İran’ın ulusal güvenliği için önemli bir tehdit unsurudur. İran’ın bu tehdidi engellemek için elindeki en elverişli imkânları, sınır güvenliğini artırmak, sınıra duvar gibi fizikî engeller çekmek ve Beluç örgütlerini sert bir şekilde bastırarak etkisizleştirmektir. Fakat Taliban’ın barışa yönelmesi ya da tamamen yok olup bölgenin istikrara kavuşması İran’ın bölgedeki stratejik etkinliğini de azaltabilir. Çünkü Taliban tehdidinin ortadan kalkmasıyla bölge istikrara kavuşarak İran’ın ABD ile arka planda olan tehdit-fırsat temelli çıkar örtüşmesi-çatışması ABD lehine denge değişikliği yaşayabilir.

Sonuç

Afganistan’da uzun süren iç savaş ve ABD ve müttefiklerinin Taliban’a yönelik geniş çaplı askerî operasyonlarına rağmen Taliban grubu tamamen yok edilememiş ve hatta daha ötesi son iki senede hızlı bir şekilde kendini toparlayarak yeniden güçlenmiştir. Nitekim bu grup, 2019 yılına girdiğinde Afganistan’ın en az %50 topraklarına tekrar egemenlik kurabilmiştir. Bu grubun ayakta kalabilmesinin en önemli nedeni aşiretler ittifakından oluşan Peştun etniğinin toplumsal yapısının özgül özellikleridir. Taliban grubunun Afganistan’da güçlenmesi komşu ülkelerin güvenliğini de etkilemiştir ve bunun neticesinde önce Pakistan’ın Afganistan sınırında bulunan bölgelerinde ardından İran’ın Sistan ve Beluçistan vilayetinde terör eylemlerinin sayısı artmıştır. Bunun da en önemli sebebi Taliban kontrolünde bulunan bölgelerin, cihatçı örgütler ve Beluç etniğinin silahlı örgütleri için güvenlik şemsiyesi oluşturmasıdır. Yani son aylarda İran’ın Sistan ve Beluçistan vilayetinde terör saldırının artmasının nedenlerinden biri, Taliban’ın Ortadoğu’da tekrar güçlenmesidir. Bu da İran’ın ulusal güvenliğini direkt etkilemektedir. İran’ın devlet zihniyeti Taliban’ın güçlenmesi neticesinde İran’ın Sistan ve Beluçistan vilayetinde artan terör eylemlerini, çelik yumrukla bastırmayı düşünmektedir. Fakat Taliban’ın tamamen yok edilmesi, barışa eğilmesi ve bölgeye istikrarın gelmesi İran’ın bölgesel stratejik konumu için pek de yararlı olmayabilir ve bölgesel dengeleri ABD ve müttefikleri lehine ve İran’ın bölgesel varlığı aleyhine değiştirebilir.

Babek ŞAHİT- Tebriz Araştırmaları Enstitüsü Uzmanı

Bu yazıyı paylaşın

Benzer Konular

İRAN’IN MİLLÎ GÜVENLİĞİ VE SÜNNİ BELUÇLAR- BABEK ŞAHİT

İran’ın güneydoğusunda yaşamakta olan Beluç etniğinin sosyo-kültürel yapısı ve kolektif siyasal hareketliliği İran’ın bölgesel istikrar …

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *