Ana Sayfa / KONULAR / SİYASET / GÜNEY AZERBAYCAN JEOPOLİTİĞİ- BABEK ŞAHİT

GÜNEY AZERBAYCAN JEOPOLİTİĞİ- BABEK ŞAHİT

İran’ın devlet ve ülke olarak var olmasının anlamsal içeriğinin önemli etmenlerinin başında ülkenin kültürel çeşitliği ve kültür kavramının nesnel simasını oluşturan ögelerin karşılıklı ilişkiyle bir bütünü oluşturarak özgül özellikleri gelmektedir. İran’da kültür kavramına anlam veren bu ögeler, etnik, mezhep, din, cinsiyet, genç nüfusun yeni sosyal davranış biçimleri, kadınların toplumsal durumu ve kimlik arayışıyla öne çıkan toplumsal örgütlenmeler gibi faktörlerden oluşurken ülkenin 1979 Devrimi sonrasında yaşadığı tarihsel süreç genç nüfusun resmi ideolojiye yönelik kolektif sekülerci tepkisine yol açmıştır. İran’ın devrim sonrasında yaşadığı kültürel sürecin mekanizması ve ortaya çıkarttığı durumu bir cümlede özetlemek istersek “müessis nizam ve güvenlik zihniyetin teolojik, kültürel ve ideolojik değerlere sıkı bağlılığı ve her türlü değişime karşı direnmesi ve toplumsal ruhun değişerek devlet ideolojisine karşı alternatif kimlik arayışları olduğunu” söyleyebiliriz. Bu da en dar anlamında devlet-toplum ilişkisinde çekişmeyi derinleştirerek devlet ideolojisi dışında kalan tüm kültürel alanları siyasallaştırmıştır. Bu bağlamda İran tarihinin en etkili ve Fars etniğinden sonra İran nüfusunun en kalabalık etnik grubunu oluşturan İran Türklerinin konumu ve devletin kültürel mühendisliği politikaları çerçevesinde İran İslam Cumhuriyeti ideolojisine uygun tek tip insan modeli oluşturma çabasına yönelik gösterdikleri tepkileri kendine özgül nitelikler taşımaktadır. İran gözlemcilerinin de dile getirdiği gibi günümüzde İran tarihsel bir süreç ve dönemden geçmektedir. Bunu dikkate aldığımızda bu sürecin niteliği kapsamında İran Türklerinin güvenlik profili ve müessis nizamın aklındaki İran Türklerinin yoğun olarak yaşadığı bölgelerin jeo-kültürel yapısının siyasal ve jeopolitik özellikleri artı önem taşımaktadır.

Bu çalışmada İran Türklerinin yaşadığı bölgeler ve nüfusunun istatistiği genel bir sınıflandırmayla ele alındıktan sonra gayri resmi siyasal literatürlerde Güney Azerbaycan bölgesi olarak anılan ve İran’da Azerbaycan Türklerinin yoğun olarak yaşadığı bu bölgenin İran’ın devlet aklı ve millî güvenliği açısından güvenlik önemleri ve jeopolitik özellikleri incelenmiştir.

İran Türklerinin Nüfus Dağılımı

İran’ın resmi devlet kurumları bugüne dek İran Türklerinin nüfus dağılımıyla ilgili herhangi kapsamlı resmî veri ya da araştırma yayınlanmamıştır. Bu bağlamda İran’da nüfus sayımı ve istatistik veri tabanları oluşturmakla yükümlü olan “İran İstatistik Merkezi” çeşitli alanlarda istatistik veriler yayınlarken, İran’ın etnik yapısı ile ilgili çalışmaları erişime kapalı tutmaktadır. Bunun neticesinde İran’da yaşayan etniklerin nüfus ve coğrafî dağılımı sadece güvenlik merkezlerinde saklı kalırken, uluslararası kuruluşlar ve stratejik merkezler çeşitli tahminler ileri sürmektedir. İran’ın etnik yapısıyla ilgili özellikle İran’da yaşayan Türklerin nüfus ve coğrafî dağılımı çeşitli merkezlerin araştırma konusu olmasıyla, bu konu hakkında farklı rakamlar dile getirilmektedir.

İran’daki Türk aktivistlerin kendi olanaklarıyla elde ettiği tahminî rakamlara göre, İran Türkleri 35-40 milyonluk bir nüfusla, İran’ın kuzeybatısı, merkezi, güneyi ve kuzeydoğusunda yaşamaktadır. Bu tahminleri doğrulayacak resmî açıklama ise eski İran Dışişleri Bakanı Ali Ekber Salihi’nin 18 Ocak 2014 tarihinde Türkiye’ye yaptığı ziyarette, Türk basınına İran Türklerinin nüfusuyla ilgili yaptığı açıklama olmuştur. 18 Ocak 2014’te Türkiye’yi ziyaret eden Salihi, Türk basınına “İran nüfusunun %40’ı Türk’tür ve bu rakam iki ülkenin ilişkilerini pekiştirmekte iyi bir potansiyele sahip etkendir” şeklinde önemli bir demeç vermiştir. Ayrıca çeşitli uluslararası kurum ve kuruluşlar İran Türklerinin nüfus dağılımını çeşitli rakamlarla açıklamışlardır:

“Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA)” İran istatistik tanıtımı bölümünde(1) İran Türklerinin nüfus dağılımını şu rakamlarla göstermiştir:

UNFPA ve Birleşmiş Milletler bünyesindeki benzer kuruluşların uluslararası niteliğe sahip olmasından dolayı birçok araştırma merkezi İran ile ilgili çalışmalarında bu verileri kullanmaktadır. Nitekim alttaki merkez ve ansiklopedilerin İran’daki Azerbaycan Türklerinin nüfusuyla ilgili gösterdiği rakamlar UNFPA verisine yakın rakamlara tekabül etmektedir.

İran devlet ideolojisinin kültür alanındaki politikası, “Kültürel Mühendislik” başlığıyla yürütülerek, İran İslam Cumhuriyeti ideolojisine uygun tek tip insan oluşturmak olarak ortaya çıkmaktadır. Bu doğrultuda, çeşitli devlet kurumları millî projeler niteliğinde saha araştırmaları yapmakla yükümlüdür. Bunlardan biri “İran Genel Kültürü Endekslerinin Araştırması ve İncelemesi Projesi” olmuştur. Bu proje kapsamında İran’ın tüm bölgelerinde halkın ne türden kültür ürünleri kullanmaya eğilimli olduğu ölçülerek, ülkenin kültür haritası çizilmeye çalışılmıştır. 33 ciltlik dizi kitap şeklinde yayınlanan projenin 32 cildi eyaletlerin(9) genel kültürüyle ilgilidir. Eyalet bölümlerinde ise her eyaletin etnik yapısıyla ilgili istatistik veriler sunulurken, Türklerin nüfus dağılımı şu şekilde gösterilmiştir: (10)

İran Türklerinin nüfusu ve coğrafî dağılımıyla ilgili önemli ve belki de tek güvenilir kaynak General. Dr. Mahmut Penahiyan’ın kaleme aldığı ve 1973’de Bağdat’ta yayınladığı “İran-Zemin Türklerinin Millî Coğrafi Ansiklopedisi” adlı dört ciltlik eseridir. Eserin birinci cildinin giriş bölümünde belirtildiği gibi bu çalışma İran Silahlı Kuvvetleri’nin 1949-51 yılları arasında yaptığı araştırma ve araştırma sonuçlarının 1951 yılında “İran Genel Kurmay Başkanlığı Yayınevi” tarafından yayınlanan “İran Türklerinin Millî Coğrafî Ansiklopedisi (Köyler)” eserini kaynak alarak yazılmıştır. Bu sebeple İran Ordusu tarafından yapılan bu çalışmada yer alan bilgiler güvenilir bilimsel istatistikleri kapsamaktadır. M. Penahiyan, bu eserin dördüncü cildinin son bölümünde 1951 yılında %70.6’ı nüfusunun köylerde yaşadığı ve 16,230,000 nüfusa sahip olduğu İran’ın köylerde yaşayan Türk nüfusu ve Türk köy sayısını şu şekilde özetlemiştir:

İran Türklerinin nüfusu ve yaşadıkları bölgelerle ilgili Türkiye Cumhuriyeti’nde yayınlanan eserler içinde ise Dr. Receb Albayark’ın “Türklerin İranı (Yakın Gelecek)” adlı iki ciltlik kitabı öne çıkmaktadır. İran Türklerinin coğrafî ve nüfus dağılımının titizlikle ele alınan bu eserde konuyla ilgili şu istatistikler yer almaktadır:

Üst satırlarda ele alındığı gibi İran’da Türk nüfusuyla ilgi net ve kesin bir rakam söylemek oldukça zordur. Bunun en önemli sebebi devletin etnik temelli resmî sayım yapmaması ve var olan rakamları da açıklamamasıdır. Bu da İran’da yaşayan Türk nüfusla ilgili çeşitli olası rakamların ortaya çıkmasına sebep olmuştur.  Bu sebeple İran üzerinde araştırma yapan kişi ve kuruluşların yanı sıra, uluslararası sosyal-siyasal faaliyet gösteren organizasyonlar ve basılı kaynakların verdikleri rakamlar 15 milyondan başlayıp 35-40 milyona uzanan farklı rakamlar arasında değişmektedir.

İran’ın Aşiret Yapılanması

İran aşiretleri, Pehlevi Hanedanı’nın kuruluşuna kadar ülkenin önemli toplumsal ve siyasal aktörlerinden biri olmuştur. İran’ın ortaçağ tarihinde olduğu gibi çağdaş tarihinde de önemli roller oynayan aşiretler, Rıza Han’ın demir yumruğu ile karşılaşıp yerleşik hayata geçirildikten sonra siyasal rolleri tükenmeye doğru yüz tutmuş, toplumsal devinim güçleri zayıflamıştır. İran devletinin bütün merkezileştirme çabalarına rağmen bazı aşiretler günümüze kadar göçebe hayat tarzlarını devam ettirmiştir. İran İstatistik Merkezi’nin 2008 yılında yaptığı “Göçebe Aşiretlerin Toplumsal Ekonomik Nüfus Sayımı” verilerine göre 2008 yılında ülke nüfusunun 1,186,830’u göçebe aşiretlerden oluşuyordu. Bu merkezin verilerine İran’ın çeşitli bölgelerinde hâlâ yaylak-kışlak yapan aşiretlerin eyaletlere göre nüfus dağılımı şu şekildedir:

İran’da Azerbaycan Türklerinin Yoğun Olarak Yaşadığı Eyaletler

Yukarıda ele alındığı gibi İran Türkleri İran’ın genelini kapsayacak şekilde İran’ın çeşitli bölgelerinde yaşamaktadırlar. Genel bir sınıflandırmayla İran’ın kuzeybatısında Azerbaycan Türkleri, kuzeydoğusunda Türkmenler ve Horasan Türkleri ve merkezi bölgede Kaşkay Türkleri yaşamaktadır. İran’ın kuzeybatısında yaşayan Azerbaycan Türkleri, Batı Azerbaycan, Doğu Azerbaycan, Erdebil, Zencan, Kazvin, Hemedan, Elburz, Tahran, Kum, Kürdistan ve Kirmanşah eyaletlerinde yaşamaktadırlar. Bu eyaletler içinde ise Batı Azerbaycan, Doğu Azerbaycan, Erdebil ve Zencan eyaletlerinde salt çoğunluğu oluştururken Kazvin, Hemedean, Elburz ve Tahran eyaletlerinin demografik yapının önemli etnik unsurlardırlar. Ayrıca Kum, Kürdistan ve Kirmanşah eyaletlerinde de azınlıkta olarak yaşamaktadırlar. Böylece Güney Azerbaycan coğrafyasının en önemli bölgelerinin Batı Azerbaycan, Doğu Azerbyacan, Erdebil ve Zencan eyaletlerinden oluştuğunu söyleyebiliriz.

Güney Azerbaycan Sınırları

Türkiye Cumhuriyeti, Azerbaycan Cumhuriyeti, Irak ve Ermenistan ile toplam 1,434 km ortak sınır hattına sahip olan Güney Azerbaycan bölgesi İran için stratejik öneme sahip bir sınır bölgedir. İran’ın askerî ve güvenlik uzmanlarına göre Güney Azerbaycan’ın jeopolitik ve jeo-stratejik konumu bu bölgeyi el-Ahvaz bölgesi yani Huzistan eyaletinden sonra İran’ın en önemli stratejik sınır bölgesi yapmaktadır.

İran’ın Avrupa, Kafkasya ve Orta Asya’ya açılmasının kapısı olan Güney Azerbaycan bölgesinin sınırları Kuzey Irak’ın komşuluğundaki Serdeşt kentinin güneyinde yer alan Küçük Zap nehri deresinden başlayarak Türkiye Cumhuriyeti ve Nahcivan bölgesinin komşuluğundaki Maku kentinin Buralan yaylasından geçtikten sonra Cülfa, Hudaferin ve Nurduz bölgeleri üzerinden Araz nehri, Balharud nehri ve Poşt Sara dağlarına uzanmaktadır.

Bu bağlamda Batı Azerbaycan eyaletinin Azerbaycan Cumhuriyeti ile 125 km, Türkiye Cumhuriyeti ile 564 km ve Irak ile 228 km sınırı vardır. Azerbaycan Cumhuriyeti ile sınırı Kotur Çayı deresinden başlayarak Hoy ketinin Kara Su Sofla köyü ve Araz nehirlerinin kesiştiği noktaya kadar uzanmaktadır. Azerbaycan Cumhuriyeti ile sınır derinliği ise 45 kilometredir. Türkiye Cumhuriyeti ile sınırı Hoy kentinin Kara Su Sofla köyünden başlayarak Uşneviye kentinin Dalamper dağına kadar uzanmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin Iğdır, Ağrı, Van ve Hakkâri illeriyle komşu olan Batı Azerbaycan eyaleti Türkiye Cumhuriyeti ile 50 km sınır derinliğine sahiptir. Irak Cumhuriyeti ile sınırı Uşneviye’nin Dalamper dağından başlayarak Serdeşt kentinin güneyinde yer alan Küçük Zap nehrine kadar uzanmaktadır. Irak’ın Erbil ve Süleymaniye kentleriyle komşu olan Batı Azerbaycan eyaleti bu bölgede 15 km sınır derinliğine sahiptir (Akılmend 2008: 3).

Bölgenin yüksek dağlar ve derin derelerle çevrili olması Batı Azerbaycan’ın Türkiye ve Irak ile kara temasını kesmiştir ve sadece yedi hat üzerinden büyük kentlere bağlanmaktadır. Bu hatlar Türkiye-Bazergan-Maku-Tebriz, Türkiye (Saray Köyü)-Siyehçeşme Köyü-Hoy, Türkiye (Şivlan Köyü)-Kotur Köyü-Hoy, Türkiye-Sero-Urmiye, Türkiye-Zeyve Köyü-Urmiye, Irak (Hac İmran Bölgesi)-Piranşehir-Nakade-Urmiye ve Irak (Kale Dize Köyü)-Serdeşt-Bane hatlarından ibarettir (İzzeti 1993: 39).

Batı Azerbaycan eyaletinde 7 sınır kapısı ve sınır çarşısı bulunmaktadır ve resmî geçişler bunlar üzerinden yapılmaktadır. Bölgedeki sınır çarşıları yerel ekonominin canlı tutulmasında kayda değer önem arz etmektedir. Batı Azerbaycan Eyaleti Ticaret, Maden ve Sanayi Örgütü Başkanı Muhammed Sadık İskenderi’nin 9 Ağustos 2017 tarihinde yaptığı bir açıklamada Batı Azerbaycan eyaletinin sınırlarında bulunan 7 çarşının 2017 yılında 72 Milyon Dolar getirisi olduğu açıklanmıştır. Bu da İran’ın sınır çarşılarından elde ettiği gelirin %10’una tekabül etmektedir. Batı Azerbaycan eyaletinin Sero, Razi ve Sarı Su çarşıları Türkiye sınırında, Senem Bulağı çarşısı Azerbaycan Cumhuriyeti sınırında ve Kasımreş, Temerçin ve Navihan çarşıları Irak sınırında bulunmaktadır.

Doğu Azerbaycan eyaleti, kuzeyden Azerbaycan Cumhuriyeti ile 200 km, Ermenistan ile 35 km, batı ve güney batıdan Batı Azerbaycan eyaletiyle ile 420 km, güneyden Zencan eyaletiyle 120 km ve doğudan Erdebil eyaletiyle 400 km sınır hattına sahiptir.

Araz nehri, Doğu Azerbaycan eyaletinin Azerbaycan Cumhuriyet ve Ermenistan ile sınırını oluşturmaktadır. Bu iki ülkeye karadan geçişler Cülfa, Hudaferin ve Nurduz bölgeleri üzerinden yapılmaktadır. Bu bölgeler içinde Cülfa kenti, İran’ın dışarıya açılmasında önemli bir konuma sahiptir ve Nahcivan-Erivan-Tiflis demiryolu hattı vasıtasıyla Ukrayna ve Kara Deniz’e bağlanmaktadır. Bu demiryolu, Erivan’dan geçtikten sonra Bakü kentine bağlanmaktadır. Fakat günümüzde Karabağ meselesinden dolayı Nahcivan-Erivan demiryolu hattı çalışmamaktadır. Doğu Azerbaycan eyaletinin Kara Deniz’e yakınlığı bu eyaletin bölgesel önemine artı değer katmıştır.

Doğu Azerbaycan eyaletinde iki sınır çarşısı ve bir serbest ticarî ve sanayî bölge bulunmaktadır. Cülfa sınır çarşısı, Cülfa kentinde ve Tebriz kentinin 135 kilometre uzaklığında bulunmaktadır ve Nahcivan ile 30 km mesafesi vardır. Nurduz sınır çarşısı ise Cülfa kentinin kuzeydoğusunun 80 km uzaklığında ve İran-Ermenistan sınırında bulunmaktadır. İran’ın Nahcivan ile ticarî ilişkileri Cülfa sınır çarşısı üzerinden yapılırken Ermenistan ile Nurduz sınır çarşısı üzerinden yapılmaktadır. Cülfa kentinde bulunan Cülfa Gümrüğü İran’ın önemli gümrüklerinden biridir. İran’dan Nahcivan’a resmî geçişler Cülfa Gümrüğü’ne bağlı olan Ahşap Köprü Gümrüğü ve Cülfa Sınır Çarşısı üzerinden yapılmaktadır. Cülfa kenti Tahran havalimanlarından sonra İran’ın en kalabalık yolcu geçişine sahiptir.

Araz Ticarî-Sanayî Serbest Bölgesi, Doğu Azerbaycan eyaletinin sınırında bulunan önemli ekonomik merkezlerden biridir. İran Serbest Bölgeler Yüksek Konseyi’nin açıklamasına göre Araz Ticarî-Sanayî Serbest Bölgesi, Kiş Serbest Bölgesi’nden sonra İran’ın ikinci gelişmiş serbest bölgesidir ve günden güne kalkınmaktadır. Bu bölgenin genişliği 51,000 hektardır ve Tebriz kentinin 137 km ve Tahran’ın 761 km uzaklığında bulunmaktadır.

Araz Ticarî-Sanayî Serbest Bölgesi 7 serbest bölgeden oluşmaktadır. Bunlar Cülfa, Nurduz, Humarlu, Aslanduz, Parsabad, Bilesuvar ve Azadlu serbest bölgelerinden ibarettir. Bu serbest bölgelerin üçü (Cülfa, Nurduz ve Humarlu) Doğu Azerbaycan eyaletinde beşi ise (Aslanduz, Parsabad, Bilesuvar ve Azadlu) Erdebil eyaletinde bulunmaktadır. Ekonomik yatırımlar için 20 yıllık vergi muafiyeti, hammaddeler ve makinaların ithali ve ihracı için gümrük vergisi muafiyeti, İslam şeriatına aykırı olamayan her türlü ürünün bu bölge üzerinden ülkeye ithalinin serbest olması, dış yatırımcılar için her tür ekonomik faaliyetin serbest olması, İranlı yatırımcılar olmadan yüzde yüz yatırımların dış yatırımcılar tarafından yapılabileceği olanağı ve bölgede faaliyet göstermek isteyen şirketlerin tüm kayıt işlemelerinin Araz Ticarî-Sanayî Serbest Bölgesi kurumu tarafından yapılması İran devletinin Araz Ticarî-Sanayi Serbest Bölgesi için tanıdığı avantajlardır.

Erdebil eyaleti kuzeyden Azerbaycan Cumhuriyeti ile 282,5 km, doğudan Gilan eyaletiyle 175 km, güneyden Zencan eyaletiyle 62,5 km ve batıdan Doğu Azerbaycan eyaletiyle 324 km sınır hattına sahiptir. Erdebil eyaletinin Azerbaycan Cumhuriyeti ile olan sınırı Araz nehri, Balharud nehri ve Poşt Sara dağlarından oluşmaktadır ve Nemin, Erdebil, Bilesuvar, Germi, Meşkinşehir ve Parsabad kentlerinden geçmektedir. Erdebil eyaletinin Azerbaycan Cumhuriyeti ile olan 282,5 km sınırının 159 kilometresinde Araz ve Balharud nehirleri akmaktadır ve kalan kısımları Poşt Sara dağlarıyla çevrilmiştir. Erdebil eyaletini Azerbaycan Cumhuriyeti‘ne bağlayan üç sınır kapısı bulunmaktadır. Bunlar Bilesuvar, Aslanduz ve Taze Kent kapılarıdır. Fakat günümüzde bu kapılar içinde yalnız Bilesuvar kapısı çalışmaktadır. Bilesuvar kapısı, Erdebil kentinin 159 kilometre uzaklığında bulunmaktadır ve Azerbaycan Cumhuriyeti’nin başkenti Bakü ile 130 km mesafesi vardır. Bu kapının yanında bulunan Bilesuvar sınır çarşısı bölgenin en aktif ticarî merkezidir ve yerel ekonominin canlı tutulmasında önemli rolü vardır. Aslanduz, Azadlu, Parsabad ve Bilesuvar serbest ticarî bölgeleri merkezi Doğu Azerbaycan eyaletinde bulunan Araz Ticarî-Sanayî Serbest Bölgesi’ne bağlı olarak faaliyet göstermektedir.

Eyaletin doğusunda bulunan Talış ve Bağru sıradağları Erdebil eyaletini Gilan eyaletinden ayırmaktadır. Hayran Gediği bu iki eyaleti birbirine bağlayan tek güzergâhtır ve geçişlerin tamamı bu gedik üzerinden yapılmaktadır. Erdebil ve Gilan eyaletleri arasında bulanan bu doğal engele rağmen Hazar Denizi’nin eyalete yakın olması ve Hazar Denizi’nin kıyısında bulunan Astara kentinin nüfusunun çoğunluğunun Azerbaycan Türklerinden oluşması Erdebil ve Gilan eyaletleri arasında toplumsal ilişkinin yüksek seviyede olmasına sebep olmuştur. Erdebil eyaleti, Doğu Azerbaycan eyaletiyle en uzun sınır hattına sahiptir ve bu iki eyalet arasındaki sınır hattı Erdebil eyaletinin Parsabad, Meşkinşehir, Nir, Kevser ve Halhal kentlerinden geçmektedir. Zencan eyaleti ise Erdebil eyaletinin güneyinde yer almaktadır ve bu iki eyaleti birbirinden ayıran sınır hattı Halhal kentinden geçmektedir. Erdebil eyaletinin sınırları, Azerbaycan Cumhuriyeti ile 282,5 km ortak sınıra sahip olması ve İran için stratejik önem taşıyan Hazar Denizi’ne yakınlığı sebebiyle önem taşımaktadır.

Güney Azerbaycan’ın Etnik Yapısı

Güney Azerbaycan coğrafyasında farklı etnik azınlıklar ve mezhep grupları yaşamaktadır. Bunlar eyaletten eyalete farklılık göstermektedir. Fakat Güney Azerbaycan coğrafyasının neredeyse %85’ınını oluşturan Batı Azerbycan, Doğu Azerbyacan, Erdebil ve Zencan eyaletlerinin nüfusunun salt çoğunluğunu Azerbaycan Türkleri oluşturmaktadır. Bu bağlamda İran Genel Kültür Konseyi’nin 2012 yılında Ülkenin Genel Kültürü Endekslerinin Araştırma ve İnceleme Projesi adı altında yaptığı nüfus ve kültür araştırmasına göre Batı Azerbaycan eyaleti nüfusunun %76,2’si Türk, %21,07’si Kürt ve %0.8’i Fars ve %1,08’i Ermeni, Asurî ve diğer etniklerden oluşmaktadır.(12)

Batı Azerbaycan eyaleti Türklerinin çoğunluğu İmamiye Şiileridir ve Sünni, Alevi (Ehli Hak), İsmaili, Musevi ve Bahaî inançlarına mensup Türkler azınlıktadır. Bölge Türkleri çeşitli Türk boylarının birleşmesiyle meydana gelerek Avşar ve Yıva boyları diğer Türk boylarına kıyasen daha kalabalık nüfusa sahiptir. Batı Azerbaycan eyaleti Kürtlerinin çoğunluğunu Sünniler oluştururken kendi içlerinde Nakşibendi, Kadiri ve Selefi kollarına ayrılmaktadırlar. Zerdüşti, Alevi (Ehli Hak), Ermeni ve Şii Kürtler ise azınlıktadır.

Doğu Azerbaycan eyaleti nüfusunun %97,8’i Türk, %1,4’ü Fars, %0,3 Kürt, %0,5 diğer (Tat, Ermeni ve…) etnik gruplarından oluşmaktadır.

Doğu Azerbaycan eyaleti Türklerinin çoğunluğu İmamiye Şiilerinden oluşmaktadır ve Sünni, Alevi (Ehli Hak) ve Bahaî inançlarına mensup Türkler azınlıktadır. Doğu Azerbaycan eyaletinin Bahaî Türklerinin merkezi Tebriz kentinin 50 kilometresinde bulunan Bostan Abad kentinin çevre köylerdir. Günümüzde Bostan Abad kentine bağlı olan Sisan ve Metnek köyleri en çok Bahaî nüfusa sahip olan köylerdir. Tebriz kenti merkezinde de Bahaî nüfusun olduğu bilinmektedir. Doğu Azerbaycan eyaletinin Ehli Hak (Alevi Kızılbaşlar) Türklerinin merkezi Tebriz kentinin 25 kilometresinde bulunan İlhçı kentidir. İlhçı kenti dışında Sofyan kentinin Gerus köyü, Gogan kentinin Şişevan köyü, Şebister ve Marağa kentlerinin çevre köylerinde de Alevi Kızılbaş Türklerinin yaşadığı bilinmektedir. Doğu Azerbaycan eyaletinde yaşayan Ermeni nüfus Tebriz kenti ve eyaletin kuzey kısmında bulunan Araz nehri kıyısı ve Arasbaran bölgesinde dağınık şekilde yaşamaktadır. Kürt nüfusunun çoğu ise eyaletin güney ve güney doğu kentleri özellikle Batı Azerbaycan eyaletine yakın bölgelerde yaşamaktadır. Doğu Azerbaycan eyaletinin Verzigan kentine bağlı Karangan köyü Tat köyüdür ve 129 kişi (25 aile) nüfusu vardır. Erdebil eyaletinin nüfusunun %98,2’si Türk, %1,1’i Tat, %0,4’ü Kürt ve %0,4’ü diğer etniklerden oluşmaktadır.

Erdebil eyaleti Türklerinin çoğunluğu İsna, Aşeriyye, Şia mezhebine mensuptur ve diğer inançlara mensup Türkler azınlıktadır. Eyaletin %1,1 nüfusunu teşkil eden Tat etniği yoğun olarak Kelur kenti, Şahrud kentinin çevre köyleri ve Halhal kentinin Hoş Rüstem köyünde yaşamaktadır. Namin kentinin bazı çevre köylerinde özellikle Anberan, Cid, Gülşen, Servabad, Pilezir, Mirzanık, Minabad ve Emincan köylerinde Sünni mezhebine mensup Talış etniği de yaşamaktadır. Kürt etniği ise yoğun olarak Halhal kentinin kuzeyinde bulunan bazı çevre köylerde yaşamaktadır.

Zencan eyaletinin de tıpkı Batı Azerbaycan, Doğu Azerbaycan ve Erdebil eyaletleri gibi nüfusunun çoğunluğunu Buna göre Zencan eyaleti nüfusunun %98,4’si Türk, %1,1’i Fars ve %0,5’ü Tat etniği başta olmak üzere diğer etniklerden oluşmaktadır.

Zencan eyaleti Türklerinin çoğunluğu İsna Aşeriyye Şia mezhebine mensuptur ve diğer inançlara mensup Türkler azınlıktadır. Tat etniği eyaletin kuzeyinde bulunan Tarım kentinin Çerze, Cemalabad, Bendergah, Syavrud, Nokiyan ve Kuhican köylerinde yaşamaktadır.

Güney Azerbaycan’ın Aşiret Yapılanması

Güney Azerbaycan coğrafyasının sosyo-kültürel yapısının önemli etmenlerinden biri de hâlâ aşiret ilişkilerini ya da göçebe hayatı sürdüren aşiretlerdir. Bu bağlamda Batı Azerbaycan eyaletinin %3,6’sı nüfuslu aşiretlerden oluşmaktadır. Buna ek olarak Batı Azerbaycan eyaletinin bütün kentlerinde herhangi bir aşiret hiyerarşisinde yer almayan büyük aileler vardır. Bu aşiretler ve bağımsız aileler Batı Azerbaycan eyaletinin önemli siyasal ve toplumsal aktörlerinden sayılmaktadır. Bu aşiretler ve bağımsız ailelerin örgütsel biçimde hareket etme kabiliyetleri Batı Azerbaycan eyaletinin siyasal, yönetimsel, kültürel ve toplumsal durumunu yakından etkilemektedir. Batı Azerbaycan eyaleti aşiretlerinin çoğunluğu sınır bölgelerinde yaşamaktadır ve Kürt etniğine mensupturlar. Bağımsız ailelerin çoğunluğu ise Türklerden oluşurken merkezî bölgelerde iskân etmişler ve merkezî kentlerin çevresinde yaylak-kışlak yapmaktadırlar.

Batı Azerbaycan eyaleti aşiretleri ve bağımsız aileleri, eyaletin idarî bürokrasisinde resmî makamları olmamasına rağmen yerel yöneticiler tarafından dikkate alınmaktadırlar ve devlet yetkilileri bunlar ile koordine hareket etmeyi tercih etmektedir. İran İstatistik Merkezi’nin verilerine göre Batı Azerbaycan eyaleti aşiretleri ve bağımsız ailelerinin çoğunluğu sırasıyla Çaldıran, Hoy ve Urmiye kentlerinin civarında yaşamaktadır. Batı Azerbaycan eyaleti sınırları içinde yaylak-kışlak yapan aşiretlerin toplam nüfusu ve yoğun olarak yaşadığı kentler şu şekildedir:

Batı Azerbaycan eyaletinin dört büyük bağımsız ailesinin nüfusu ve yoğun olarak yaşadığı kentler ise şu şekildedir:

İran İstatistik Merkezi’nin 2008 yılında yayınladığı istatistiğe göre Doğu Azerbaycan eyaletinin göçebe aşiret nüfusu yaylak mevsiminde 13295 aile (70577 kişi) ve kışlak mevsiminde 8097 ailedir (43857 kişidir). Göçebe hayatına devam eden ve halen Doğu Azerbaycan eyaletinin sınırları içinde yaylak-kışlak yapan bu aşiretlerin hepsi Türk etniğine mensup aşiretlerdir. Bu aşiretlerin temel sosyo-kültürel özelliği aşiret içindeki dayanışma hissi ve örgütsel hareket etme kabiliyetidir.  İran İstatistik Merkezi’nin verilerine Doğu Azerbaycan eyaleti aşiretleri ve bağımsız ailelerinin çoğunluğu eyaletin Eher, Keleyber, Heris ve Serab kentlerinin çevresinde yaşamaktadır. Bu verilere göre Doğu Azerbaycan eyaletinin sınırları içinde yaylak-kışlak yapan aşiretlerin toplam nüfusu ve yoğun olarak yaşadığı kentler şu şekildedir:

Tabloda da göründüğü gibi Doğu Azerbaycan eyaletinin aşiret yapılanması Karadağlılar ve Şahseven aşiretleri olarak iki büyük aşiretten oluşmaktadır. Karadağlılar yoğun olarak Keleyber ve Eher kentleri civarında yaylak kışlak ederek Şahseven aşireti Serab ve Heris kentlerinin çevresinde yaşamaktadır. Bu iki aşiret İran’ın çağdaş tarihinde de önemli rolleri olmuş, bölgede cereyan eden siyasal olaylara duyarsız kalmamışlardır. Günümüzde Türk milliyetçiliği söylemi bu iki aşiret içinde giderek yaygınlık kazanmaktadır. Doğu Azerbaycan eyaletinin bağımsız ailelerinin toplam nüfusu ve yoğun olarak yaşadığı kentler ise şu şekildedir:

Günümüzde Doğu Azerbaycan eyaletinin sınırları içinde yaylak kışlak yapan ve yerleşik hayata geçmeyen aileler içinde Hacı Ellu Bağımsız Ailesi en kalabalık nüfusa sahiptir. Marağa kenti civarında yaşamakta olan Hacı Ellu Bağımsız Ailesi’nden sonra İnanlu ve Balkanlı bağımsız aileleri ikinci ve üçüncü sırada yer almaktadır. Hacı Ellu Bağımsız Ailesi dışındaki diğer ailelerin nüfusu ciddî rakamları teşkil etmediğinden dolayı bölgenin sosyo-kültürel yapısında kayda değer nitelikleri bulunmamaktadır.

İran İstatistik Merkezi’nin 2008 yılında yayınladığı istatistiğe göre ise Erdebil eyaletinin göçebe aşiret nüfusu yaylak mevsiminde 8186 aile (43297 kişi) ve kışlak mevsiminde 12818 ailedir (66532 kişidir). Göçebe hayatına devam eden ve halen Erdebil eyaletinin sınırları içinde yaylak-kışlak yapan bu aşiretlerin hepsi Türk etniğine mensup aşiretlerdir. Bu aşiretlerin temel sosyo-kültürel özelliği aşiret içindeki dayanışma hissi ve örgütsel hareket etme kabiliyetidir. İran İstatistik Merkezi, Erdebil eyaleti aşiretlerinin nüfus dağılımını şu rakamlarla açıklamıştır:

İran İstatistik Merkezi’nin verilerine göre Erdebil eyaleti aşiretlerinin çoğunluğu eyaletin Parsabad, Bilesuvar ve Meşkinşehir kentlerinin çevresinde yaşamaktadır. Tabloda da göründüğü gibi Erdebil eyaletinin aşiret yapılanması Meşkinşehir ve Parsabad kentlerinin çevresinde yaşayan Şahseven aşiretinden oluşmaktadır. Bu aşiret bölgenin çağdaş tarihinde önemli roller oynamış, bölgede cereyan eden toplumsal ve siyasal olaylarda aktif olmuştur. Günümüzde Türk milliyetçiliği söylemi bu aşiret içinde giderek yaygınlaşmaktadır.  Erdebil eyaletinin bağımsız ailelerinin toplam nüfusu ve yoğun olarak yaşadığı kentler ise şu şekildedir:

Günümüzde Erdebil eyaletinin sınırları içinde yaylak-kışlak yapan ve yerleşik hayata geçmeyen aileler içinde Şatranlu Bağımsız Ailesi en kalabalık nüfusa sahiptir. Halhal kenti civarında yaşamakta olan Şatranlu Bağımsız Ailesi’nden sonra Fuladlu (Polatlı) Bağımsız Ailesi ikinci sırada yer almaktadır.

Zencan eyaletinde yaşayan aşiretlerin nüfus dağılımı ve yapılanmasıyla ilgili resmi araştırmalar yayınlanmamıştır. İran’ın çeşitli eyaletlerinde yaşamakta olan aşiretlerin nüfus dağılımı ve yapılanmasıyla ilgili başvurulabilecek güvenilir ve tek resmi kaynak İran İstatistik Merkezi’nin Göçebe Aşiretlerin Toplumsal-Ekonomik Nüfus Sayımı adı altında yayınladığı raporlardır. İran İstatistik Merkezi’nin internet sitesinde yayınlanan bu raporlarda her bir eyalet için ayrı bir başlık ayrılmıştır. Ancak Zencan eyaletinin aşiret yapılanmasıyla ilgili bir rapora yer verilmemiştir. Buna rağmen ülkenin aşiret yapılanmasıyla ilgili yayınlanan genel raporda yaylak döneminde 1,695 nüfusa sahip olan 246 aileden oluşan aşiret ve kışlak döneminde 1,817 nüfusa sahip olan 282 aileden oluşan aşiretin Zencan eyaletinde yaylak-kışlak yaptığı yazılmaktadır. Buna ek olarak Zencan Aşiretleri İşleri Müdürlüğü’nün Genel Müdürü Mesut Zengene’nin İran Radyo TV Kurumu (İRİB) Haber Ajansı’na yaptığı bir açıklamada da Zencan eyaletinde yaşamakta olan aşiretlerin toplam nüfusunun 3,486 kişi olduğu belirtilmiş, Şahseven aşiretine mensup olan bu nüfusun Zencan, Mahnişan, Tarım ve İcrud kentlerinin çevresinde yaylak-kışlak yaptığı bildirilmiştir. 

İran’ın Millî Güvenliği ve Güney Azerbaycan Jeopolitiği

İran’ın kuzeybatısını kapsayan ve gayri resmî siyasal literatürde Güney Azerbaycan terimiyle ifade edilen bölge İran’ın millî güvenliği açısından farklı yönlerden farklı önemlilikler arz etmektedir. Bu önemlilikler iç ve dış faktörlerden kaynaklanarak eyaletten eyalete de çeşitlilik göstermektiler. Nitekim bazı yönlerden bir eyalete özgü olan faktörler bazı yönlerden de Güney Azerbaycan coğrafyasının tüm bölgeleri için geçerli olmaktadır. Örneğin bir siyasal-toplumsal söylem olarak yükselmekte olan Türk milliyetçiliği Güney Azerbaycan coğrafyasının tüm bölgeleri için geçerli iken İran’ın komşu ülkelerine yönelik tekil stratejileri kapsamında ele alınan kaçakçılık ile mücadelenin nitelikleri ve içerikleri tek bir eyalete özgü olmaktadır. Güney Azerbaycan’da etno-milliyetçiliği etkileyen faktörler iç ve dış faktörler olarak ikiye ayrılmaktadır. Güney Azerbaycan’ın komşu olduğu ülke ve bölgelerin siyasal durumu ve dış politikalarının bölge insanına yönelik etkileri dış faktör olarak hesap edilmektedir. Bunun yanı sıra Güney Azerbaycanlıların sınır bölgelerde yaşaması, bölgenin özel coğrafî koşulları, ekonomik geri kalmışlığı, refah oranının düşük olması, coğrafî tecrit, Tahran yönetiminin bu bölgeye yönelik güvenlikçi bakış açısı, yerel etnikler arasındaki etnik merkezli rekabet ve etno-milliyetçi elitlerin faaliyetleri en önemli iç faktörlerdir.

İran devlet zihniyeti açısından bölge güvenliğini tehdit eden faktörlerin başında bölge halkının salt etnik çoğunluğu oluşturan Türk etniği içinde yükselmekte olan etno-milliyetçi duygular ve bölgede azınlık statüsünde olan Kürt etniği içinde silahlı örgütlerin faaliyet alanı ve taban bulması gelmektedir. İran devlet zihniyetine göre Güney Azerbaycanlıların kitlesel psikolojisi ülke-ötesi faktörlerden etkilenmektedir ve bölgedeki siyasal değişimler Türk ve Kürt etniklerini harekete geçirebilir.

Bu bağlamda Güney Azerbaycan coğrafyasının salt çoğunluğunu oluşturan Türk eniği içinde yükselmekte olan Türk milliyetçiği ve Türkçü-Turancı duygular İran’ın ideolojik omurgası ve kültürel varoluşunun belkemiğini oluşturan Fars milliyetçiliğine ters düşmektedir. İran’da Türk milliyetçiliğinin sosyo-kültürel taban bulmasında, SSCB’nin dağılmasıyla İran’daki Azerbaycan Türkleriyle sınırdaş olan Azerbaycan Cumhuriyeti adıyla bir devletin kurulması, Karabağ Savaşı’nda İran devletinin Ermenistan’ı desteklemesi, İran’daki hâkim siyasî Şiilik ideolojisinin devlet yönetimindeki başarısızlığı, İran yöneticilerinin Şii mezhepçiliği adı altında Fars milliyetçiliği güdümlü hareket etmeleri, Türkiye Cumhuriyeti’nin laik değerlerle kalkınması ve Türkiye’nin cazibe merkezi haline gelmesi, Türk Birliği düşüncesinin yaygınlaşması ve Türk Dünyası kavramının giderek pekişmesi, 1979 Devrimi sırasında halka verilen vaatlerin yerine getirilmemesi, Tahran’ın Güney Azerbaycan bölgesi ile çevre bölge muamelesi yapması ve ekonomik yatırımların önemli bir bölümünün merkezi eyaletlere yönlendirmesi ve İran Türklerinin kültürel anlamda ötekileştirilmesi en önemli etkenlerdir.

Güney Azerbaycan’da aktif olan siyasal aktörlerinin söylemi ve halkı harekete geçirebilen sosyo-kültürel faktörler incelendiğinde Türk milliyetçiliği söyleminin önemli bir aktör haline geldiği gözlemlenmektedir. Son yıllarda Güney Azerbaycan’ın büyük kentleri olan Tebriz, Urmiye, Erdebil ve Zencan başta olmak üzere çeşitli kentlerde gerçekleşen protestolar, bu protestolarda kullanılan sloganlar ve protestoların temelindeki nedenler Türk milliyetçiliğinin öncü bir toplumsal söylem haline geldiğini göstermektedir. Nitekim Güney Azerbaycan coğrafyasında yapılan genel ve yerel seçimlerde adayların vaatleri ve legal siyasal akımların toplumda taban bulmak için üzerinde durdukları sorunların içeriği Türk milliyetçiliğinin resmi söyleme kadar yükseldiğini de göstermektedir.

İran devlet zihniyetine göre Türk milliyetçiliği Türkiye ve Azerbaycan cumhuriyetlerine İran içinde yumuşak savaş yürütme imkânı sunmaktadır. İran uzun yıllar boyunca bölge Türklerini Farslaştırmak istemekle bu tehdidi ortadan kaldırmak istemiştir. Ancak bu politikanın başarısız kalması alternatif çözüm yolları arayışını kaçınılmaz kılmıştır. Bu konuyla ilgili İran’da yapılan akademik çalışmalarında vurguladığı gibi İran’ın kapsamlı bir stratejisi bulunmamaktadır ve güncel koşullara uygun tepkisel hareket etmektedir ve sorunun çözümüne dair kapsamlı bir stratejiden yoksundur. İran devlet yöneticileri içinde anlaşmazlık konusu olan Türklük meselesi kimi yöneticilere göre bölge Türklerinin etnik haklarının temin edilmesiyle çözülecektir, kimilerine göre de böyle bir süreç sahaya sürüldüğü takdirde bu sorun daha da derinleşmesine sebep olacaktır.

Güney Azerbaycan coğrafyası sakinleri arasında yaygın olan bir kanıya göre Tahran yönetimi ülkenin ulusal kaynaklarını eşit bir şekilde ülke geneline dağıtmamaktadır ve merkezî eyaletlere daha çok yatırım yapmaktadır. Bu da Güney Azerbaycan’da yer alan eyaletlerde refah oranının düşük olmasına sebep olmuştur ve merkezî eyaletler kalkınırken Güney Azerbaycan’ın eyaletleri geri kalmışlığa mahkûm edilmiştir. Bu iddia Güney Azerbaycanlı milletvekilleri ve yerel yetkililer tarafından da sıklıkla dile getirilmektedir. Bölgedeki kolektif kanıya göre Güney Azerbaycanlılar, Türk etniğine mensup olduklarından dolayı Tahran yönetimi tarafından ayrımcılığa maruz kalmışlar ve yatırımların önemli bölümü Fars etniğinin yaşadığı bölgelere yönlendirilmiştir.

İran’ın resmi kurum ve kuruluşlarının yayınladığı istatistikler de bu iddiayı kuvvetlendirmektedir. Güney Azerbaycan eyaletlerinin kalkınma endeksleri merkezi eyaletlerin kalkınma endeksleriyle kıyaslandığında bu eyaletlerin merkezi eyaletlere göre geride kaldığını göstermektedir. Örneğin Güney Azerbaycan eylaetleri içinde en gelişmiş eyalet olarak bilinen Doğu Azerbaycan eyaletinin 2013 yılındaki insanî kalkınma endeksi İran eyaletleri içinde 15.sırada ve iş yapma endeksi 21.sırada yer almış, verimlilik düzeyi ve kişi başına düşen geliri İran ortalamasının altında olmuştur (Cebbarzade, 2015: 206). Ayrıca Doğu Azerbaycan eyaleti 2011 yılında 0,642 kişi başına düşen gelir endeksiyle İran eyaletleri içinde 17.sırada yer almış, yaşam standardıyla ilgili rakamlar ülke ortalamasının %19 altında olmuştur. Buna ek olarak 2011 yılında Doğu Azerbaycan eyaletinin şehirli aileleri için gelir gider arasındaki fark %15 iken ülke ortalaması %7 ve köylü aileler için %24 iken ülke ortalaması %5 olmuştur. Bu da Doğu Azerbaycan eyaleti ailelerinin ülke geneliyle kıyasla daha zor koşullarda yaşadığını göstermektedir.

Güney Azerbaycan eyaletlerinin bu ekonomik geri kalmışlığı bölge insanı tarafından geri kalmışlıktan daha ziyade geriye itilmek olarak algılanıp merkez ile zihnî kopuşu derinleştirmektedir. Bölgedeki kolektif kanıya göre Tebriz kenti İran çağdaş tarihinin önemli ticarî ve ekonomik merkezlerinden biri olmuştur. Ancak Tahran yönetiminin merkeziyetçi politikalarından dolayı geriye itilip, çevre bölge muamelesi görerek yoksullaştırılmıştır.

Güney Azerbaycan’da Türk milliyetçiliğinin yükselişine neden olan diğer etken Tahran yönetiminin bölgeye yönelik uyguladığı kültürel ve asimilasyon politikaları ve Türk etniğinin bu politikalara verdiği tepkidir. Tahran yönetiminin Güney Azerbaycan eyaleti Türklerine yönelik uyguladığı asimilasyon politikası kimlik inkârı ve toplumsal aşağılama yöntemiyle yapılarak toplumsal refleksle karşılaşıp tepkisel milliyetçiliğe yol açmıştır. Yani Güney Azerbaycan eyaleti Türkleri içinde yaygınlık kazanan Türk milliyetçiliği daha çok Fars milliyetçiliğine tepki olarak gelişmiştir.  

Son yüz senede İran yöneticileri bölge Türklerini asimile etmek amacıyla Azerilik Teorisi üzerinden Türk kimliğini inkâr etmeye çalışmışlar. Bu teoriye göre İran’ın kuzeybatısında yaşayan Türkler aslında Türk olmayıp Aryan ırkının bir kolu olan ve Azerice konuşan halktan meydana gelmiştir. Azerice de eski çağ Pers dili olan Pehlevi dilinin bir şivesi olmuştur. Orta Asya Türklerinin Selçuklu devleti döneminden beri bölgeye yerleşmesi bölge halkını Türkleştirmiştir. Buna paralel olarak İran resmi tarihçiliği Türk imajını barbar, vahşi ve medeniyetsiz bir etnik olarak sunarken Persleri yüksek medeniyete sahip bir etnik olarak göstermiştir. Böylece İran’ın kuzeybatısında yaşayan Türklere, Türk kimliklerini bırakmalarını ve gerçek soyları olan Azeriliğe dönmeleri tavsiye edilmiştir. Buna ek olarak İran’ın resmî televizyon kanalları, basın organları ve sinema filmlerinde Türk karakterinin aşağılanması Türkler ve devlet arasındaki ilişkiyi zedelemiştir. Ayrıca İran’ın toplumsal hayatında Türk etniğinin zekâsıyla alay eden ve Türklerin zekâ seviyesinin düşük olduğunu anlatan fıkraların yaygınlık kazanması Türk-Fars etniği arasında ayrışamaya neden olmuştur. Yani İran’daki Türk milliyetçiliğin yükselişi bir taraftan devletin resmi asimilasyon politikalarına itiraz olarak gelişirken diğer taraftan Fars etniğinin üstenci bakış açısına tepki olarak gelişmiş, hem devlet-toplum ilişkisini zedelemiş hem de etnik nefrete yol açmıştır. Kısacası İran’ın Türkleri Farslaştırma politikası Türkleri asimile etmekte başarısız olmuş, tepkisel Türk milliyetçiliğinin yaygınlaşmasına neden olarak Türklerin toplumsal refleksiyle karşılaşmıştır.

Bu iç faktör ile birlikte Türkiye ve Azerbaycan cumhuriyetlerinin kültürel hegemonyası ve yumuşak gücü İran Türkleri ve Güney Azerbaycanlıları içinde Türk kimliğinin ön plana çıkmasında önemli etken olmuştur. Bu kültürel hegemonyanın temelinde Türkiye Cumhuriyeti ve Azerbaycan Cumhuriyeti medyasının yumuşak gücü yatmaktadır. Türk medyasının İran’ın millî güvenliği için oluşturdukları tehditler İran’ın resmi ideolojisine karşı olan Batılı yaşam tarzının bölgede yaygınlaşması, Türklük bilincinin artışı ve İran Türklerinin İran’a bağlığının temelini oluşturan mezhebin ikinci sıraya itilmesi, İran kamuoyunda Türkiye’deki yönetim sisteminin bir model haline gelmesi ve İslam Cumhuriyeti yönetim sistemi modelinin zayıflaması, İran Türkleri özellikle İran’ın siyasal dengeleri açısından önemli bir kent olan Tebriz kenti ahalisinin toplumsal psikolojisinin Türk Dünyası’na yakınlaşması ve böylece Türk-Fars dayanışmasının zayıflaması, İranlılık yurt bilincinin azalması ve Güney Azerbaycan Türklerinin toplumsal psikolojisinin Türkiye ve Azerbaycan Cumhuriyeti Türkleri başta olmak üzere sınır ötesi Türklerden etkilenmesidir. İran Türklerinin Tahran yönetimi tarafından ötekileştirmesi, resmî basında aşağılanmaları, Tahran’ın kültürel mühendisliği projesinin amacı olan İran İslam Cumhuriyeti’nin ideolojisine uygun olan tek tip insan modelinin oluşturmasındaki başarısızlığı ve yerini laik değerlerle öne çıkan çağdaş insan modelinin alması ve İran Türklerinin Fars etniği tarafından üstenci bakışa maruz kalarak ötekileştirildikleri halde Türkiye Cumhuriyeti ve Azerbaycan Cumhuriyeti basının İran Türklerinin kimliksel varlığına sahip çıkması İran Türklerinin Türk medyasından ciddî şekilde etkilenmelerinin temelindeki önemli faktörlerdir.

Türkiye Cumhuriyeti ve Azerbaycan Cumhuriyeti’nin İran Türkleri üzerindeki kültürel hegemonyası medyatik ağırlığa sınırlı kalmayıp bilimsel ve entelektüel hegemonyadan da etkilenmektedir. Bu bağlamda her ne kadar Tahran yönetiminin İran Türklerine yönelik sert ve direkt asimilasyon politikaları başarısız kalsa da yumuşak ve dolaylı asimilasyon politikaları özellikle de tarih bilincini oluşturan entelektüel çabaları son dönemlere kadar başarılı olmuştur. Yani İran’a bağlılık duyan ve kendilerini her şeyden önce İranlı bilen İran Türkü entelektüeller ve yazar okur kısmı İran’ın Farslaştırma politikalarının ürünü olmaktan ziyade İran’ın resmî tarihçiliğinin ürünü olmuşlar. Bu da büyük ölçüde İran’da yayınlanan Oryantalist ve Batı menşeli kitap ve kültür ürünlerinin etkisinden kaynaklanmaktadır. İran’da İran Türklerine yönelik yayınlanan birçok kitap ve çalışmanın ortak amacı Türk imajını aşağılamaktan ziyade İran Türklerini tarih boyunca İran’ın koruyucuları, Osmanlılara karşı savaşan etnik grup, etnik farkındalığa bakmayarak Ehl-i Beyt sevdalıları ve İran tarihindeki Türk devletleri ve büyük şahsiyetleri örnek göstererek Fars dil ve edebiyatına gönüllü hizmetçileri olarak göstermiştir. İran’ın resmî tarihçiliğinin bu entelektüel çabası İran Türklerinin tarihiyle seçici davranarak bu vizyona hizmet edecek olaylar ve kişileri abartılmış ve millî kahraman olarak ilan edilirken bu vizyona ters düşen olaylar ve kişiler ya boykot edilmiş ya da karalanmıştır. Bu bağlamda Türkiye ve Azerbaycan Cumhuriyetlerinde İran; bölge ve Türk Dünyası tarihiyle yayınlanan akademik ve bilimsel çalışmaların Farsça ya da Güney Azerbaycan Türkçesine tercüme edilerek İran’da yayınlanması ve İran Türkleri tarafından okunması İran Türklerinin Türklük bilincinin yükselmesinde önemli rolü vardır. Zira bu çalışmaların birçoğu bir yandan İran resmî tarihçiliğinin bel kemiğini oluşturan Büyük İran propagandasını çürüterek diğer yandan kimlik krizi yaşayan İran Türklerine bilimsel malzeme sunarak İran Türkü entelektüellerini etkilemektedir.

Bunlara ek olarak Güney Azerbaycan’da Türklük bilincinin yükselişinde ve İran Türklerinin kamuoyunda Tahran’ın İslam birliği ve Müslüman kardeşliği propagandasını sorgulayan olayların başında İran İslam Cumhuriyeti’nin Karabağ savaşındaki tutumu gelmektedir. İran Türklerinin kamuoyundaki genel bir kanıya göre İran devleti Karabağ savaşında Azerbaycanlı Şii Türklerinin katliamına duyarsız kaldı ve Ermenistan’ın yanında yer almayı tercih etti. Karabağ savaşındaki yaşanan olaylar Azerbaycan Cumhuriyeti ve Ermenistan ile uzun sınır hattına sahip olan ve Karabağ’ın Şii Türklerinin Ermeniler tarafından katledilmesine yakından şahit olan Güney Azerbaycanlılarca daha da açık bir şekilde hissedilmiş, toplumsal psikolojilerini derinden etkilemiştir. İran İslam Cumhuriyeti’nin Azerbaycan Cumhuriyeti Türklerinin katliamına duyarsız kalması İran’daki Azerbaycan Türklerinin Tahran ile ruhsal kopuşuna yol açan ilk ve önemli olaylardan biri olmuştur. Bunun neticesinde İran’ı Şii dünyasının merkezi olarak görüp İslami duygularla Tahran’a bağlılık duyan birçok Azerbaycan Türkü, İran yöneticilerinin dile getirdikleri ülkülere kuşkuyla bakmaya başlamıştır.

İran’ın millî güvenliği açısından Güney Azerbaycan jeopolitiğini önemli kılan bir diğer husus bu coğrafyanın batısında aktif olan etno-milliyetçi silahlı örgütlerdir. Büyük Kürdistan Projesi ya da Kürt milliyetçiliği çerçevesinde faaliyet gösteren bu örgütler ülkenin kuzeybatısının istikrarı açısından oldukça önemli bir faktördür. Bazı iddialara göre İran Kürtlerinin toplam nüfusu 4.585.000 kişidir. Bu da İran nüfusunun %7’sine tekabül etmektedir. Büyük Kürdistan projesine göre Büyük Kürdistan haritası İran, Türkiye, Suriye ve Irak topraklarının bazı bölümlerine içine alarak 409,560 km² alanı kapsamaktadır. Bu alanın 124,950 km²’si ise İran’ın kuzeybatı topraklarında yer almaktadır (Hafızniya 2009: 11).

Güney Azerbaycan coğrafyasının batı bölgelerinin özel coğrafî koşulları bazı silahlı ve terör örgütlerine bu bölgeye yerleşmeye müsait bir zemin hazırlamıştır. Bu bölgeler genellikle geçişi zor olan yüksek dağlar ve derin derelerle çevrilidir. Bu sebeple bazı silahlı ve terör örgütleri bölgedeki dağlar, dereler ve mağaraları sığınak ve üs olarak kullanmaktadır. Bölgenin bu coğrafî koşulu İran silahlı kuvvetlerine ciddi sorunlar yaşatmaktadır ve teröristlerin takibi ve barınaklarının imhasını zorlaştırmaktadır. Sınırında aktif olan örgütler bölgenin stratejik noktaları, geçitleri ve güzergâhlarını detaylı bildiklerinden ötürü kolaylıkla İran güvenlik güçlerine saldırılar düzenleyip kaçabiliyorlar. Sınır bölgelerinde etno-milliyetçi silahlı ve terör örgütlerine ait sığınak, barınak ve gizli üslerini bulmak güvenlik güçlerinin önündeki en önemli sorundur. Sınırın özel geometrik şekli bu sorunu daha da zorlaştırmaktadır. İran’ın Türkiye ve Irak ile olan sınırının geometrik şekline dikkat edildiğinde sınır hatların askerî açıdan genişletilmesine uygun olmadığı görünmektedir. Sınırın yüksek içbükey ve dışbükeye sahip olması doğal sızma güzergâhları oluşturmuş, bölgedeki sınır karakolları, DMO karargâhları ve ordu üslerinin stratejik ve savunma derinliğini en düşük seviyeye indirmiştir. Günümüzde Güney Azerbaycan’ın batı bölgesinde 6 etno-milliyetçi silahlı ve terör örgütü İran rejimi ile mücadele etmektedir. Bu örgütlerin her biri Güney Azerbaycan coğrafyasının farklı bölgelerinde etkin ve aktiftirler. Ayrıca İran’ın kuzeybatı sınırlarından yapılan silah, uyuşturucu, insan ve mal kaçakçılığında da önemli rolleri vardır. İran Kürdistan Demokratik Partisi (İKDP), Kürdistan Demokrat Partisi (KDP), İran Kürdistan’ı Devrimci Emekçiler Örgütü (Komole), İran Kürdistan’ı Mücadele (Xebat) Örgütü, Azad Kürdistan Partisi (PJAK) ve Kürdistan Özgürlüğü Partisi (KÖP) örgütleri Güney Azerbaycan coğrafyasında aktif olan etno-milliyetçi örgütlerdir.

Güney Azerbaycan’ın batı kısmının toplumsal düzen ve sosyal hareketliliğini etkileyen bir diğer unsur bölgede yaşayan etnikler arasındaki rekabet ve bazen nefret derecesine de varan çekişmedir. Bölgedeki genel kanıya göre Tahran yönetimi herhangi bir nedenden dolayı düşerse ve bölgede otorite boşluğu yaşanırsa bölgenin sosyal ve siyasal sahnesi etnik çatışmaya şahit olacaktır. Bu kanının temelindeki en önemli nedenler otorite boşluğu yaşandığı takdirde silahlı ve terör örgütlerin güvenlik şemsiye bularak sahaya inmeleri olasılığı, bölgenin çağdaş tarihinde yaşanan etnik savaşlar, bölgenin tarihsel belleği ve bunlara ek olarak Suriye’nin kuzeyi ve Kuzey Irak’ta son yirmi yılda yaşananların Güney Azerbaycan’da da tekrarlanma olasılığı korkusudur.

Güney Azerbaycan coğrafyasının Azerbaycan Cumhuriyeti ile sınırı olan kuzey bölgeleri bölgesel jeopolitiğin dış faktörleriyle ilintili olarak daha fazla önem arz etmektedir. Bu bağlamda SSCB döneminde İran’ın kuzey sınırları en güvenilir sınır hattı olmuştur. Fakat SSCB’nin dağılması bölgenin jeopolitik profili ve güvenlik tercihlerini değiştirmiştir. Bu bağlamda İsrail’in Güney Azerbaycan coğrafyasının sınırına yakın Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarında kurduğu casusluk istasyonları, ABD’nin Azerbaycan Cumhuriyeti ile enerji alanındaki ilişkileri, Azerbaycan Cumhuriyeti ve NATO işbirliği, Türkiye Cumhuriyeti ve Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Türkçü-Turancı politikaları ve Büyük Azerbaycan propagandası, Karabağ meselesi ve Azerbaycan Cumhuriyeti-Ermenistan çatışmasının bölgeye yansımaları ve sınırdan yapılan kaçakçılık ve izinsiz geçişler İran’ın millî güvenliği açısından en önemli tehdit unsurlarıdır. 

Azerbaycan Cumhuriyeti, İsrail ile yakın ilişkisi olan ender Müslüman ülkelerden biridir. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin İsrail ile olan yakın ilişkisi İran devlet yöneticilerinin dikkate aldığı önemli konulardandır. İranlı yetkililerin birkaç defa dile getirdiği ve İran basınında da yer aldığı bir iddiaya göre İsrail devleti Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarını kullanarak İran’dan casusluk yapmaktadır. İran basınında yayınlanan bir habere göre İsrail Hava ve Uzay Sanayi Şirketi (IAI) 2012 yılında 1,6 Milyar ABD Doları değerinde savunma füzeleri ve insansız hava araçlarını Azerbaycan Cumhuriyeti’ne satmıştır. Ayrıca İsrail devletine ait olan HERMES450S insansız hava araçları Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarını kullanarak bölgede uçmaktadır. İran basının iddiasına göre Azerbaycan Cumhuriyeti, İran sınırının 500 KM uzaklığında bulunan Sitalçay Hava Üssü’nü İsrail devletinin kontrolüne vermiştir ve bu hava üssü İsrail savaş uçaklarının bölgedeki merkezi üssüdür. İran’a göre İsrail devleti bu hava üssünü İran’a yönelik muhtemel saldırısında kullanacaktır ve İsrail’e ait birçok casus İHA bu üsten kalkmaktadır. İsrail’in İran sınırlarındaki casusluk faaliyetleriyle ilgili İran basınında en çok yankı bulan proje ise MOSSAD’ın Moşav projesi olmuştur. Bu projeye göre İsrail devleti Doğu Azerbaycan eyaletinin sınırına yakın Lenkeran, Masalı, Şerur ve Babek bölgelerinde mekanize tarım bölgeleri oluşturmuş ve bu bölgelerde tarımcılık faaliyeti adı altında tarlalarda kurduğu dinleme istasyonları vasıtasıyla İran’ın cep telefon hataları ve askerî birliklerinin telsiz konuşmalarını dinlemektedir(13). Azerbaycan Cumhuriyeti ve İsrail arasındaki güvenlik ilişkilerinin bir diğer boyutu Magal Güvenlik Şirketi’nin Azerbaycan Cumhuriyeti’ndeki faaliyetleriyle ilgilidir(14). İran basınında yer alan iddialara göre İsrail merkezli olan bu şirket Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in güvenlik ekibini eğitmekten sorumludur. Ayrıca Azerbaycan Cumhuriyeti’nin cumhurbaşkanlığına ait güvenlik sistemlerinin alt yapısı bu şirket tarafından yapılmıştır. Ayrıca Azerbaycan Cumhuriyeti Hava Yolları, Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı ve Azerbaycan Cumhuriyeti için stratejik önem taşıyan benzer işletmelerin güvenliğinin büyük bölümü bu şirkete verilmiştir. Azerbaycan Cumhuriyeti yetkilileri İran’ın bu iddiasını yalanlayıp kara propaganda olduğunu söylemektedirler. Ancak Magal Güvenlik Şirketi’nin açıkladığı gelir bilançosunda ve internet sitesinde yayınlanan bilgilere göre Azerbaycan Cumhuriyeti’nde aktif olduğu yazılmaktadır. Kısacası İran-Azerbaycan Cumhuriyeti ilişkilerinde Azerbaycan Cumhuriyeti’nin İsrail devletiyle yakın güvenlik ve istihbarat ilişkisi İran’ı rahatsız etmektedir. İran’a göre İsrail devletinin Doğu Azerbaycan eyaletinin sınırına yakın bölgelerdeki casusluk faaliyetleri İran millî güvenliğini tehdit eden önemli faktörlerdendir.

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin süper güçlerle ilişkileri ve bu ilişkiler üzerinden İran’a gelebilecek tehditler İran’ın dikkati merkezi olduğu bir diğer dış tehdit faktörüdür. Bu bağlamda Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ABD ile ilişkileri ve NATO ile olan işbirliği İran için daha çok önem arz etmektedir. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ABD ile ilişkileri tam bir stratejik ittifak olmamasına rağmen enerji politikaları açısında önem taşımaktadır. İki devlet arasında yapılan stratejik anlaşamaya rağmen Azerbaycan Cumhuriyeti devleti ABD devletine kuşkuyla bakmaktadır. Bunun da başlıca nedenleri ABD’nin Azerbaycan Cumhuriyeti iktidarının muhaliflerini desteklemesi, ABD merkezli basın organları ve STK’ların insan hakları konusunda Azerbaycan Cumhuriyeti’ne baskı yapmaları ve ABD devlet yetkilerinin Ermeni lobisine yakınlıkları ve Karabağ meselesi konusunda Azerbaycan Cumhuriyeti devletine yeterince destek vermemeleridir. Azerbaycan Cumhuriyeti devletinin ABD’ye bu kuşkulu bakış açısına ek olarak Rusya’nın Azerbaycan Cumhuriyeti üzerindeki etkisi Azerbaycan Cumhuriyeti’ni tamamen ABD’nin yanına geçmesini engellemektedir. Buna rağmen ABD-Azerbaycan Cumhuriyeti ikili ilişkileri enerji alanında istikrarlı bir süreç içinde ilerlemektedir. İran’a göre ABD’nin Azerbaycan Cumhuriyeti’nin enerji sektöründe aktif olmasından amacı Avrupa’nın bölgedeki nüfuzunu azaltmak, İran’a karşı baskı kurmak ve bunu Rusya ile siyasal alışverişe çevirip Rusya’ya karşı denge unsuru olarak kullanmaktır.

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin NATO ile işbirliği ve NATO’nun Azerbaycan Cumhuriyeti üzerinden bölgede aktif olamaya çalışması İran’ın millî güvenliği açısında Doğu Azerbaycan eyaletinin sınırlarından gelebilecek tehdit unsuru olarak algılanmaktadır. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin NATO ittifakıyla ilişkisi 1992 yılında Kuzey Atlantik İşbirliği Konseyi (NACC) üyesi olmakla başlamış, ardından 1994 yılında NATO’nun Barış İçin Ortaklık (PFP) projesi ve 2002 yılında NATO Parlamenter Asamblesi’ne katılmakla ciddiyet kazanmıştır. İranlı uzmanlara göre NATO’nun Azerbaycan Cumhuriyeti ile işbirliğinin temelinde Rusya’yı dengelemek, Hazar Denizi’ne açılmak, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin İran ile olan uzun sınırını kullanarak İran üzerindeki baskıları artırmak ve Orta Asya coğrafyasında daha çok etkin olmak vardır. İran’ın devlet zihniyetine göre NATO’nun İran’ın kuzey batı sınırlarındaki varlığının artması İran için askerî ve güvenlik problemlerine yol açmaktadır (Mirmuhammedi 2006: 455).

Güney Azerbaycan jeopolitiğinin bir başka önemli faktörü bu coğrafyanın sınırından yapılan silah, insan, mal ve uyuşturucu kaçakçılığıdır. Özellikle de uyuşturucu ve insan kaçakçılığı İran’ın sosyo-ekonomik düzenini etkilemekle birlikte komşu ülkelerin de soyo ekonomik ve toplumsal güvenliğini de etkilemektedir. İran’ın mevcut sıkıntılı ekonomik durumu, verimsiz bürokratik yapısı ve bölgesel refahın düşük olması kaçakçılığı daha da şiddetlendirmektedir. Bu bağlamda Güney Azerbaycan sınırları Afganistan’da üretilen uyuşturucunun transit yolu olarak kullanılmaktadır. İran üzerinden Batı’ya transit olan uyuşturucunun önemli bir bölümü Türkiye Cumhuriyeti ve Azerbaycan Cumhuriyeti’nden geçmektedir. Türkiye Cumhuriyeti’nin sınır bölgelerde yaptığı sıkı denetim ve uyuşturucu ile ciddî mücadelesi Azerbaycan Cumhuriyeti sınırlarını uyuşturucu kartelleri için cazip hale getirmiştir. Azerbaycan Cumhuriyeti devletinin birkaç defa dile getirdiği bir iddiaya göre İran devleti İran-Azerbaycan Cumhuriyeti sınırlarından yapılan uyuşturucu kaçakçılığıyla ciddî mücadele etmemektedir. Bu da bölgeyi uyuşturucu mafyalarının faaliyet alanına çevirmiştir. Öte yandan Azerbaycan Cumhuriyeti sınırlarından yapılan izinsiz geçişler ve sınırda yaşayan halkın benzin, mazot ve gıda ürünlerini Türkiye Cumhuriyeti ve Azerbaycan Cumhuriyeti’ne kaçak bir şekilde sokması bölgenin ekonomik düzenini tehdit etmektedir.

Güney Azerbaycan coğrafyasının kuzey sınırları Hazar Denizi’ne yakınlığı sebebiyle de özgül öneme sahiptir. İran’ın millî güvenliği açısından Güney Azerbaycan coğrafyasının Hazar Denizi’ne yakınlığı ve Astara kenti üzerinden Hazar Denizi’ne bağlanması önemli bir meseledir. Bu önem Hazar Denizi’nin jeostratejik konumundan kaynaklanmaktadır. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin bağımsızlığından 30 seneye yakın bir zaman geçmesine rağmen hâlâ İran ve Azerbaycan Cumhuriyeti’nin deniz sınırı net ve detaylı bir şekilde belirlenmemiştir. Bu da Hazar Denizi’nde bulunan çeşitli petrol ve doğal gaz kaynakları ve her iki ülkenin bu kaynakları sahiplenmesi niyetinden kaynaklanmaktadır. İran devletinin iddiasına göre Hazar Denizi’nin çevre ülkelerinin arasında yapılan anlaşmaya rağmen İran’a Hazar Denizi’nden düşen payı en az %20’dir. Ancak Türkmenistan ve Azerbaycan Cumhuriyeti, bu oranın %13 olduğu ve Astara Limanı-Hüseyin Kulu Han Limanı hattını kapsadığını ileri sürmektedir. İran Hazar Denizi’nde varlığını tespit etmek amacıyla son dönemlerde bölgedeki askerî deniz faaliyetlerini ve bu deniz ile ilgili uluslararası çalışmalarını artırmıştır. Ayrıca İran’ın iddiasına göre Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Hazar Denizi’ndeki petrol ve doğal gaz çıkarma faaliyetleri İran sularını kirletmektedir. Edebil eyaletinin Hazar Denizi kıyısıyla yalnız 50 km mesafesinin bulunması (Namin-Astara yolu) ve nüfusunun çoğunluğunu Azerbaycan Türklerinin oluşturduğu Astara kentinin Gilan eyaleti sınırları içinde olmasına rağmen Gilan’dan ziyade Erdebil eyaletine bağlılık duyması faktörleri dikkate alındığında Güney Azerbaycan coğrafyası İran’ın dış politikasında önem arz eden Hazar Denizi meselesine dâhil olmaktadır. Nitekim Astara kentinin Gilan eyaletine verilmesi ve önümüzdeki süreçte Hayran gediğinin Erdebil eyaletinden alınıp Gilan eyaletine verilmesi meselesi bu çerçevede ele alınmaktadır. Zira bölgedeki genel kanıya göre İran devleti, bölgedeki Türk etniğinin Hazar Denizi ile fizikî bağlantısının kesilmesini istemektedir. Bu da İran devlet zihniyetine yerleşmiş olan Türk milliyetçiliği korkusundan kaynaklanmaktadır.

Güney Azerbaycan coğrafyasının Azerbaycan Cumhuriyeti ile olan sınırı, jeo-kültürel önemle birlikte doğal sınırlar açısından da önem taşımaktadır. Bu bağlamda Erdebil eyaletinin Azerbaycan Cumhuriyeti ile doğu sınırları Hayran Gediği üzerindeki Astara Çayı olarak belirlenmiştir. Erdebil kentinin batısından Bilesuvar kentine kadar uzanan sınır hattı ise Talış dağlarından oluşmaktadır. Azerbaycan Cumhuriyeti tarafında bulunan yükseklikler ve dağların üstünden Hayran Gediği ve Erdebil kentine tam bir görüş hâkimiyeti sağlanmaktadır. Bu da bölgenin istihbarat ve askerî profili açısından önemli bir zafiyet faktörüdür. Erdebil eyaletinin Bilesuvar kentinden Parsabad kentine uzanan sınır hattı Muğan Yaylası olarak adlandırılmaktadır ve açık alandan oluşmaktadır. İki ülkenin sınırının bu bölümü daha çok geometrik sınırlara benzemektedir. Bu bölümün Parasbad-Aslanduz sınır hattından Araz nehri geçmektedir. Parsabad-Aslanduz sınır yolunun Araz nehrine paralel olması İran’ın bölgesel askerî profili için avantaj sayılmaktadır. Buna karşın Kara Su nehri üzerinde bulunan Kara Çay güzergâhı sınır hattına dikey olması sebebiyle askerî dezavantaj sayılmaktadır. Nitekim İkinci Dünya Savaşı’nda Kızıl Ordu, Karaçay güzergâhını kullanarak bölgeye girmiş, Erdebil eyaleti ve Hazar Denizi kıyılarını işgal etmiştir.

İran’ın kuzeybatısının ortasında ve Güney Azerbaycan coğrafyasının batı ve güneyinde bulunan Zencan eyaleti Türk etniğinin yoğun olarak yaşadığı diğer eyaletlerin aksine komşu ülkelerle ortak sınır hattına sahip değildir ve bu eyaletin coğrafî konumu daha çok İran’ın iç güvenliği açısından önem taşımaktadır. Zencan eyaleti, kuzeyden Erdebil ve Gilan, doğudan Kazvin, güneyden Hemedan, güney batı ve batıdan Kürdistan, Batı Azerbaycan ve Doğu Azerbaycan eyaletleriyle komşudur. Zencan eyaleti İran’ın doğu-batı ve kuzey-güney iletişim şebekesinin üzerinde bulunmaktadır. Bu da bu eyaleti ülkenin genel kara iletişiminin bağlantısı açısından önemli kılmaktadır. Zencan eyaletinin İran’ın kuzeyini güneye ve doğusunu batıya bağlayan kara ana yollar üzerinde bulunması, büyük sanayi kentlere yakınlığı ve zengin kurşun ve çinko madenlere sahip olması bu eyaletin özgül jeo-stratejik ve ekonomik niteliklerini oluşturmaktadır.

İran’ın millî güvenliği açısından önem taşıyan ve Güney Azerbaycan coğrafyasının güney bölgesine özgü olan en önemli faktör Zencan eyaletinin İran’ın kara iletişim şebekesindeki konumudur. Zencan eyaleti İran’ın doğusunu batıya bağlayan hat üzerinde bulunmasına rağmen gelişmiş kara yollara sahip değildir. Bu da İran’ın millî güvenliği açısından tehdit faktörü olarak algılanmaktadır. İran’da yapılan bazı akademik çalışmalar Zencan eyaletinin en önemli güvenlik eksiğini kara yollarının eyaletin stratejik konumuna uyumsuzluğu olarak ele almaktadır(15). İran’ın 7 eyaletiyle sınırı olan Zencan eyaletinin merkezinin 400 kilometrelik yarıçapı uzaklığında İran’ın %50 nüfusu yaşamaktadır ve İran’ın %56 gayri safi üretimi (petrol ve doğal gaz hariç) bu bölgede yapılmaktadır. Bu da Zencan eyaleti kara yollarının önemine ulusal değer katmaktadır. Zencan eyaletinde toplam 206 km otoban ve geniş yol bulunmaktadır. Bunun 106 kilometresi Zencan-Kazvin otobanı ve 85 kilometresi Zencan-Tebriz otobanıdır. Zencan eyaletinde geçen bu otoban İran’ın doğusunu batıya bağlamaktadır ve İran yollarının siyasal coğrafyası açısından oldukça stratejik öneme sahiptir. Zencan eyaleti kara yollarının en önemli özelliği İran’ın doğusunu batıya bağlayan yolun uluslararası iletişim koridorun üzerinde bulunmasıdır. Zencan eyaletinde geçen otoban Tahran’ı Tebriz’e ve ardından Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlamaktadır. Böylece Tahran’ı İran’ın kuzeybatısına ve dolayısıyla Avrupa’ya bağlayan uluslararası yolun 200 kilometresi Zencan eyaletinden geçmektedir. Ayrıca İran’ın güney batısında üretilen ham petrol da bu uluslararası koridorun paralelinde inşa edilen boru hattıyla İran’ın kuzeybatısına taşınmaktadır ve bu hattın güvenliği İran’ın petrol enerjisinin taşıma şebekesi açısından stratejik öneme sahiptir. Bu boru hatları eyaletin güney doğusundan Zencan eyaletine girerek Ebher, Hürremdere ve Zencan kentlerinden geçtikten sonra Doğu Azerbaycan eyaletinin Miyana kentine bağlanmaktadır. İran’ın ulusal planlamaları açısından önem taşıyan bir diğer faktör Güney Azerbaycan’ın Zencan eyaletinde bulunan zengin maden kaynaklarıdır. Zencan eyaleti, İran’ın madencilik sektörünün önemli merkezlerinden biridir ve 427 milyon ton rezerve sahip 27 çeşit maden ürününe sahiptir. Bu eyaletin genelinde kurşun ve çinko madenleri başta olmak üzere toplam 173 maden bulunmaktadır ve günümüzde 128’inden istihraç yapılmaktadır. Zencan eyaletinde bulunan kurşun ve çinko madeni Ortadoğu’nun en büyük çinko ve kurşun madenidir. Zencan eyaletinde işletilmekte olan madenlerin 113’ünün mülkiyeti özel sektör, 14’ünün mülkiyeti kooperatif sektör ve 1’inin mülkiyeti (Enguran Kurşun ve Çinko Madeni) devlette aittir.

Sonuç

İran’ın kuzeybatısını kapsayan Güney Azerbaycan coğrafyasında yaşayan Azerbaycan Türkleri yoğun olarak Batı Azerbaycan, Doğu Azerbaycan, Erdebil ve Zencan eyaletlerinde yaşamaktadır. Bu eyaletlerinin her birinin özel coğrafî konumu, demografik ve sosyo-kültürel yapısından kaynaklanan jeo-kültürel ve jeo-politik özellikleri özgül nitelikler taşırken İran’ın ülkesel ve bölgesel millî güvenliği açısından ayrı-ayrı önemlere sahiptir. Bu bağlamda İran’ın millî güvenliği açısından Güney Azerbaycan jeopolitiğini anlamlandıracak faktörler iç ve dış faktörler olarak ikiye ayrılmaktadır. İç faktörler içinde Türk milliyetçiliğinin bölgede yükselmesi, silahlı örgütlerin faaliyetleri, sınır bölgelerden yapılan kaçakçılık ve bölgenin ekonomik potansiyelleri öne çıkarken dış faktörler açısından Türkiye Cumhuriyeti ve Azerbaycan Cumhuriyeti’nin bölgedeki kültürel hegemonyası ve küresel ve bölgesel güçlerle ilişki biçimleri, özellikle de ABD ve İsrail ile ilişkilerinin niteliği ve İran üzerindeki etkileri öne çıkmaktadır.

Dip Notlar:

(1) Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) Birleşmiş Milletler bünyesinde, 1967 yılında kurulmuş olan, sosyal anlamda çeşitli çalışmalar yapan bir kurumdur. Öncelikli amacı dünya üzerindeki yoksullukla mücadeledir. Gelir kaynağı devletlerin yaptığı para yardımlarıdır. İran istatistikleri için bakınız: https://goo.gl/w7I5Uq

(2) Encyclopædia Iranica, Columbia University’nin İran kültür ve tarihi hakkında, 1973 yılında İngilizce yayımladığı ansiklopedidir. Ansiklopedinin kapsamı sadece İran’la sınırlı değil. İran’dan başka, belli bir dönem Farsça’nın nüfuz alanına giren bölgeler de dâhil edilmiştir: Afganistan, Tacikistan, Türkiye, Kafkaslar, Güney Asya, Orta Asya ve Mezopotamya. Ansiklopedi Fars dünyasının diğer kültürlerle ilişkisini de kapsamaktadır. Şu ana kadar 12 cildi basılmış olan ansiklopedinin en az 30 ciltten oluşabileceği ifade edilmektedir. İran’daki etnik nüfusuyla ilgili bakınız: https://goo.gl/wK2uc6

(3) Encyclopædia Britannica, dünyanın en uzun süredir yayınlanan İngilizce genel kültür ansiklopedisidir. Eğitimli yetişkin kullanıcıları hedef alan bir ansiklopedidir. İlk baskısı 1768’de İskoçya’nın Edinburgh şehrinde basılmıştır. 100 sürekli editör ve 4400 katılımcı yazar tarafından hazırlanır. Geniş bir kesim tarafından dünyanın en gelişmiş akademik ansiklopedisi kabul edilir. İran’daki  Türklerin nüfusuyla ilgili bakınız: https://goo.gl/pGei0v

(4) Ethnologue: Languages of the World (Ethnologue: Dünya Dilleri), 2015’teki yayımındaki 18. sayısında 7,472 dil ile lehçenin istatistiklerini barındıran ağ tabanlı bir yayındır. 2009 yılındaki 16. baskısına kadar yayın bir cilt olarak yayımlandı. Ethnologue dilin konuşan sayısı, yeri, lehçesi, dilsel bağları, kutsal geçerliliği ve Genişletilmiş Kuşaklar Arası Bozulma Ölçeği (Expanded Graded Intergenerational Disruption Scale (EGIDS)) kullanılarak yapılan dil canlılığının öngörüsü üzerine türlü konulardaki bilgi gereksinimini karşılayacak bir kapsamda bulunmaktadır. William Bright, Language: Journal of the Linguistic Society of America dergisinin o zamanki editörü, Ethnologue ile ilgili dünya dilleri üzerine herhangi bir başvurusunun kaçınılmaz olduğunu yazmıştır. İran’ın Türkçe konuşurları için bakınız: https://goo.gl/8cWAkm

(5) Minority Rights Group International (Uluslararası Azınlık Hakları Gurubu). İran’daki Azerbaycan Türkleriyle ilgili bakınız: https://goo.gl/W14IGP

(6) New America Foundation (Yeni Amerika Vakfı). İran’daki Azerbaycan Türklerinin nüfusu için bakınız: https://goo.gl/la0puV

(7) The World Factbook (aynı zamanda CIA World Factbook olarak da bilinir), Amerika Birleşik Devletleri Merkezi Haberalma Teşkilatı-CIA tarafından dünya ülkeleri hakkında toplanan bilgilerin almanak sitilinde yayımlandığı bir referans kaynak kitabıdır. İran’daki Türklerin nüfusu için bakınız: https://goo.gl/ouzG6X

(8) İran’daki Azerbaycan Türklerinin nüfusu için bakınız: http://looklex.com/e.o/iran.peoples.htm

(9) İran eyaletleri merkez olarak adlandırılan bir yerel yerleşim birimi olan şehirden yönetilen ve Türkiye’deki İllere karşılık gelen Otuz bir adet “Ostan” adı verilen eyaletlere ayrılmıştır. Eyalet yönetiminin başında Bakanlar Kurulu tarafından onaylanmasına istinaden İçişleri Bakanı tarafından atanmış olan bir Vali-komutan bulunur.

(10) Bu seri kitabın yeniden basılmaması ve piyasada bulunmaması sebebiyle İsfahan, Kazvin ve Rezevi Horasan eyaletleriyle ilgili istatistiklere ulaşılamamıştır ve isimleri belirtilmeyen diğer eyaletlerde Türk nüfusu yok denecek kadar azdır.

(11) 1951 yılında İran’ın resmî idarî bölünmesinde eyaletlerin adı rakamlarla geçmekteydi.

(12) Bakınız: Ülke Genel Kültürü Endekslerinin Araştırma ve İnceleme Projesi / Yönetici Kurum: İran Genel Kültür Konseyi; Proje Sorumlusu: Mensur Vaizi, Yürüten: Seçkin Pars Araştırmacıları Şirketi, Yayın: Tahran- Kitap-e Neşir Yay., 1391 Hicri Şemsi.

(13) İsrail’in IT ve siber şirketlerinin Azerbaycan Cumhuriyetinin IT ve telekomünikasyon sektöründe aktif olması İsrail için IT ve siber casusluk alanında avantaj sağlamaktadır. Nitekim İsrail’in Bezeq şirketi Azerbaycan Cumhuriyeti’nin telekomünikasyon sektörünün önemli hissedarlarındandır ve Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ilk ve en büyük GSM operatörü olan Bakcell 1994 yılında Azerbaycan İletişim Bakanlığı ve GTIB (İsrail) arasında yapılan anlaşmayla kurulmuştur. Günümüzde Bakcell operatörünün Azerbaycan Cumhuriyeti’nde 2,5 milyon kullanıcısı vardır.

(14) İsrail merkezli Magal Güvenlik Şirketi’nin internet sitesi adresi: https://magalsecurity.com/

(15) Örneğin bakınız: Asgari, Tevhit. (2017). Arazi Kullanımı Planlaması Açısından Zencan Eyaletinin Güvenlik-Savunma Faktörlerinin İncelenmesi. Tahran Üniversitesi. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi.

Kaynakça

Albayrak, Receb. (2013). Türklerin İranı (Yakın Gelecek). Ankara: Berikan Yayınevi.

Akılmend, Ahmet. (2008). İran Sınırları ve Oluşmaları. Tahran: İran Silahlı Kuvvetleri Coğrafya Örgütü Yayınları.

Behramiyan, Şefi, Behramiyan, Ümit. (2012). Sürekli Güvenlik Duygusu ve Türk-Kürt Etnikleri Arasındaki Dayanışmayla İlişkisi ve Batı Azerbaycan Eyaletinde Etnik Dayanışmayı Çoğaltan Etkili Etkenlerin Araştırılması. Teorik Siyaset Araştırmaları Dergisi. Sayı:11.

Çukaçizade Mukaddem, Muhammed Bakır, Emini Kışlakı, Davud. (2010). Askerî-Güvenlik Coğrafya Açısından Batı Azerbaycan Eyaletinin Sınır Bölgelerinde İstikrarın Bozulmasına Sebep Olan Faktörler. Jeopolitik Dergisi. Yıl: 6. Sayı: 3. 

Doğu Azerbaycan Eyaletinin Kalkınma Programı Belgesi (Direniş Ekonomisinin Yürürlüğü Programı). Cumhurbaşkanlığı Yönetim ve Planlama Kurumu. Doğu Azerbaycan Eyaleti Yönetim ve Planlama Kurumu. Yıl: 2015. Cilt: 2. SS.267-270.

Hafızniya, Muhammed Rıza. (2009). Kuzey Irak Kürtlerinin Özerkliğinin Komşu Ülkelere Etkileri. Coğrafya Araştırmaları. Sayı:83. İsfahan Üniversitesi Yayınları.

İran İstatistik Merkezi, Cumhurbaşkanlığı Stratejik Denetim ve Planlama Başkanlığı, Göçebe Aşiretlerin Toplumsal-Ekonomik Nüfus Sayımı. Yıl: 2008.

İzzeti, İzetullah. (1993). İran’ın Askerî Coğrafyası. Tahran: İran Ordusu İmam Ali Subay Üniversitesi Yayınları.

Mirmuhammedi, Seyyid Rıza. (2006). Azerbaycan’ın Stratejik Analizi (Ekonomik-Askerî). Tahran: Uluslararası Ebrar-i Muasır Kültür Araştırma Merkezi Yayınları.  

Mümini, Hasan, Kasımı, Muhammed, Kamberi, Kasım. (2013). Azerbaycan Cumhuriyeti ve İran İslam Cumhuriyeti Sınırlarının Siyasal-Güvenlik Sorunlarının Araştırması ve Analizi. İran Polis Teşkilatı Güvenlik ve Düzen Araştırmaları Dergisi. Sayı: 3 (27). SS.87-115.

Penahiyan Tebrizi, Mahmut. İran-Zemin Türklerinin Millî Coğrafi Ansiklopedisi. Bağdat: 1973.

Purmusevi, Seyyid Musa. (2008). Siyasal Atmosferin Örgütlenmesi ve İran’da Kültürel ve İşlevsel Bölgeler. Jeopolitik Üç Aylık Dergi. Yıl: 4. Sonbahar ve Kış Sayıları.

Saidi, Ali, Keffasş Cemşid, Muhammed Rıza. (2013). Erdebil Eyaletinin Bölgesel Araştırmasında Güvenlik-Savunma Faktörleri. DMO İmam Hüseyin Üniversitesi Afak-ı Emniyet Bilimsel-Araştırma Dergisi. Yayın Dönemi:6, Sayı:21, SS.27-59.   

Ülke Genel Kültürü Endekslerinin Araştırma ve İnceleme Projesi, Doğu Azerbaycan Eyaleti/Yönetici Kurum: İran Genel Kültür Konseyi; Proje Sorumlusu: Mensur Vaizi, Yürüten: Seçkin Pars Araştırmacıları Şirketi, Yayın: Tahran- Kitap-e Neşir Yay. 1391 Hicri Şemsi.

Zencan Eyaletinin Coğrafî Planlama Araştırması Programı. (2010). İran İçişleri Bakanlığı, Zencan Valiliği, Planlama Başkanlığı. Zencan: Bütçe ve Planlama Ofisi Yayınları.

Babek ŞAHİT- Tebriz Araştırmaları Enstitüsü Uzmanı

Bu yazıyı paylaşın

Benzer Konular

İRAN’IN MİLLÎ GÜVENLİĞİ VE SÜNNİ BELUÇLAR- BABEK ŞAHİT

İran’ın güneydoğusunda yaşamakta olan Beluç etniğinin sosyo-kültürel yapısı ve kolektif siyasal hareketliliği İran’ın bölgesel istikrar …

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *