Ana Sayfa / ANALİZ / İRAN’DA İNTERNET SANSÜRÜ, YENİLMEYE MAHKÛM PAHALI BİR SAVAŞ- TAHA KERMANİ

İRAN’DA İNTERNET SANSÜRÜ, YENİLMEYE MAHKÛM PAHALI BİR SAVAŞ- TAHA KERMANİ

Bugünlerde İran denilince ilk akla gelen konu ABD çekişmesi ve körfezde her geçen gün artmakta olan gerilim oluyor. İran’ı yakından takip edenler ise ülkenin içinde bastırılmış ve her an patlayabilecek devasa bir itiraz potansiyeli ve halk ayaklanmasından söz ediyorlar. Medya gündemine sıcak çatışma ihtimalleri etrafında dolaşan haberlerinin intikal etmesi, bakışları İran’ın içinden uzaklaştırmıştır belki ama aslında toplumun nezdinde savaş haberlerinin çok da anlam bulduğu görülmüyor. Hayat pahalılığı ve geçim sıkıntıları halkı fazlasıyla zor durumda bırakıyor. Örneğin; yurt dışında bu denli savaş korkusunun olduğu ortamdan, yerel halkın haberi yokmuş gibi görünüyor. İran’da radyo ve televizyonun 100% hükümetin tekelinde olmasıyla birlikte halk, soluğu ancak sosyal medyada almış görünüyor. Her türlü iletişim ağına hassas olup en ufak şeye tepkili olan hükümet elbette burayı da başıboş bırakmamıştır. Ancak ülkenin hasta ve zayıf ekonomisini hedef alan ambargolar, yönetimin harcamalarında önceliklerini değiştirip zorunlu bir tasarrufa gitmesini kaçınılmaz hale getirip, bir taraftan da sansüre yaptığı harcamaların başarısız olduğu gerçeğini de ara sıra yetkililerin ağzından duymak mümkün hale gelmiştir. Günümüzde toplumsal hareketlerde internet ve özellikle sosyal medyanın rolü elbette ki inkar edilemez; İran’da da her ne kadar bu alanda sansür için çalışmalar yürütülse de iletişim çağının doğasıyla savaşmak beklendiği gibi kayda değer bir başarıyla sonuçlanamamıştır.. Bütün bunlara rağmen İran’ın devasa yatırımlar yapıp yıllarca enerji harcadığı ‘Milli Internet Şebekesi’ projesi yarım bırakılmış durumda ya da ilk başta planlanan hedeflerine ulaşmamış görünüyor. Bu çalışmada bu projenin ne olduğu ve günümüzde ne durumda olduğu konusunda doğan sorulara cevap vermeye çalışacağım.

Proje için kaç para harcandı?

Ağustos 2016’da on yıllık bir süreden sonra İran basını “Milli Bilgi Şebekesinin” açılışını duyurdu. Hemen ardından ve açılıştan kısa süre sonra yetkililerin açıklamalarının birbirleriyle çeliştiği iddiaları ortaya atılıp milli bilgi veya milli İnternet şebekesinin göstermelik olarak açıldığına dair iddialar ortaya konuldu.

Cumhurbaşkanı birinci yardımcısı İshak Cihangiri 2016’da Milli İnternet açılışındaki konuşmasında şöyle bir açıklama yaptı: “Bu büyük proje için üç yıllık bir süre zarfında 20 Milyar Tümenlik bir yatırım yapılmıştır. Yatırımda hükümetin katkısı %20 olup, özel şirketlerin ise %80’lik katılım oranı vardır. Nitekim devletin %20’lik katkısı da bütçe dışı kaynaklardan sağlanmıştır” Ancak Milli İnternet Projesi, söylenenlere göre internet alanındaki en pahalı projedir. Veriler şeffaf bir şekilde yansıtılmadığından, harcanan para miktarı hiçbir zaman netleşmedi.

2005’te Milli Bilgi veya Milli İnternet şebekesi için istenen bütçe miktarı bir milyar dolar (O zamanın kuruyla yaklaşık 900 milyar Tümen) olarak biliniyordu. Ancak iniş çıkışlardan sonra, meclis 566 milyar Tümen ile, 2007-2009 yılları arasında bu projeyi İran hükümetine bağlı Telekom şirketine ve alt yapılarını oluşturan şirkete tahsis etti. Ayrıca Ağustos 2007’de İletişim Bakanlığı’nın Ekonomi Konseyi, bu proje için 350 Milyar Tümen daha bütçe verilmesini onayladı.

Bu harcamalar, Hasan Ruhani’nin iş başına gelmesiyle birlikte ciddi anlamda değişti. Öyle ki Ruhani Milli İnternet için özel bir bütçe ayırmadı. Aksine projeyi altıncı gelişme programından da kaldırdı. Beklendiği gibi bu politikaya muhafazakar gruplardan büyük itirazlar geldi. Daha sonra dönemin İletişim Bakanı Mahmud Vaezi, proje bütçesinin kaldırılmasıyla ilgili haberleri kısıtlı bir şekilde yalanladı. Tüm bunlara rağmen Cumhurbaşkanı birinci yardımcısı İshak Cihangiri’nin açılışta yapmış olduğu açıklamayı ele alacak olursak, projeye toplamda 20 Milyar Tümen para harcandığını söylememiz mümkündür.

Konuya insan hakları ve ifade özgürlüğü açısından yaklaşanlar, bu projenin dünyada sadece Kuzey Kore’de benzer örneği olduğunu ileri sürüp, daha fazla sansür uygulamanın amaçladığını iddia ediyorlar. Projeyi savunan karşı taraf ise, dışarıya bağımlılık meselesini ortaya koyup, bu projeyle ciddi bir tasarrufun sağlanmış olmasını ve güvenlik açısından da olası tehlikelerin önlenmesini projenin avantajları olarak değerlendiriyorlar.  Ayrıca projeyi destekleyenler, başta Kuzey Kore örneğini vererek diğer ülkelerin de benzer bir uygulamaya gittiklerini ifade ediyorlardı. “Ediyorlardı” diyorum, çünkü günümüzde bu söylem halk nezdinde karşılık bulmuyor ve diğer taraftan da projenin maddi ağırlığı özellikle ekonominin daralmaya gitmek zorunda kaldığı dönemde rafa kaldırıldığı anlaşılıyor

Neyi umup neye vardılar?

İran hâkimiyetinin kitle iletişim araçlarına olan hassasiyeti saklı olmadığı gibi, iletişim çağının doğasının tersine gidemeyeceği de bilinen bir gerçektir. Ancak 2009’da tartışmalı olarak gerçekleşen cumhurbaşkanlığı seçimlerinin itirazlarına bakarsak, yönetimi kızdıran konuların başında sokak itirazlarının dünya basınına çıkması olduğunu görüyoruz. O tarihin ardından 10 yıl geçmesiyle beraber, sosyal medya kullanım oranının çok daha fazla oluşu, İran toplumunun dışarıya açılmasından hoşlanmayan yönetimi daha çok düşündürmüştür. Alınan tedbirleri ve harcanan devasa paraları da bu bağlamda daha anlamlı bulabiliriz.

Ancak bir gerçek daha var ki, genç nüfusun dışarıya açılma hızı alternatif yöntemlerle yavaşlatılmaya çalışılsa da, pek mümkün olmamıştır. Sansür uygulamaları yurdun her yerinde delinmez bir ağ gibi görülse de, defalarca delinmiş ve çok önemli miktarda dışarıya sızmıştır.

İran’da internet sansürü reformcusu olarak tanınan Muhammed Hatemi döneminde resmi olarak başlandı. Ancak bu ilk baştan inkar edildi. Öyle ki Hatemi bir röportajında özellikle siyasi içerik üreten tüm web sitelerin açık olduğunu iddia etmişti. Sonralar Mahmud Ahmedinejad döneminde internete uygulanan sansür çok genişletildi. Ama komik çelişkiler bitmek bilmedi öyle ki günümüzde Ahmedinejad’ın bile Twitter hesabı var ve kendini özgürlükçü biri olarak tanıtmayı ve göstermeyi çok istiyor gibi görünüyor.

Ancak Hasan Ruhani’nin dönemi, İran’da internetin tüm kitlelerde yaygınlaştığı dönem olarak kabul ediliyor. Bu dönemde özellikle cep telefonlarında (3G ve 4G) internetin gelmesiyle birlikte orta sınıftan ziyade alt kesimlerde de ciddi bir şekilde internet kullanımı hız kazanmıştır. İnternetin cep telefonuyla birlikte kullanım kültürünün yaygınlaşması ve içselleşmesi, İran’da da gelişmiş ve günümüzün olmazsa olmazı haline gelmiştir.

“Tüm engellere rağmen internet kullanıcıları sansürü nasıl deliyor?” sorusunun cevabı için yakın zamanda bir VPN hizmeti sunan şirket yetkilisinin BBC’ye Farsça ile verdiği röportaj yerinde olacaktır. Psiphon yazılımının kurucusu Michael Hal’ın iddiasına göre, İran dünya çapında internete sansür uygulayan en başarılı ülkedir. Hal’a göre, İran Çin’den bile daha geniş ve başarılı bir sansür sistemi uygulamaktadır. Ancak bu, kullanıcıların serbest internet şebekesine bağlanamadığı anlama gelmiyor. Durum, 2018’in başlarında 2 haftalık bir sürede 10 milyonu aşkın İranlı kullanıcının Telegram mobil uygulamasına erişebilmek için Psiphon yazılımını kullandığını ifade etmiştir. Psiphon şirketinin sahibi, kendilerinin Kanada devletinin yasalarına bağlı olduklarının ve özgür internet erişimini doğal, insani bir hakkı olarak kabul ettiklerinin altını çizip, bu yönde hizmet vermeye devam edeceklerini vurgulamıştı.

Filtre ve sansürün dünyada internetin olduğu neredeyse her yerde var olduğunu söyleyebiliriz. Ancak anlaşılan o ki bu, batı ülkelerinde yasa dışı film indirme sitelerinde uygulanırken, İran’da haber ve sosyal medya platformları hedef alınmıştır. Tüm harcamalara bakıldığında internet düşkünü genç nesilde bir şekilde yeni bir havaya ulaşabilmiş. Ayrıca Tahran’ın ciddi ekonomik sıkıntılar yaşadığı bu zor dönemde internete uyguladığı filtre ve çarşafın gün geçtikçe halk tarafından daha çok delinip, ülkeye ışık pencerelerinin açılmasının kaçınılmaz bir gerçek olarak inkâr edilmeyecek boyuta ulaştığı görülmektedir.

Taha KERMANİ- Gazeteci

Bu yazıyı paylaşın

Benzer Konular

GÜNEY AZERBAYCAN JEOPOLİTİĞİ- BABEK ŞAHİT

İran’ın devlet ve ülke olarak var olmasının anlamsal içeriğinin önemli etmenlerinin başında ülkenin kültürel çeşitliği …

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *