Ana Sayfa / ANALİZ / İRAN’DA ERMENİ AYRICALIĞI- TAHA KERMANİ

İRAN’DA ERMENİ AYRICALIĞI- TAHA KERMANİ

Ermeni Azınlığının günümüzdeki Azerbaycan Cumhuriyeti ve İran topraklarına yerleştirilmesinde hâkimiyetle olan önemli ilişkileri önem yer tutar. İran İslam Cumhuriyeti’ni başka ülkelerden farklı kılan özelliklerin başında dinî yönetim gelir. Dinî yönetim ifadesi farklı açılardan incelenebilir/incelenmelidir, ancak her halde halk arasında şeriat yönetimi gibi kelimelerle anılan ve özel bir dine mahsus kanun ve kurallara dayalı bir yönetim tarzı olarak değerlendirilirse de yanlış olmaz. Adından da belli olduğu gibi İslam dinini benimseyip çok daha ötesine giderek siyasî yönetim tarzı olarak hayata geçirilen otoritenin başka dinlere mensup gruplarla ilişkileri de önemle ve titizlikle takip edilir. Bu arada İran gibi geniş coğrafyanın asırlardır yerlisi olan diğer din ve mezheplere mensup gruplar da ayrıca önem arz eder, dikkat noktasında olur. İşte bu makamda hâkimiyetin resmî dini olarak İslam ve resmî mezhebi olarak On İki İmamlı Şiiliği benimsemesiyle birlikte, doğal olarak diğer inançlar gayri resmî olarak tanımlanıp öteki sayılır. Sistemi bu mantıkla değerlendirirsek eğer, buraya kadar bir sorun yok gibi gözüküyor olabilir, ama Şiilik dışında kalan diğer inanç gruplarına mensup olanlardan birisinin diğerlerine göre farklı muamele tabi tutulması işin rengini değiştirir.

Ermeniler, çoğunluğun önüne geçen bir azınlık

Derin araştırmalar gerektiren bu konunun tarihsel boyutunu başka bir zamana bırakıp özellikle İran İslam Cumhuriyeti dönemini ele alıyorum. 1979 devrimi ideolojik mahiyeti itibariyle İran’da yaşayan vatandaşların yanı sıra, dini siyasete karıştırmayan ülkelerin de endişelenmesine sebep olmuştur.Devrimin gerçekleşmesinde büyük rol oynayan sol ve liberal gruplar, yeni sistemde önceki dönemden bile daha çok baskıya maruz kalırken, gelecekten hiç endişe duymayıp sürecin tamamlanmasını sükûnetle bekleyen tek grup Ermeniler olmuştur.

Ama bu rahatlık nereden kaynaklanıyordu?

İran Dışişleri Bakanlığı’nın girişine asılan “Batı değil, Doğu değil; İslam Cumhuriyetidir” sloganı,baştan itibaren gerçekleşmeyen bir laf olarak kalmaya devam emişir. Batının Irak tecavüzüne sessiz kalan Tahran, gün geçtikçe daha da Doğuya yöneldi. Savaşın ilk yıllarında dikenli tel dahi üretemeyen İran, silah ve cephane almakta zorlanmaya başlamıştı. Tam bu dönemde her açıdan stratejik dost olarak dış politika doktrinine yerleşen Rusya ve Çin’le olan ilişkileri de savaş yıllarında, özellikle askeri işbirliği sebebiyle kuvvetlenmeye başlar. ABD Büyükelçiliği krizi ve firari şahın soluğu Batıda alması da Tahran’ın gözünde Batı dünyasına olan güvensizliğin diğer ana sebeplerinden sayılabilir. Hiç anlatmaya gerek yok ki Osmanlı döneminden Kafkasya savaşları ve günümüzde hala sonuçsuz kör düğün olarak ortada kalan Karabağ sorununda da Ermeni güçleri Rus ordusunun sadık askerleri niteliğindedir. Sayıları günümüzde 80-120 bin civarında tahmin edilen Ermeni azınlığı da mümkün mertebe vefa göstererek, hep İslam Cumhuriyeti’nin yanında yer almaya çalışmıştır. Bunu İran’da yaşayan diğer azınlıklarla kıyasladığımızda daha da bariz bir şekilde görebiliriz. Örneğin İslam Devrimin geride bıraktığı 40 yıllık tarihe baktığımızda Ermeniler hariç tüm azınlıklar da toplumun diğer kitleleriyle birlikte zaman zaman yönetime karşı itiraz seslerini yükseltmişler. Bu duruma karşı “Acaba sistem Ermenilere özel imtiyazlar mı sağlıyor?” sorusu akla geliyor ve cevabı çok açık bir şekilde evettir.

Milyonlarca vatandaş temel bireysel özgürlüklerinden men edilirken, Ermeni azınlığına tanınan haklar adeta İran İslam Cumhuriyeti’ndeki demokrasinin zirvesi olarak nitelendirilebilir. Günlük hayatta İran’da yaşayan bir Ermeni vatandaşının diğer vatandaşlarda olmayan özgürlüklerden yararlandığı hususları kısaca şöyle örneklendirebiliriz:

-İnanç Özgürlüğü; Sayıları Ermeni nüfusunun kaç katı olan Sünniler, Bahailer, Aleviler gibi dinî-mezhebîazınlıklar yıllardır bir tek resmî ibadethaneden yoksunken, Ermeniler bütün dinî ayinlerini icra etmekte serbestler.

-Ana Dilinde Eğitim; Ülke nüfusunun yarısından fazlasını oluşturan Fars olmayanların ana dilinde eğitim hakkı ve talebi, Pehlevi dönemini de hesaba katarsak yaklaşık bir asırdır karşılıksız kalmışken, Ermeni azınlığının ilkokuldan itibaren anadilinde eğitimi devlet bütçesiyle hayata geçirilmektedir.

-Kadınların Kapanmama Özgürlüğü; Yıllardır ana gündem maddesi olarak tartışılan ve hükümetin ulusal güvenlik meselesi olarak değerlendirilmesine rağmen devletin hiç taviz vermediği konulardan biri hiç şüphesiz kadınların kapanma veya giyinme özgürlüğüdür. Her ne kadar kamusal alanda bu özgürlükten yararlanamasalar da Ermenilerin kilise içi ve kendi toplanma alanlarında kapanma zorunluluğuna uymamaları yararlandıkları bir başka özgürlük alanı ve avantaj olarak karşımıza çıkmaktadır. Oysa ki normal bir vatandaştan özel aracında, sosyal medyada ve hatta yurtdışı seyahatlerinde kapanma yasasına uymadığı gerekçesiyle hesap sorulabilir ve hakkında cezai işlem uygulanabilir.

Bunun gibi temel hak ve özgürlükler konusunda İran devletinin hassasiyetini göz önünde bulundurunca Ermenilere tanınan bu imtiyazın ne denli öneme sahip olduğunu anlayabiliriz. Örneğin İran’da kılık kıyafet tartışmalarıve giyim özgürlüğü ülkeye gelen turistlere yönelik bile hassasiyetlere yol açmış, yabancı turistlerin kapanmasının ciddiyetle takip edilmesi yetkililer arasında tartışma konusu olmuştur.

Her Geçen Gün Artan ‘Pan Ermenizm’

Her ne kadar İran hükümeti Ermeni meselesini iç ve dış siyasetinde araç olarak kullanmak istese de, Ermeni grupları kendilerine sağlanan ortamdan maksimum yararlanarak radikal ‘Pan Ermenizm’ söylemini yaygınlaştırmaya çalışıyorlar. Yakın tarihimize bakacak olursak Ermenilerin bölgede kanlı eylemlere başvurmalarının temel bahanesi,iddia ettikleri ve Büyük Ermenistan adlandırdıkları coğrafyayı ele geçirme arzuları olmuştur. Ermeni hayalperestler tarihî ve gerçekçi şartların çok ötesinde kurguladıkları hayaller gerçekleştirmek adına her türlü isyan ve cinayetten de çekinmemişlerdir. Osmanlı döneminde merkezî otoritenin zayıflamasını fırsat gören Ermeni çeteler, başta Rusya olmak üzere dış ülkelerle her türlü hain ittifak girişiminde de bulunmuşlardır. Yaptıkları ihanetlere nazaran Tehcir Kanunu gibi gördükleri her hoşgörü ve müsamahayı ise kanlı cinayetlerle karşılık vermişler. “Zalimin sesi çok çıkar” atasözünün tam karşılığını veren Ermeni terör çeteleri,gerçekleştirdikleri her soykırım ve türettikleri her cinayetten sonra mazlum ve mağdur kılığına girerek Türk-Müslüman devletlerine çamur atıp suçlamaktan hiç geri kalmamışlardır. Kullandıkları simge ve imgelerde ‘Pan Ermenizm’ izleri baskın şekilde kullanılmakta ve adeta ideolojilerinin bel kemiğini oluşturan “Batı Ermenistan” adı altında Türkiye Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğünü hedef almaktadırlar. İran’da Ermenilere mensup ve kültürel sportif faaliyetler adı arkasında saklanmaya çalışılan kuruluşların adı da bu iddianın bariz kanıtıdır. Ararat, Ermenilerin Ağrı dağına verdiği ad ve toprak iddiasında bulundukları sözde Batı Ermenistan’ı simgelemektedir. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ezeli toprakları olan Karabağ’da Hocalı Soykırımı gibi akıl almaz insanlık dışı cinayetin arkasında da bu mantık dayanmaktadır. Buna, politikanın Ermenistan hakimiyeti tarafından desteklenmesine şüphe bırakmayan siyasilerin davranışları kanıt gösterilebilir. Fakat burada kendini İslam ülkesi olarak nitelendiren İran’ın destekleyici politikaları da gözden kaçmayacak kadar belirgindir. Bunaen son örnek olarak Ermenistan Başbakanının son Tahran ziyaretinde gelişen olaylar söylenebilir. Bir defa resmî ziyaretin tam 26 Şubat Hocalı Soykırımının hemen ertesi günü gerçekleştirilmiş olması çok anlam ifade etmektedir. Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın ziyaretinin tartışmalı olayları bununla da sınırlı kalmadı ve İsfahan’da Ararat SporKulübü’nde İran Ermenileriyle bir araya gelmesi de büyük tartışmalara yol açtı. Sözü geçen programda işgalci Ermenistan’ın Dağlık Karabağ’a tanıdığı sahte özerk yönetimin bayrağı dalgalandırılmış ve salonda kocaman “Karabağ Ermenistan’ındır” yazılı pankart asılmıştı. Başbakana eşlik eden İranlı yetkililer tüm bu olanlara sessiz kalırken, Paşinyan bir başka tartışmalı harekette tartışmalı pankartla çekilmiş fotoğrafını sosyal medya hesabından paylaşarak olup bitenlerin kasıtlı olduğuna şüphe bırakmamıştı.

İran’da yaşayan Türkler tüm bu olanlara kayıtsız kalmadıkları gibi, 24 Nisan sözde “Ermeni Soykırımı” iddialarıyla ilgili tepkilerini de ortaya koydular. Tahran yönetiminin sert tepkisine rağmen tüm kanallardan itirazlarını bildirmeye çalışan Türkler bu yıl aylar önceden bir kampanya başlatarak yetkililere seslendiler. Kampanya çerçevesinde Ermenilerin her yıl düzenli olarak sözde soykırım iddiaları bahanesiyle gerçekleştirdikleri Türkiye karşıtı törenleri ve yürüyüşlerinin iptali İran İçişleri Bakanlığı’ndan talep edilmekteydi. Nihayetinde Türkiye’nin Tahran Büyükelçiliği’nin önünde gerçekleşecek olan yürüyüş iptal edilse de, sözde anma törenleri Tahran’da ve İsfahan’da gerçekleşti. Sosyal Medya’da paylaşılan görüntülere göre bu sene de Türkiye karşıtı söylem ana madde haline gelerek, “Batı Ermenistan Özgürleşmelidir” sloganı atılarak Türkiye Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğü hedef alınmıştı. Atılan sloganlar ve geçtiğimiz yıllarda izlenen politikaya bakılırsa ‘Pan Ermenizm’ söyleminin İran’da tam anlamıyla uygulanmakta olduğu ve küçümsenmeyecek kadar ciddiyete sahip olduğu aşikârdır.

Öte yandan Ermenistan halkının gerek sosyal ekonomik, gerekse siyasal özgürlükler açısından içinde bulunduğu sefaletle ortaya atılan ve saha gerçekleriyle bağdaşmayan iddialara bakıldığında bu hayalperestliğin birinci mağdurunun Ermeniler olduğu gerçeği de inkâr edilemez. Hal böyle olunca uygulanmakta olan siyasetin teori odası ve asıl kirli oyunun kuklalarını oynatan perde arkasındaki ellerin titizlikle takip edilip izlenmesi çok önemli bir mesele olarak karşımıza çıkmaktadır. Aksi taktirde tarihte olduğu gibi oyuna gelen Ermeni halkına eziyete, bu toprakların ebediyen sahibi olanlara ise zahmete yol açacaktır…

Taha Kermani- Gazeteci

Bu yazıyı paylaşın

Benzer Konular

İRAN’IN MİLLÎ GÜVENLİĞİ VE SÜNNİ BELUÇLAR- BABEK ŞAHİT

İran’ın güneydoğusunda yaşamakta olan Beluç etniğinin sosyo-kültürel yapısı ve kolektif siyasal hareketliliği İran’ın bölgesel istikrar …

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *