Ana Sayfa / KONULAR / SİYASET / İRAN’IN YARGI ERKİ YENİ BAŞKANI İBRAHİM REİSİ KİMDİR?- BABEK ŞAHİT

İRAN’IN YARGI ERKİ YENİ BAŞKANI İBRAHİM REİSİ KİMDİR?- BABEK ŞAHİT

İran basınında yer alan habere göre İran’ın Meşhet kentinde bulunan ve İmamiye Şiilerinin kutsal mekânlarından biri olan İmam Rıza Türbesi’ne bağlı Rezevi Vakfı yönetim kurulu başkanı İbrahim Reisi, Devrim Lideri Ayteullah Hamenei tarafından İran yargısının yeni başkanı olarak atandı. Rezevi Vakfı, İran’ın güçlü merkezlerinden biri olarak İmam Rıza Türbesi’ne vakfedilen mal ve servetleri yönetmekten sorumludur ve dinî işlerin yanı sıra ekonomi ve siyasette de aktif rol almaktadır. İbrahim Reisi’nin İran’ın yargı erkinin başına geçmesi iç siyasetinin ana gündem maddesini oluştururken Farsça basının farklı tepkilerine yol açmıştır.

İran’ın iç siyasetinin bulunduğu durum özellikle de bürokrasiyi iflas eşiğine götürmekte olan yolsuzlukların artışı ve toplumun yargıya güvenini kaybetmekte olması İbrahim Reisi başkanlığındaki yargı erkini devletin beka mücadelesinin başat aktörlerden biri yapmaktadır. Burada İbrahim Reisi, nasıl bir yol izleyecektir? İran halkının devlete özellikle de yargıya güven ve inancını tekrar kazanabilecek mi? İran yargısında önemli değişiklikler yaparak Ayetullah Hamenei’nin beklentilerini karşılayabilecek mi? gibi sorular Reisi’nin yargı erkinin başına geçmesiyle İran gözlemcilerin üzerinde durduğu önemli konulardandır. Fakat bu soruların yanıtlanması için yanıtlanması gereken temel soru İbrahim Reisi kimdir? sorusudur. Bu yazıda İbrahim Reisi’nin hayatı, devrimden sonra aldığı görevler ve siyasal ve fıkıh görüşünün geçmişi ele alınmıştır.

İlk ve Ortaokul Dönemi: İbrahim Reisi, 14 Aralık 1960 tarihinde Meşhet kentinin Noğan bölgesinde doğdu. İlkokulu Noğan bölgesinde bulunan Cevadiye İlkokulunda bitirdikten sonra eğitimine Meşhet kentinde bulunan Nevvab İlmiye Medresesi’nde devam etti. Bu dinî medrese Safeviler döneminde Şah Süleyman Safevi zamanında Mirza Salih Rezevi tarafından kurulmuştur. 1979 İran Devrimi sonrasında Nevvab Yüksek İlmiye Medresesi ismini alan bu okul günümüzde Muhafazakârların radikal kanadının liderlerinden biri olan Ayetullah Misbah-ı Yezdi’nin öğrencileri tarafından yönetilmektedir. İbrahim Reisi, kısa bir süre Nevvab İlmiye Medresesi’nde okuduktan sonra din eğitimine Ayetullah Seyyid Muhammed Musevinejad’ın medresesinde devam etmiştir. Reisi’nin ortaokulda Ayetullah Musevinijad ile başlayan hoca-öğrenci ilişkisi Ayetullah Musevinijad’ın vefatına kadar devam etmiştir. Ayetullah Musevinejad, devrime giden süreçte devrimciler tarafından olaylar karşısında sessiz kalması sebebiyle eleştirilse de devrimden sonra birçok öğrencisi Horsan vilayetinin stratejik kurumlarında kadrolaşmıştır. Ayetullah Musevinejad’ın açtığı dinî medresenin diğer ilmiye medreseleriyle en önemli farklı modern bilimlere verdiği önem ve geleneksel fıkıh tartışmalarıyla birlikte irfan, şiir, edebiyat, matematik, fizik ve kimya gibi bilimlerin de öğretilmesi olmuştur. Ayetullah Musevinejad, Necef’te bulunduğu sürece din eğitimini İran Düzen Yararları Teşhis Konseyi eski Başkanı Ayetullah Seyyid Mahmut Haşimi Şahrudi’nin babası Ayetullah Seyyid Ali Hüseyni Şahrudi’nin yanında almıştır. Ayetullah Musevinejad’ın damadı Muhammed Ali Ebtehi ise İran’ın eski reformist Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi’nin özel kalem müdürlüğünü yapmıştır ve oğlu Seyyid Ali Musevinejad İran’ın Dinler ve Mezhepler Üniversitesi, Şiioloji Fakültesi Şiioloji Bölümü Başkanı olarak görev yapmaktadır. İbrahim Reisi, 1976 yılında Ayetullah Musevinejad’ın dinî medresesinden mezun olduktan sonra din eğitimine Kum İlmiye Medresesi’nde devam etmiştir.

Kum İlmiye Medresesi Dönemi: İbrahim Reisi, Ayetullah Musevinejad’ın tavsiyesi üzerine din eğitimini Kum kentinde bulunan Ayetullah Burucerdi Medresesi’nde devam etti. Kum’da bulunduğu sürede toplam sekiz Ayetullah’dan dersler almıştır. İbrahim Reisi’nin hukuk ve yargıya bakışının temeli Usul-ı Fıkıh dersi aldığı Ayetullah Şeyh Ali Mervi tarafından şekillenmiştir. Ayetullah Şeyh Ali Mervi’nin yargının şeriat kurallarına nasıl formalaşması gerektiğine dair görüşleri İran yargısına hâkim olan önemli fıkıh kaynaklarındandır. İbrahim Reisi’nin yakın arkadaşı olan Ayetullah Şeyh Ali Mervi’nin oğlu Ayetullah Şeyh Cevat Mervi, İran’ın devrim ihracının iki önemli ideolojik kolu olan Uluslararası el-Mustafa Üniversitesi ve Uluslararası Ehli Beyt Kongresi’nin yönetim kurulu üyesidir.

İbrahim Reisi üzerinde önemli etki bırakan diğer hocası Şerh-i Lem’e dersini aldığı Ayetullah Fazıl Herendi olmuştur. Şerh-i Lem’e kitabı Şii din adamlarının medreselerde okuduğu en önemli fıkıh kaynaklarından biridir ve fıkhın bütün başlıklarını içermektedir. Ayetullah Herendi, devrim sonrasında siyasete atılarak İslam Cumhuriyeti Partisi yönetim kurulu üyeliği, üç dönem İslamî Şura Meclisi milletvekilliği ve iki dönem Uzmanlar Meclisi üyeliği yapmıştır.  

Reisi’nin ders aldığı diğer hocaları Ayetullah Seyyid Resul Musevi Tahrani, Ayetullah Ebuu’l Kasım Hazali, Ayetullah Yedullah Duzduzani Tebrizi, Ayetullah Muhammed Taki Sutude, Ayetullah Seyyid Hasan Tahir Hurremabadi ve Ayetullah Seyyid Muhammed Muhakkik Damad olmuştur.

Devrimcilerle Tanışması: İran Devrimi’nin zafere kavuşmasından sonra devrimcilerin önündeki önemli sorunlardan biri bürokrasi tecrübesi olan devrimci kadroların olmamasıydı.  Bu bağlamda Ayetullah Muhammed Beheşti geçici olarak bürokrasi krizini atlatmak için Kum İlmi Medresesi’nin 70 genç talebesinden oluşan bir ekip oluşturdu. Ayetullah Beheşti’nin kendisinin bizzat mülakatlarına katıldığı bu 70 geçten biri de İbrahim Reisi idi. Mülakatların yapılmasından sonra bu 70 kişi Tahran’a götürüldü ve Şehit Mutahheri Yüksek Okulu’nda kısa dönem ideolojik ve yönetim eğitimi aldılar. Bu okulun öğretmenleri Ayetullah Muhammed Beheşti, Ayetullah Ali Hamenei, Dr. Hassan Ayet ve Ayetullah Abdu’l Kerim Musevi Erdebili’den ibaretti ve bu okuldan mezun olanlar özellikle de bu 70 genç Ayetullah Humeyni’nin vefatından sonra ve Ayetullah Hamenei’nin liderliği döneminde devletin kriter görevlerinde kadrolaştılar.

Bürokraside Hızlı Yükselişi: İbrahim Reisi, Tahran’ın Şehit Mutahheri Yüksek Okulu’nda kısa dönem eğitim aldıktan sonra Huzistan vilayetinin Mescit Süleyman kentine Marksist gruplarla mücadele etmek için Ayetullah Humeyni’nin Mescit Süleyman temsilcisi Şeyh Hadi Mervi’nin yardımcısı olarak gönderilir. İbrahim Reisi’nin, Mescit Süleyman kentindeki görevi bittikten sonra Horasan vilayetine geri dönerek Horasan’ın Şahrud kentinde “0-2 Siyasî İdeolojik Eğitim Karargâhları Mecmuası” isminde ideolojik eğitim merkezini kurur. Kısa süre bu merkezin müdürlüğünü yaptıktan sonra, dönemin Devrim’in Başsavcısı Ayetullah Ali Kudusi’nin isteği üzerine Tahran’a çağrılır ve 1980 yılında Kerec kentinin başsavcısı olarak göreve başlar. Bir sene bu görevde bulunduktan sonra 1981 yılında Hamadan kenti başsavcılığı görevi de ona verilir ve böylece 20 yaşındaki Reisi aynı anda hem Kerec kenti hem de Hamadan kentinin başsavcısı olur. İbrahim Reisi’nin bu dönemde Ayetullah Humeyni’nin talimatıyla 1988 yılında hapisteki rejim muhaliflerinin idam kararını vermek üzere oluşturulan dört kişilik komitede yer almıştır. Rejim muhalifleri tarafından Ölüm Komitesi olarak adlandırılan bu gurubun resmi rakamlara göre 3 bin, rejim muhaliflerine göre 30 bin idam hükmünü verdiği bilinmektedir. Bu da rejim muhalifleri tarafından İbrahim Reisi’yi Katliam Ayetullah’ı lakabıyla anmalarına sebep olmuştur.    

İbrahim Reisi, devrim sonrasında Ayetullah Seyyed Muhammed Hasan Mereşi, Ayetullah Seyyid Mahmut Haşimi Şahrudi, Ayetullah Mucteba Tahrani ve Hüccetü’l İslam Seyyid Ali Ali Hamenei’nin yanında eğitimine devam etmiştir ve bu din adamlarının aracılığıyla bürokrasideki hızlı yükselişinin ardı kesilmemiştir. Nitekim 1985 yılında Tahran’ın Başsavcı Vekili, 1989 yılında Tahran Başsavcısı, 1995 yılında Teftiş Kurumu Başkanı, 2005 yılında Yargı Erki Başkanı Birinci Yardımcısı, 2006 yılında Din Adamlarına Özel Mahkemenin Başsavcısı ve 2015 yılında Ülke Başsavcısı olur. Bu görevleriyle birlikte dört ve beşinci dönem Uzmanlar Meclisi üyeliği ve İyiliğe Emretmek ve Kötülükten Menetmek İhyası Karargâhı’nın Sekreterliği görevini de yürütür. Dinî eğitim ile birlikte Şehit Mutahhari Üniversitesi Hukuk Bölümü’nde sivil eğitimine de devam eden Reisi, bu üniversiteden doktora derecesiyle mezun olduktan sonra İmam Sadık Üniversitesi, Şehit Mutahhari Üniversitesi ve Nevvab Yüksek İlmiye Medresesi’nde ders vermeğe başlar.      

Bugüne kadar İbrahim Reisi’den İbadet Fıkhı Kuralları, Yargı Fıkhı Kuralları ve Ekonomik Fıkıh Kuralları isimlerinde üç kitap yayınlanmıştır ve Vakfetmek ve İyiliğe Emretmek ve Kötülükten Menetmek ismindeki kitabı yayınlanmak üzeredir.

Ayetullah Hamenei Sonrası Valiye Fakih Olma Adaylığı: Bütün İran gözlemcilerinin paylaştıkları ortak bir kanıya göre Ayetullah Hamenei’nin vefatı İran için bir dönüm noktası olacaktır. Bu da Ayetullah Hamenei’nin liderliği döneminde kişiye bağlı teokratik yönetim anlayışının pekiştirilmesi ve devlet kurumlarının işlevsiz hale getirilmesinden kaynaklanmaktadır. Fakat bu dönüm noktası nasıl olacaktır? Ayetullah Hamenei’nin lider olduğu dönem gibi tekrar Şii din adamları yeni bir Valiye Fakih seçip bu süreci sancısız mı atlatacaklar? Yoksa devrimin arka plandaki militarist yüzü daha görünür hale gelecektir? Yeni Valiye Fakih’in Ayetullah Hamenei gibi en az toplumun önemli bir bölümü ve silahlı kuvvetler üzerinde meşruiyet ve kutsiyeti olacak mı? Bu sürece İran toplumu nasıl bir tepki verecektir? Bu sorulara verilen yanıtlardan biri yeni Valiye Fakih kim olursa olsun üç etmen arasında dengeyi sağlayabilmek zorundadır. Bu etmenler, Devrim Muhafızları Ordusu, Şii din adamları (Ruhaniler) ve devrime bağlılık duyan ve İran toplumun %10’lük bir nüfusunu oluşturan kitledir. Yani yeni seçilecek olan kişiyi hem DMO’nun onaması, hem fıkıh geçmişine sahip olup Ayetullahların desteğini alabilmesi hem de toplumun devrimci tabanından karşılık bulması gerekmektedir. Bu faktörler dikkate alındığında İbrahim Reisi’nin Ayetullah Hamenei sonrası İran’ın başına geçmek için güçlü bir aday olduğu gözlemlenmektedir. Fakat bunun önündeki en büyük engeller değişen İran toplumunun yeni talepleri, yönetimde bulunan ve milliyetçi duyguları ağır basan grup ve kişiler ve Velayet-i Mutlak-ı Fakih’i kabul etmeyen din adamlarıdır.

Kısacası ülke yönetimine dair bütün deneyimi yargı erkinde geçen İbrahim Reisi’nin geçmişi ve Ayetullah Hamenei ve DMO ile olan ilişkisi Ayetullah Hamenei sonrası İran’ın başına geçebileceği olasılığını 2017 cumhurbaşkanlığı seçimini kaybetmesine rağmen ortadan kaldırmamıştır. Kariyeri ve düşünsel yapısı Vilayet-i Mutlak-ı Valiye Fakih teorisi çerçevesinde şekillenen İbrahim Reisi hakkında İran siyaseti önümüzdeki süreçte daha çok konuşacaktır. Fakat İran basınında oluşan havanın aksine İbrahim Reisi’nin yargıda ciddî değişikliklerin yapabileceği beklentisinin pek de gerçekçi bir beklenti olmadığını söyleyebiliriz.

Babek ŞAHİT- Tebriz Araştırmaları Enstitüsü Uzmanı

Bu yazıyı paylaşın

Benzer Konular

İRAN DEVRİMİ VE SINIFSIZ TEVHİDÎ TOPLUM ÖZLEMİNİN MİLİTERLEŞMESİ- BABEK ŞAHİT

İran’da neden devrim gerçekleşti ve devrimin temelindeki faktörler nelerdi? sorusu, devrim sonrasında yapılan birçok araştırmanın …

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *