Ana Sayfa / ANALİZ / OBAMA YÖNETİMİNDEN GÜNÜMÜZE ABD’NİN İRAN SİYASETİNDE ETNİK GRUPLARIN YERİ-İBRAHİM RAMAZANİ

OBAMA YÖNETİMİNDEN GÜNÜMÜZE ABD’NİN İRAN SİYASETİNDE ETNİK GRUPLARIN YERİ-İBRAHİM RAMAZANİ

ABD’nin İran siyaseti ve özellikle İran’daki etnik gruplar üzerindeki siyasetini incelediğimizde genel olarak ABD’nin Ortadoğu siyasetine bakmak gerekmektedir. Amerika’nın nasıl bir Ortadoğu projelediği ve bu proje içerisinde İran’ın yerini incelemek için ABD’nin bölgede zaman zaman oluşturduğu müttefiklerine de bakmak gerekmektedir ki bu yazıda asıl konumuz Obama yönetiminden günümüze ABD’nin İran’daki etnik gruplar üzerinde siyaseti incelenecektir.

Barzani’nin bağımsızlık referandumu girişiminden sonra ABD ve İran’ın aynı ağızdan konuşması, her iki ülkenin de İran’da da Irak gibi olası bir etnik harekete olumlu bakmadığı ortadadır. Tabi ki Barzani’ye karşı Türkiye’nin tavrı da ABD’nin Irak’a yönelik siyasetinde etkili olduğunu söyleyebiliriz.

ABD’nin İran’daki etnik gruplara bakışı için hem ABD’nin olası menfaattarı hem de İran’daki etnik grupların gücünü ve Rejime karşı alternatif potansiyelini ele almamız gerekmektedir. Yani mücadele veren gruplar bu menfaatleri nasıl yerine getirebilir veya getirebilmektedirler.

İran’da etnik grupların verdiği mücadele içerikte farklılık taşımasının yanında ortak yönlere de sahiptir. Burada mücadele türünün farklılığının yanında İran rejimi tarafından iç sömürgeye maruz kalan Fars etniği dışındaki etnik gruplar merkezin, İranlılık çerçevesinde bir biz ve birlik oluşturmasına karşı durmaktadırlar. ABD’nin İran’da olası bir değişiklik ve iç savaşta merkezi hükümete karşı kullanabileceği bir güçten yana olup olmaması, bu yazıda ABD yönetiminin Obama başkanlığı döneminden Trump yönetimine kadar etnikler ve azınlıklar üzerinde izlediği siyaset ele alınmıştır.

2008 ABD Başkanlık Seçimleri ve İran’da Etnik Gruplar

2008 ABD seçimleri, Bush yönetiminin savaş politikalarını eleştirmekle beraber  ABD’de ilk defa ırkçılığa maruz kalan bir kesim ve düşünce içerisinden bir Başkanın seçilmesi özellikle İran’da olan azınlık ve etnik gruplarda bir heyecan oluşturmaya başlamıştır. Etnik gruplar arasında; “Kendisinin ve kendisi gibilerinin hala ayrımcılığa maruz kaldıkları bir Başkandan bahsediyoruz. Başkan artık kendisi gibi ayrımcılık ve ırkçılığa maruz kalanları görmezden gelemez. Ona sesimizi duyurmamız lazım. İran’ın bölgede oluşturduğu tehdit dışında kendi içerisinde de etnikleri ve azınlık grupları yok etme tehditlerini duyurmak lazım” gibi söylemler oluşmuştur.  Bunun için de etnikler ve azınlıklar tarafından Beyaz Saray’ın resmî sitesinde petition (1) oluşturulması ve imza kampanyasının başlatılması, etnik gruplar tarafından Başkan Obama’nın da kendilerine karşı bir duyarlılık oluşturması üzerine çabaları olmuştur.

Obama yönetiminin İran’a karşı izlediği siyaset, Ruhani’nin Cumhurbaşkanı seçilmesine kadar ki olan dönemde İran’ı bölgeye ve İsrail’e bir tehdit olarak görmesi yönündedir. Bu yıllar içerisinde İran’da bir rejim değişikliği ABD yönetiminin İran’a karşı izlediği politika içerisinde yer almamaktaydı ve ABD’nin izlediği siyaset, ambargolar vasıtasıyla İran’ı masa başına getirmekti. Bu yüzden Obama döneminde İran’da mücadele veren etnik gruplara bir destekten söz etmek doğru değildir.

ABD, İran İslam Devriminden sonra İran’da rejim değişikliğinden daha çok İran’ın sözde demokratikleşmesinden yana tavrını ortaya koymuştur. Özellikle Barack Obama döneminde ve nükleer anlaşma çerçevesinde yer alan maddeler İran’da köklü değişim yerine İran’ı bir tehdit unsuru olmaktan uzaklaştırmaktı. Nitekim ABD’nin İran’a yönelik ambargoları bir köklü değişimden ziyade İran’ın dış siyasetinde bir ıslahata gidiş yönündeydi. ABD’nin İran’a olası bir saldırısı ve etnik gurupların harekete geçmesi rejimi değiştirmenin yollarından biridir.

Trump’ın Müzakere İçin Ön Koşulları ve Etnik Gruplar

Trump yönetimi nükleer anlaşmadan çıktıktan sonra İranla müzakere için 12 ön koşuldan (2) bahsetmekteydi. Bu 12 ön koşul içerisinde İran’da etnik gruplar üzerinde olan baskılardan bahsedilmemektedir. ABD Dışişleri Bakanı İran’da azınlıklardan ve azınlıkların haklarından bahsederken sadece dini grupları kastederek insan hakları vurgusu yapmıştır. Bu 12 ön koşul şu şekildedir:

1- İran, herhangi bir anlaşma öncesinde Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’na (UAEK) nükleer programının askeri boyutunu detayları ile bildirmeli ve bu çalışmalarını sonsuza dek kalıcı olarak terk edeceğini duyurmalı.

2- Uranyum zenginleştirmeyi bırakmalı ve plütonyum ön işleme faaliyetine kesinlikle başlamamalı.

3- Iran UAEK’ya ülkedeki tüm tesislere kayıtsız şartsız erişim imkanı sağlamalı.

4- İran balistik füze çalışmalarını sona erdirmeli ve nükleer başlıklı füze geliştirmeyi durdurmalı.

5- İran tutukladığı ABD ve müttefik ülke vatandaşlarını serbest bırakmalı.

6- İran, Hizbullah, Hamas ve İslami Cihat dahil Ortadoğu’daki terör örgütlerine desteğini kesmeli.

7- İran Irak hükümetinin egemenliğine saygı göstermeli ve Şii milislerin silahsızlanmasına ve yeniden entegrasyonuna izin vermeli.

8-İran Husi milislerine verdiği askeri desteği keserek Yemen’de barışı siyasi çözüm için çalışmalı.

9- İran Suriye’den tüm güçlerini geri çekmeli.

10- İran Taliban ve Afganistan ile bölgedeki diğer teröristlere desteğini kesip El Kaide’yi barınma sağlamayı bırakmalı.

11- İran devrim Muahfızları Kudüs Gücü’nün terörist ve militant ortaklarına desteği kesmeli.

12- İran, çoğu ABD müttefiği olan komşularına yönelik – İsrail’i yok etme tehdidi, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne füze fırlatmak, uluslararası taşımacılığı sabote etmek ve siber saldırılar dahil- saldırgan tutumundan vazgeçmeli.

Bu 12 ön koşula bakıldığında İran’ın ABD ve müttefiklerine yönelik tehditlerin önlenmesi amacı düşünülmüştür. Satır aralarında İran’ın kendi vatandaşları ve onların ekonomik kaygılarına yaklaşımı yer alsa da, etnik gruplar hakkında bir şart yoktur.

İran’ın etnikler üzerindeki baskıları ve ayrımcılık siyaseti bazen tahkire yol açarak açık bir şekilde ifade edilmektedir. Bu tahkirler bazen bakanlık seviyesine kadar gitmektedir. Nitekim bu ayrımcılık siyasetlerine yönelik tepkiler etnik grupların milli bilinç ve dayanışma ruhlarının güçlenmesinden ortaya çıkmaktadır. ABD’nin İran’da etnik gruplara yönelik tutumu bu 12 şartta yer almamaktadır ve bunun için İran’da etnik grupların ve özellikle Türklerin itirazlarının kaynağını ABD’de bulmak ve gelen itirazları dış güçlere bağlamak doğru bir tutum değildir. Özellikle İran medyası herhangi bir sivil itirazın kaynağını yabancı düşmanda ve ABD ya da İsrail’de bulmaya çalışmaktadır. İran, ABD ve İsrail’e bağladığı her bir itirazın sahiplerini yabancılara casusluk suçlamasıyla yüz yüze bırakarak daha rahat bastırıp ağır cezalar vermektedir. Nitekim son günlerde Başkan Trump’ın “İran ile koşulsuz müzakere masasına otururum” mesajı ABD’nin İran Rejim ’inde değişiklikten yana olmadığını ve bunun içinde etnik grupları ön plana taşımaya kastı olmadığını bir kez daha belirtmiştir.

ABD İstatistik verilerinde İran’daki Etnik Gruplar

ABD’nin ilk olumsuz bakışı etniklerin sayısını olduğundan ve hatta İran kaynaklarından bile daha az göstermesidir. 2017 yılına kadar CİA verilerinde İran’daki etnik grupların sayısı %40 olarak belirlenmiştir. 2018’den bu tarafa bütün ülkelerin etnik sayısının belirlenmesine rağmen İran’daki etnikler için bir sayı belirlenmemiştir ve sadece dini azınlıkların oranı belirlenmiştir (3). Nitekim Trump yönetiminin İran’da insan hakları üzerindeki vurgusu da dini azınlıklar üzerinde olmuştur. İran eski Dışişleri Bakanı Aliakber Salehi’nin dediğine göre İran’ın %40’ını Türkler oluşturmaktadır (4). Başka etnik grupları da buna eklersek, başat etnik grup olan Farsların sayısı %40’ı geçmemektedir. Nüfus oranı bir etnik için önemli bir sermayedir. Bu durum merkezi hükümeti zor durumda bırakıp ve sayı olarak başat grubu azınlık durumuna sokmaktadır. Nüfus olarak bu potansiyele sahip olan etnik grupları olduğundan daha az göstermek merkezi hükümete bir destek anlamına gelmektedir.

İran’da etnik gruplar üzerinde olan baskılar ve hapislerin ne kadar ABD yönetimi ve ABD medyasının gündeminde olduğu da tartışılması gereken başka bir meseledir. Farsça yayın yapan bazı medyalar dışında etniklerle ilgili haberler medyaya taşınmamaktadır.

Etnikler Arasında Kaybolan İranlılık Duygusu

Etnik grupların arasında İran’a yönelik dayanışma duygusu ve siyasi anlamda millet hissi günden güne azalmakta hatta yok olmaktadır. Belki İran-Irak savaşı sırasında ve 80’lı yılların sonuna doğru bu duygu özellikle şehit veren aileler arasında yüksekti ama bu duygu ve biz inşası İran’ın etnikler politikası sayesinde yok olmuştur.

Etnik gruplar ve azınlıklar meselesi bir ülkenin tehdit altında olduğunu ve dış güçlerin müdahalesinin olasılığını artırmaktadır. İran siyasi tarihinde ve özellikle meşrutiden günümüze baktığımızda ABD’nin desteği olmamıştır ve sadece bir baskı aracı olarak merkezi hükümete yönelik kullanılmıştır.

Azerbaycan’da Şeyh Mohammed Hiyabani, Beluçistan’da Mohammed Han, Huzistan’da Şeyh Hazel, Horasan’da Mohammed Taghi Han Pesyan ve Hudaverdi Han gibi isyanlara dış destek gelmemiştir, sadece baskı aracı olarak kullanılmışlardır. 1945’te Azerbaycan Milli Hükümeti de bizzat ABD eliyle yıkılmıştır.

Rejime Karşı Alternatif Olarak Etnik gruplar

İran’da Etnik grupların gelecekteki mücadelesinin yönü 4 unsura dayanmaktadır. Etnik grupların gelecekte bir alternatif güç olarak yönetimi ele alma olasılığı bu 4 unsura dayanmaktadır. İran’da rejimin, etnik grupları kendi yönetimi için ne derece de tehdit olarak algıladığı ve dış güçlerin de bu grupları alternatif güç olarak desteklemesi, bu grupların geleceği için önem arz etmektedir. Bu 4 unsur şundan ibarettir:

1 – Etnik grupların yapılanma gücü ve liderlik meselesi,

2 – Merkezi Hükümetin etnik gruplara yönelik izlenimi,

3 – Çevre merkez açısından etnik grupların merkezi hükümetle olan ilişkisi,

4 – Dış güçlerin İran’daki etnik guruplara bakışı,

İran’da etnik grupların, 90’lı yıllara göre daha güçlü ve aktif bir konumda olduklarını söylemek mümkündür. Sosyal medya aracılığıyla irtibatların güçlenmesi, akademisyenlerin artması, milli ve etnik şuurun artması gibi özellikler etnikler arasında merkeze karşı mücadelesini güçlendirmiştir. Merkezi hükümetin etnik gruplara bakışı, etnik grupların merkezi hükümetle olan ilişkisi ve yönetimde yer alma oranına baktığımızda silahlı küvetlerin %75’ini, Anayasa Koruyucuları Konseyi’nin %92’sini, Meclis Başkanlık Divanı’nın %59’unu, Kabine’nin %74’ünü, Kültür Devrimi Yüksek Konseyi %87’sini, Milli Güvenlik Yüksek Konseyi %83’ünü, Seçkinler Meclisi %86’sını, Nizam Yararlarını Teşhis Konseyi %85’ini, Yargı’nın %67’sini ve genel olarak yönetimde yer alan etniklerin %78’ini Farslar oluşturmaktadırlar (5). Elde bulunan verilere de baktığımızda; İran Rejiminin, etniklere ve etnik gruplara mensup olan bireylere olumlu bakmadığını ve burada da bir dışlanma söz konusu olduğunu söyleyebiliriz. Aynı durum valilik ve genel müdürlük gibi yerel yönetimlerde de görülmektedir. Bazı Fars etnik grubunun üstün olmadığı illerde, bütün Serbest Ticari bölgelerde Fars Vali ve Müdürler görev yürütmektedirler. ABD yönetimi, İran’daki etnik grupların İran’ın geleceğinde bir alternatif güç olarak yönetime geçmesine sıcak bakmamaktadır. ABD yönetimi tarafından insan hakları üzerinde yapılan açıklamalarda ve Trump’ın 12 ön koşulunda da bu gruplardan bahsetmemesi bunun bir örneğidir. Zaman zaman bazı senatörler İran’daki etnik gruplar üzerinden açıklama yapsa da bu grupların merkezi hükümete baskı yapmak için himaye altına alınması da söz konusu olmamıştır. Görünen şu ki; ABD’nin İran’ın iç siyasetine bu durumda karışması söz konusu değil ve bunun için etnik grupların potansiyelinden bir baskı aracı olarak söz edemeyiz. Özellikle Trump’ın Ruhani’yi koşulsuz müzakereye davet etmesi de İran’ın daha çok bölgede bir tehdit unsurundan çıkarılması söz konusudur.

Kaynakça

1 – http://tiny.cc/sw89vy

2 – http://tiny.cc/4489vy

3 – http://tiny.cc/h9gbwy

4 – http://tiny.cc/it99vy

5 – http://tiny.cc/casbwy

İbrahim Ramazani – Tebriz Araştırmaları Enstitüsü Uzmanı

Bu yazıyı paylaşın

Benzer Konular

İRAN’DA UYUŞTURUCU MADDELER VE GÜVENLİK MESELESİ-TAHA KERMANİ

Uyuşturucu maddeler ülke veya toplumları birçok açıdan etkileyebilmektedir. Bu etkilerin incelenmesi ise bir hayli dikkat …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir