Ana Sayfa / ANALİZ / BABEK KALESİ YÜRÜYÜŞÜ VE SON TUTUKLAMALAR-İBRAHİM RAMAZANİ

BABEK KALESİ YÜRÜYÜŞÜ VE SON TUTUKLAMALAR-İBRAHİM RAMAZANİ

Babek Hürremdin, 816. yıl itibarıyla Arap istilacılar aleyhine isyan edip direniş harekatını başlatarak, 23 yıl boyunca iki Abbasi halifesine saltanatlarını kaybetme korkusunu yaşattı. Hareket, Arap egemenliğine karşı Babek’in önderliğinde dünyayı değiştirmeye yönelmiş geniş kapsamlı toplumsal ve siyasi özgürlükçü bir harekettir. Babek Harekatı İslam dinine karşı koyma mücadelesi olmadan, Arap ve Abbasi halifelik zihniyetine karşı koyan ve yönelen devrimciliğin ve milli şuurun göstergesidir.

Milli hakları elde etme mücadelesi süreciyle birlikte Güney Azerbaycan, yıllık Babek Kalesi yürüyüşlerinin etkisini hissetmeye başlamıştır. Güney Azerbaycan’da Türklerin kimlik ve millî-medenî haklarının dönüm noktası ve en önemli göstergelerinden biri Babek Kalesi yürüyüşü olmuştur. 1999 yılı itibarıyla her yıl 4-5 Temmuz günlerinde gerçekleşmekte olan bu tören yüz binlerce insanın bir araya toplanmasıyla siyasal içerikli, şiir ve musikili bir şölen olarak yapılmaktadır. Günümüzde İran hükümetinin baskılarına rağmen, mahiyet olarak işgale karşı savunma ve mücadele ruhu Babek Kalesi’nde yaşatılmaya çalışılmaktadır.

Fars milliyetçileri gözünde Babek Huremdin’in anti Arap, İran sever biri olarak görünmesi, Türkler açısından bir anlam taşımamaktadır. Türkler için Babek ve Babek Kalesi zulme karşı bir direniş simgesidir. 100 yılı aşkındır İran’da asimilasyon, tahkir ve ayrımcılık politikalarına maruz kalan Türklerin, Babek’in verdiği 23 yıllık mücadeleyi kendi davaları için bir örnek olarak görmeleri söz konusudur.

Milli haklar için mücadele sürdüren Türkler, 1999’dan günümüze kadar 4-5 Temmuz günlerini yıllık Babek Kalesi yürüyüş günü ilan ederek, gerçekleştirmeye çalışmıştır. Kale’ye yürüyüş ve orada yapılan konuşmalar ve okunan şiirler, demokratik bir itiraz hareketi olarak bilinmektedir. İran hükümeti bu törenin gerçekleşmesini istemese de, İran’daki Türk aktivistler bu törenin gerçekleştirilmesi için halkı Kale’de toplanmaya davet ediyorlar. Zaman zaman rejim bu hareketi önlemek için şiddete ve orantısız güce başvurup Türk aktivistleri tutuklayarak işkenceye maruz bırakmıştır. Son günlerde 2018 yılı için yapılması planlanan bu yürüyüş İran rejimi tarafından ciddî bir güvenlik tehdidi gibi gösterilmeye çalışılarak, şu ana kadar 70’ten fazla Türk aktivisti hiçbir yasal gerekçe göstermeden gözaltına alınmıştır. Milli aktivistlerin bazıları bir kaç gün tutuklu kaldıktan sonra kefaletle serbest bırakılmıştır ve bazı aktvistlerin tutuklu olduğu yerden hiçbir haber alınamamıştıır. İran rejimi son yıllarda ve özellikle de bu yılki tören için geniş çaplı sorgulamalar, ulaşım engellemeleri ve geniş istihbarat çalışmaları ile Türklerin Kale alanındaki medenî hareketini çözmeye ve yönlendirmeye çalışmıştır.

Bu yılki törenin başlamasının birkaç gün öncesinden, Türk aktivistler İran’ın emniyet ve istihbarat güçleri tarafından gözaltına alınmış veya törene katılmamaları için telefonla tehdit edilmiştir. Hatta Erdebil İlinde gözaltına alındıktan sonra hapse gönderilen aktivistler, cezaevi görevlileri tarafından dövülerek işkenceye maruz bırakılmışlar.

Babek Kalesi Töreninin Türkler ve İran Devleti Açısından Önemi

Rejim açısından İran İslam Cumhuriyeti söylemini çelişkiye çeken her bir tören ve toplantı iç güvenlik tehdidi sayılır. İran devleti törene katılan herkesi iç güvenliğe tehdit oluşturan unsur olarak görmektedir. Oysa ki, sivil bir halk yürüyüşü ve şöleni şeklinde düzenlenen Babek Kalesi töreni tamamen medenî bir hareket olup ülkenin güvenliğini zedeleyecek herhangi bir özelliğe sahip değil.

Bunu da belirtmek gerekir ki Babek Kalesi töreni Türkler arasında dayanışma duygusunu güçlendirerek, yıllarca inkar edilen ve hakarete uğrayan Türk kimliğinin yeniden canlanmasında önemli rol oynamaktadır. Bunun yanı sıra katılımcılar arasında da birlik ve kimlik bilincini ortaya koymaktadır. Babek Kalesi aynı zamanda yılların baskısı için bir simge ve mücadele bayrağı haline gelmiştir.

Türkler açısından Babek ve onun izlediği yol nesilden nesile bir özgürlük ve işgale karşı mücadele olmuştur. Babek Kalesi’ne verilen bu önem, her yıl 4-5 Temmuz’da tezahür etmektedir. Taç Mahal ne kadar aşk simgesiyse Babek Kalesi’de o kadar özgürlük simgesidir.

İranlı din adamları ve yönetimin büyük bir kısmı Babek Hürremdin’i kafir olarak görmektedir. İran’da Şiilik adı altında Türklerin Farslaştırılmasına ve bu şekilde bir “biz” yaratılmaya çalışılmaktadır. Fakat gerçek şu ki Türkler bugün her zamankinden daha çok bu biz imajını mezhep üzerinden değil, yıllardır inkar ve yok edilemeye çalışılan dil ve millî kimlik üzerinden kurmaktalar. Mezhepsel “biz” imajı sadece devlet tarafından uygulanırken, Fars aydınlarının büyük bir kısmı aşırı Fars milliyetçiliği çerçevesinde bir “biz” oluşturmaktadırlar. Bu durum İran’ın hem iç, hem de dış siyasetinde önemli bir rol oynamaktadır. İç politikada Şii mezhebinden hem farklı etnik grupları bir araya getirmek ve bir tür “biz” yaratmak, hem de halka ortak düşmanın yaratılması ve bu düşmana karşı seferber edilmesi amacıyla kullanılmaktadır. Günümüzde Türklerin Babek Kalesi törenine katılması bir nevi yukarıda belirtilen mezhepsel ve ırkçı “biz” anlayışını da sarsmaktadır.

İbrahim Ramazani – Tebriz Araştırmaları Enstitüsü Uzmanı

Bu yazıyı paylaşın

Benzer Konular

İHA’NIN TEBAREN UZMANI İBRAHİM RAMAZANİ İLE RÖPORTAJI

Gelenekselleşen Babek Kalesi Yürüyüşü’ne katıldığı gerekçesiyle İran emniyet güçleri tarafından göz altına alınan, gönderildikleri cezaevlerinde …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir