Ana Sayfa / KONULAR / SİYASET / İRAN’IN MİLLÎ GÜVENLİĞİ VE DİNÎ TARİKATLARIN TEHDİDİ- BABEK ŞAHİT

İRAN’IN MİLLÎ GÜVENLİĞİ VE DİNÎ TARİKATLARIN TEHDİDİ- BABEK ŞAHİT

Giriş

İran emniyet güçleri, 3 Şubat 2018 tarihinde “Meczup Ali Şah” adıyla bilinen Günabadî Dervişler tarikatı lideri Nur Ali Tabende’yi gözaltına almak için Tahran’daki evine gitti. Nur Ali Tabende’nin gözaltına alınacağı haberi Tahran’daki dervişler arasında duyulunca onlarca derviş Tabende’nin evinin önüne toplandı ve emniyet güçleriyle dervişler arasında çatışmalar yaşandı. Çıkan çatışmada emniyet güçlerine saldıran dervişler, Nur Ali Tabende’nin gözaltına alınmasını engelledi ve bunun üzerine İran yargısı olayın büyümemesi için gözaltı kararını geri çekti. İran yargısının gözaltı kararını geri çekmesiyle Günabadî Dervişler, Nur Ali Tabende’nin isteğiyle evlerine döndü ve olaylar böylece yatıştırıldı.

19 Şubat Pazartesi günü olaylar tekrar tırmanmış, Nimetullahî tarikatının Günabadî koluyla İran güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada en az 3 İran polisi öldürülmüş, onlarca derviş yaralanmıştır. İran basınında çıkan haberlere göre Pazartesi akşamı gerçekleşen olaylara karışan 160 derviş gözaltına alınmıştır.

İran basınında çıkan çeşitli analizlere göre, İran devleti Tabende’nin gözaltına alınmasıyla ilk başta Nimetullahî tarikatı mensuplarının harekete geçebilme kabiliyetini ölçmek istemiştir. Ancak öngörülemeyen bir şekilde gerçekleşen dervişlerin hızlı refleksi ve şiddet kullanımı, olayların ülke geneline yayılma tehdidini ortaya koymuş; kararın geri çekilmesiyle olaylar yatıştırılmıştır.

İran devletine bağlı merkezlerin de kabul ettiği bir bilgiye göre bugün İran genelinde 15-20 milyon kişi gizli dinî tarikatların üyesidir. Bu tarikatların örgütlü şekilde harekete geçebilme kabiliyeti, yurtdışı bağlantıları ve İran İslam Cumhuriyeti’nin resmî ideolojisi olan 12 İmamlık Şiiliği’nin fıkhına karşı olmaları, İran millî güvenliğinin önündeki büyük sorunlardan birisidir. Ülkenin dört bir tarafına dağılan ve gizli bir örgütlemeye sahip olan bu tarikatlar hakkında bugüne kadar yapılmış kapsamlı bir çalışma bulunmamaktadır. Ancak İran’da güçlü bir toplumsal ağa sahip oldukları bilinmektedir. Bu çalışmada İran’da gizli örgütlemeye sahip olan ve İran’ın resmî ideolojisine muhalif gizli dinî tarikatların yapılanması incelenmiş, İran’ın millî güvenliği için oluşturdukları tehditler ele alınmıştır.      

Dinî Tarikatlar İran’ın Millî Güvenliği İçin Neden Tehdit Oluşturuyor?

İran devletinin resmî ideolojisi İmamiye Şiiliğidir. İran yasaları ve devlet mekanizması İmamiye Şiiliği fıkhına uygun şekilde tasarlanmış, devlet yetkilileri kültürel mühendislik yöntemleriyle İmamiye Şiiliğine uygun bir toplumsal yapı oluşturmaya çalışmışlardır.

İran devlet yöneticilerine göre, İmamiye Şiiliğinin toplumsal söyleminin merkezinde adalet kavramı durmaktadır. Toplumun psikolojisinde devrim ilkelerini canlı tutmanın en elverişli yöntemi, adalet kavramı üzerinden insanların İran İslam Cumhuriyeti’nin felsefî ilkelerine bağlılığını devam ettirmektir. Mehdi’nin gelmesiyle dünyaya adaletin hâkim olacağını ileri süren bu zihniyet, 1400 sene sonra asıl İslam’ın sadece İran’da iktidarda olduğunu düşünmektedir.

Sufî-Batınî tarikatların İran’da yayılmasının İran devleti için oluşturduğu ilk tehdit, devletin resmî ideolojisine karşı yaymaya çalıştıkları söylemleri ve devrimci psikolojiye uymayan dünya görüşleridir. Sufî-Batınî tarikatların söylemlerinin İran’da yayılması, ülkenin resmî fıkhî öğretilerine karşıt olarak ortaya çıkmış, İslam toplumuna kimin hâkim olması ve yöneten-yönetilen arasındaki meşruiyet kaynağı konusunda Kum İlmiye Medresesi ve Şii din adamlarının görüşlerini zayıflatmıştır. Bu tarikatların ülkenin resmî fıkıh anlayışını eleştirmeleri ve toplum nezdinde karşılık bulmaları devleti endişeye sevk etmiştir.

Bu tarikatların oluşturabilecekleri bir diğer tehdit, halk içindeki popülarite seviyeleridir. İran’daki tutucu muhafazakâr politikaların devlet idaresindeki ve devlet yapılanmasının temelini teşkil eden İmamiye Şiiliği fıkhı merkezli hukuk sisteminin toplumu idare etmekteki başarısızlığı, refahın düşük olması, işsizlik ve din adına toplumsal özgürlüklere yönelik kısıtlamalar; toplumun psikolojisinde ümitsizlik, güvensizlik ve agresiflik gibi birtakım sorunlara yol açmıştır. GALLUP Merkezi, 2017 yılında yayınladığı bir raporunda İranlıları dünyanın en sinirli halkı olarak belirtmiştir. İran’dan sonra sırasıyla Irak ve Güney Sudan’ın yer aldığı bu raporda İran halkının %50’sinin sinirlilik ve agresflik gibi psikolojik sorunları olduğu yazılmıştır.

Geleneksel yaşam tarzını İran toplumuna dayatan devlet anlayışı, İranlıları Batı merkezli teknolojik değişimlerin ürettiği yeni kültürün karşısında savunmasız bırakmıştır. Fıkha dayalı siyasî İslam’ın toplum idaresindeki hüsranıyla birlikte Batı merkezli teknolojik gelişmelerin ürettiği bu yeni kültür karşısında entegre olma sorunu yaşayan İranlılar, bireyselleşen hayatın oluşturduğu boşluğu tasavvuf merkezli bu tarikatlara katılarak doldurmak istemişlerdir.

Giderek genişleyen bu tarikatların örgütlenme gücü ve yapısal özellikleri, yabancı devletlerin İran’a yönelik toplumsal operasyon yapma yönünde dikkatlerini çekmiş, çeşitli ülkeler çeşitli yöntemlerle bu tarikatları finanse ederek kendi himayeleri altına almışlardır.

İran Sünnîleri İçinde Yaygın Olan Tarikatlar

İran’ın Ehl-i Sünnet merkezlerinin iddiasına göre İran nüfusunun %25’ini Sünnîler oluşturmaktadır. Merkezi İtalya’da bulunan “Uluslararası İran Ehl-i Sünnetinin Haklarını Koruma Merkezi” İran’ın şehirlerinde yaşayan Sünnî nüfusun dağılımını şu şekilde paylaşmıştır:

İranlı Ehl-i Sünnet aktivistlerin iddialarına göre 1979 devriminin ilk yıllarından itibaren Şii fanatiklerin güçlenmesiyle Ehl-i Sünnet bir tehdit olarak görülmüş ve ötekileştirilmiştir. Bu yüzden devrimden 39 yıl geçmesine ve sürekli “Birlik” sloganları atılmasına rağmen, Ehl-i Sünnete büyük şehirlerde bile ibadetlerini rahatlıkla yerine getirebilmeleri için cami yaptırma hakkı verilmemiştir. Son yıllarda “Dinî Okulları Denetleme Projesi” kapsamında Ehl-i Sünnetin dinî işlerine de doğrudan müdahale edilmektedir. Bu proje kapsamına giren okullar, bazen Şiiliği yayan dersleri de müfredatlarına eklemek zorunda kalmışlardır. Ayrıca hiçbir Sünnî devlet kademelerinde yüksek bir makam veya rütbeye getirilmemiştir. Layık olan Sünnîler bir kenara atılmış, itirazda bulundukları takdirde de baskıya maruz kalmışlardır. Şiiler okumasın diye Ehl-i Sünnet kitaplarında “Ehl-i Sünnete Aittir” yazısının bulunması zorunludur. Sünnî gençler “Vahhabîlik” iftirasıyla hapse atılmakta; şeffaf olmayan, süresi en fazla on dakika süren tabir-i caizse seyyar mahkemelerle idam cezasına çarptırılmaktadır. İran’ın çeşitli bölgelerinde, hatta devletin radyo ve televizyon kanallarında devlet yetkililerince Ehl-i Sünnete hakaretler edilmekte; sözde “Şiileşen bir Sünnî”yi televizyona davet ederek kışkırtıcı programlar sunulmaktadır. Buna işsizlik sorunu da eklendiğinde Ehl-i Sünnetin İran’ın kaçıncı sınıf vatandaşı olduğu gerçeği gözler önüne serilmektedir.

Bugün İran Ehl-i Sünneti içinde Nakşibendîlik, Kadirîye ve Çeştiye tarikatları aktif Batınî tarikatlar olarak göze çarpmaktadır.

I. İran Nakşibendîleri: İran’ın Ehl-i Sünnet cemaati içinde Sünnî bir tarikat olarak bilinen Nakşibendîler, Şemsîye Nakşibendîleri ve Kemalîye Nakşibendîleri olarak iki kola ayrılmaktadır. Kemalîye Nakşibendîleri İran’ın kuzeybatısında Kürt, Talış ve Tat etnik grupların içinde; Şemsiye Nakşibendîleri ise İran’ın kuzeydoğusunda Türkmen ve Beluç etnik gruplarının içinde yapılanan Nakşibendî tarikatlarıdır. Kemalîye Nakşibendîlerinin bugünkü lideri İran’ın Urmiye kentinde ikamet eden Kürt grupların öncü siyasî figürlerinden olan Şeyh Yahya Kemalizade; Şemsîye Nakşibendîlerinin lideri ise 11 yaşından itibaren Afganistan iç savaşı nedeniyle İran’ın Meşhet kentinde yaşayan Peştun Şeyh Abdullah Müceddedî Nakşibendî (Şeyh Abdullah Can)’dir.

Kemalîye Nakşibendîlerinin liderliğini, uzun süre İran’ın dinî lideri Ayetullah Hameneyi’nin bölge temsilciğini yapıp İran’ın kuzeybatısında yaşayan Kürtler içinde popülaritesi olan “Baba Şeyh” adıyla bilinen Şeyh Taha Kemalizade yürütmüştür. Şeyh Taha Kemalizade’nin 2016 yılında vefatından sonra oğlu Şeyh Yahya Kemalizade tarikatın lideri olmuştur. Bu tarikatın kendine has en dikkat çeken özelliği Kürt milliyetçiliğine ve Kürt kültürüne verdikleri önemdir. Nitekim bu tarikatın bölgedeki birçok yayını ve çalışması, İran devleti izniyle Kürtçe yapılmaktadır. İran devleti bölgedeki Türk-Kürt dengesini sağlamak için bu tarikatı demografik değişim amacıyla da kullanmış; bölgedeki Azerbaycan Türklerinin Azerbaycan Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti ile toprak bağını koparmak için tampon bir bölge oluşturmaya çalışmıştır. Örneğin İran, Türkiye Cumhuriyeti ve Azerbaycan Cumhuriyeti sınırlarının kesiştiği noktada inşa edilen ve “Milad Sitesi Projesi” olarak bilinen konut yapımı projesi kapsamında yeni inşa edilen evlerin çoğunu bu tarikat üyesi ailelere uzun vadeli kredilerle vermiş, 70 bin tarikat mensubunun bu sitelerde yerleştirilmesi planlanmıştır.

İran’daki Şemsîye Nakşibendîlerinin (Horasan Nakşibendîlerinin) lider olarak kabul ettikleri Şeyh Abdullah Müceddedî Nakşibendî (Şeyh Abdullah Can), İran’ın kuzeydoğusunda yaşayan Türkmen ve Beluç etnik gruplarının dinî liderlerindendir. Bu tarikatın etkili olduğu şehirler; Taybat, Türbet-i Cam, Sarahs , Bucnurd , Günbed-i Kavus , Azat Şehir ve Bender-i Türkmen şehirleridir. Afganistan Peştunlarından olan Şeyh Abdullah Can, Afganistan’ın Perçmen bölgesinin Ribat-ı Evliya köyünde doğmuş, 11 yaşından beri Afganistan iç savaşı nedeniyle İran’ın Meşhet kentinde yaşamaktadır. Bölgedeki yaygın bir söylentiye göre İran devleti Pers milliyetçiliği vizyonuyla bu tarikat üzerinden Afganistan Ehl-i Sünneti içinde de aktif bir propaganda yapmış, Orta Asya’ya da yayılmaya çalışmıştır. Nitekim bölgede bu tarikata mensup “Bey Polat İlmî Medresesi”, “Rebbaniye Tazeyab İlmî Medresesi”, “El-Hadi Kuhne Cülge İlmî Medresesi” ve “El-Ezher Bağluk İlmî Medresesi” gibi Sünnî dinî medreselerin dersliklerinde Şiileştirmeye ve “Büyük İran Projesi”ne yönelik faaliyetler açık şekilde görülmektedir. İran devleti, Şeyh Abdullah Can’ın Peştun olmasından yararlanarak bölgedeki Türkmen-Beluç dengesini sağlamış ve Türkmenler içinde Türk milliyetçiliğinin yayılmasını da engellemiştir.

İran’daki Sünnî tarikatlar içinde Nakşibendî tarikatı devlet ile en iyi geçinen Sünnî tarikat olduğundan dolayı İran millî güvenliği için en az tehlike arz eden tarikat olarak dikkat çekmektedir.

II. İran Kadirîleri: İran’ın batısında, özellikle Kürt gruplar arasında yaygın olan Kadirîlik, en çok bölünmeye uğramış tarikatlardandır. İran Kadirîleri “halife” dedikleri önderlerin arasındaki anlaşmazlıklardan dolayı, “Suleyî”, “Kesnezanî”, “Hüseynî”, “Talibanî” ve “Sadıkîye” adındaki kollara bölünmüştür. Şafiî mezhebine mensup kitleler içinde popüler olan Kadirîlerin sıra dışı görünümleri, zikirleri ve çeşitli dinî törenleri İranlı sosyal medya kullanıcılarının ilgisini çekmiş; en çok izlenilen ve paylaşılan videoların arasında bu videolar yer almıştır. Bu tarikata mensup bazı dervişlerin ateş üzerinde yürümeleri, kendilerine bıçak-kılıç gibi kesici/delici aletleri sokmaları ve cam parçalarını yemelerini içeren videolar, İran’da genç kuşak ve internet kullanıcıları içerisinde “İlluminati” videoları olarak izlenmiştir.

Suleyî Kadirîlerinin merkezi, İran’ın Kürdistan vilayetinin merkezi olan Senendec kentindeki Şeyh Hadi Dergâhı’dır. En çok Kirmanşah, Senendec, Sakkız, Gurve, Kamyaran, Bukan, Pave ve Dehgulan şehirleriyle Mahabad’ın Banhef bölgesinden üyesi bulunan Suleyî Kadirîlerinin bugünkü liderliğini Senendec şehrinde yaşayan Dr. Seyyed Şeyh Hasan Haşimî yürütmektedir. Bu tarikatın en önemli etkinliği, Senendec kentinde yapılan “Bayrak Kaldırma” adı verilen törendir.

Merkezi Irak’ın Süleymaniye şehrinde bulunan Kesnezanî Kadirîlerinin İran’daki merkezi, Kürdistan vilayetindeki Senendec şehridir. Senendec’in yanı sıra Zerivar, Merivan, Divandere ve Kerec kentlerinde de müritleri bulunmaktadır. Bu tarikatın lideri Şeyh Muhammed Kesnezanî yaşından dolayı tarikat liderliğini oğlu Şeyh Dr. Muhammed Nehru Kesnezanî’ye devretmiştir. Bir dönem Irak’ın Ekonomi Bakan Yardımcılığı yapan diğer oğlu Şeyh Abdülkerim Melas Kesnazî yolsuzluk suçlamalarından dolayı tutuklandıktan sonra bazı aile mensupları ve tarikatın yöneticileri ABD’ye göç etmiştir. İran’daki Kesnezanî Kadirîleri, Irak’ta tarikat içerisinde oluşan sorunlardan dolayı kendi içlerinde çeşitli dervişlere biat etmişlerdir. Bugün İran Kesnezanî Kadirîlerinin en önemli liderleri Halife Sedik Külah Goçî ve Halife Celal Zendselimî’dir.

Hüseynî Kadirîlerinin merkezi, İran’ın Kürdistan vilayetinin Bane kentidir. Bugün Hüseynî Kadirîlerinin liderliğini Bane kentindeki dergâhta yaşayan Hac Şeyh Yahya Hüseynî yürütmektedir.

Merkezi Irak’ın Kerkük kentinde bulunan Talibanî Kadirîlerinin İran’daki merkezi, Pave kentinin Neccar köyünde yer alan Neccar Dergâhı’dır. Bu tarikata İran’da Şeyh Muhammed Aşina Talibanî liderlik etmektedir. Sivil toplum kuruluşu statüsünde İran’da faaliyet gösteren Abdülkadir Geylanî Derneği bu tarikata bağlı olarak çalışmaktadır. Talibanî Kadirîleri İran’ın Senendec, Kirmanşah, Tahran, Oramanat, Neccar, Nudşe, Pave, Revanser, Civanrud, Bane, Merivan, Serpole Zehab, Ricab, Piran, Buşehir, Kiş, Kışm ve Bender-i Abbas kentlerinde aktiflerdir. İran’ın Kürdistan vilayetinin Senendec kentine yeni kurulan Şeyh Muhammed Nesim Dergâhı, Talibanî Kadirîlerinin tören yaptığı en kalabalık merkezdir.

İran’da Sadıkîye olarak da bilinen Sadıkıyye Aleviye Kadirileri tarikatı, Şeyh Seyyed Ali Eşref tarafından kurulmuştur. Diğer Kadirî tarikatları dengelemek amacıyla İran devletinin kurdurduğu ve desteklediği bu tarikat kurucusu Şeyh Ali Eşref’tir. Bu kişinin vefatından sonra bu tarikat popülaritesini hızlı bir şekilde kaybetmiştir.

III. Çeştiye Tarikatı: Merkezi Hindistan’ın Ecir kentinde bulunan Çeştiye Tarikatı, İran’daki Ehl-i Sünnet toplumu içinde İmamiye Şiiliğine en yakın tarikat olarak dikkat çekmektedir. Bu tarikatın taraftar bulduğu ülkeler Hindistan, Pakistan, Afganistan ve İran olarak bilinmektedir. Tarikatın yayınları Fars dilinde çıktığından dolayı İran devletinin yoğun bir desteği söz konusudur. Çeştiye tarikatının İran’daki nüfuz alanı Sistan ve Beluçistan vilayetindeki Sistanîler ile Tahran’daki ve İsfahan’daki Sünnîlerden oluşmaktadır. Çeştiye tarikatının İran’daki kurucusu Şeyh Hasan Ali İsfahanî’nin vefatından sonra oğlu Hacı Şeyh Ali Mikdadi İsfahanî Şiiliği kabul ettiğini açıklamış, Kum İlmiye Medresesi’nde dinî eğitim almış ve Ayetullah unvanına sahip olmuştur.

İran Şiileri İçindeki Yaygın Tarikatlar

İslam tarihine paralel olarak süregelen Şiiliğin tarihi, geçmişinde birçok bölünme yaşamış ve 4 ana koldan 80 alt kola bölünmüştür. İran’daki mevcut resmî ideoloji 12 İmamlık Şiiliğidir. 12 İmamlık Şiilerinin inandığı Mehdi, dünyaya zulmün ve karanlığın hâkim olduğu bir dönemde adaleti yaymak için ortaya çıkıp 313 tane yaveriyle birlikte İslam dinini ve Şiiliği dünyaya yayacaktır.

Son yüzyılda 12 İmamlık Şiiliğinin dominant bir karaktere sahip olmasıyla Şii tarihinde önemli bir yer tutan Kesnazî ve Ğelat gibi Şiiliğin ana kolları İmamiye Şiiliği içinde erimiştir. Buna rağmen hâlâ İsmailîye ve Zeydîye adlarıyla bilinen Şii gruplar, Pakistan, Hindistan, Afganistan, Orta Asya, Rusya, Bangladeş, Yemen, Bahreyn ve Kuzey Afrika’nın çeşitli bölgelerinde yaşamaktadır.

İran’da “İrfan”, “Sufîye” ve “Tasavvuf” gibi sözcüklerle anılan Şii tarikatlar İran’ın resmî mezhebine aykırı görüş sergilediklerinden dolayı “dergâh”, “halka” ve “hanegah” dedikleri ibadet yerleri kolluk kuvvetleri tarafından basılmış ve binaları tahribata uğramıştır.

İran’daki Şii tarikatların önderlerinin yurtdışı bağlantıları, halk içinde giderek popüler hale gelmeleri, toplumsal hareketlilik yaratabilecek güce kavuşmaları, Kum İlmiye Medresesi öğretilerini çelişkili bulup devletin meşruiyet kaynağını sorgulamaları, Batı basınıyla olan yakın ilişkileri ve uluslararası insan hakları merkezlerindeki nüfuzları Tahran yönetimini endişelendiren önemli faktörlerdendir.

I. Kumeyliye Tarikatı: Merkezi Tahran vilayetinin Rey kentindeki Sefaiye bölgesinde bulunan Kumeyliye tarikatındaki yaygın inanca göre; Hazreti Muhammed’in vefatından sonra bütün Müslümanlar peygamberin vasiyetine sadık kalmadıklarından ötürü dinden dönmüştür (Mürted). Bunun sonucu olarak dünyadaki Şii ve Sünnî mezheplere mensup bütün Müslümanlar kâfirdirler. Bu tarikat kendini Şii olarak tanımlamasına rağmen Hazreti Ali’yi de Hazreti Ebubekir ile biat ettiğinden dolayı kâfir bilmektedir. Rey kentinin Sefaiye bölgesinde bulunan Hacı Pir Sefa Dergâhı bu tarikatın merkezidir. Tarikat önderleri Muhammed Hasan Şerifeddin Meşkûr, Ümit Necefabadi ve Hüseyin Arap, 6 Kasım 1988 tarihinde devrim mahkemelerinde yargılandıktan sonra idam edilmiştir. Bu tarihten sonra Kumeyliye Tarikatı yer altına çekilmiş, gizli bir şekilde faaliyetlerine devam etmiştir.

Tahran civarlarında faaliyetlerine yoğunlaşan bu tarikatın liderliğinin Hüseyin Hayderhani tarafından yapıldığı ve Rah-ı Niakan Yayınevi’nin bu tarikatın propaganda merkezi olduğu iddia edilmektedir. Kendilerini İran lideri Ayetullah Hameneyi’ye yakınlaştırmaya çalışan Kumeyliye tarikatının İran’da nüfuzunun bulunduğu bölgeler Rey ve Tahran’ın Senglec bölgeleridir.

II. Uveysiye Tarikatı: Yüz sene önce İran’ın Kazvin kentinde doğan ve şiirde “Anka” ismini kullanan Celaleddin Ali Mirza Ebülfezl Talikani Kazvinî tarafından Tahran’da kurulmuştur. Uveysiye tarikatının bugünkü lideri ABD’de yaşayan ve şiirlerinde “Anka” ismini kullanan Selaheddin Ali Nadır Anka’dır. Uveysiye tarikatı mensuplarının bazıları ABD’deki “İslamî Tasavvuf Okulu” bünyesinde bu tarikatı yaymaya çalışmaktadır. Merkezleri Tahran’ın İbn-i Babuye bölgesidir. Tarikatın ileri gelenlerinin çoğunun mezarı İbn-i Babuye mezarlığına defnedilmiştir.

III. Hüccetiye Tarikatı: İran’da gizemini hâlâ koruyan ve ismi Devrim Muhafızları İstihbarat Örgütü’ne ve İran İstihbarat Bakanlığı’na yuvalanan çeteler içinde sıklıkla geçen Hüccetiye Tarikatı, Mehdilik merkezli bir tarikattır. Bu tarikat 1979 devriminden önce Şeyh Mahmut Zakirzade Tevallayi (Halebî) tarafından Meşhet kentinde kurulmuştur. Kuruluş felsefesi Bahaî karşıtlığı olan bu tarikat, zamanla düşünce ve inanç değişimi yaşayarak Mehdi’nin dünyada kaosun olduğu bir ortamda ortaya çıkacağı tezinden yola çıkmış, kaoslara duyarsız kalmayı ve bazen de tetiklemeyi tavsiye etmiştir.

Eski İran Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinejad’ın yakınlarından Behmen Şerifzade, İran basınına verdiği bir demeçte Mahmud Ahmedinejad’ın yakın ekibinin Hüccetiye tarikatı mensuplarından olduğunu iddia etmiştir. İran’da yaygın olan bir kanıya göre, Hüccetiye tarikatı ülkenin kritik ve stratejik yerlerine sızıp stratejik kararları etkilemektedir.

IV. Nimetullahî Tarikatı: İran’ın en ünlü Sufî tarikatıdır. İran ile birlikte Avrupa’da ve özellikle İngiltere’de ciddi bir örgütlenmeye sahiptir. Nimetullahî tarikatı mensuplarının İran genelindeki çalışmaları İran devletinin defalarca tepki vermesine neden olmuş, tarikat mensubu birçok derviş devlet tarafından gözaltına alınmıştır. Bu tarikat “Sef-i Ali Şahî”, “Nurbahşî” ve “Günabadî” adlarını taşıyan üç ana kola bölünmüştür. İran’ın Fars etnik grubu içinde popülaritesi yüksek bir tarikat olan Nimetullahî tarikatının Kirman, Fars ve Tahran yerleşim bölgelerinde 5 milyon civarında üyesi olduğu tahmin edilmektedir.

Nimetullahî tarikatının Nurbahşî kolunun bugünkü lideri Londra’da yaşayan Dr. Ali Rıza Nurbahış’tır. ABD’nin MIT Üniversitesi’nde Felsefe bölümünden doktora derecesiyle mezun olan Dr. Nurbahış, babasının vefatından sonra İngiltere’ye taşınmış, tarikat liderliğini üstlenmiştir. Bu tarikatın İran’da 60; ABD, İngiltere, Avrupa, Afrika, Rusya ve Meksika’da toplam 33 dergâhı vardır.

Nimetullahî tarikatının Günbadî kolunun bugünkü liderliğini Nur Ali Tabende (Meczup Ali Şah) yürütmektedir. Nur Ali Tabende, Fransa’da Hukuk bölümünden doktora yaptıktan sonra, İran’a dönmüş, çeşitli devlet görevlerinde bulunmuştur. İslam devrimi öncesi İran Dışişleri Bakanlığı’nda çalışan Nur Ali Tabende; devrim sonrasında İran Kültür Bakanlığı Yardımcılığı, İran Hac ve Ziyaret Başkanlığı Mütevelli Heyeti Üyeliği ve İran Yargı Bakanı Yardımcılığı gibi görevlerde bulunmuştur.

Nimetullahî tarikatının “Sef-i Ali Şahî” kolunun bugünkü liderliğini Tahran’da ikamet eden Ali Sefayî yürütmektedir. Sivil toplum kuruluşu olarak Tahran’da faaliyet gösteren bu kol, Nimetullahî tarikatının diğer kollarına kıyasla daha az bir nüfuz sahibi olmuştur.

V. Zehbiye Tarikatı: Merkezi İran’ın Şiraz kentinde bulunan Zehbiye tarikatı, İran’ın Fars, Huzistan, Horasan ve Azerbaycan bölgelerinde aktif olan zengin Şii tarikatlarındandır. 1979 İran devrimi sonrası birçok dergâhını (hanegahını) Avrupa’ya taşıyan Zehbiye tarikatı kendi içinde “Ahmedîye”, “Kübrevîye”, “Sedirîye” ve “Mehdevîye” kollarına ayrılmıştır. Zehbiye tarikatının bugünkü lideri İran’ın Dezful kentinde yaşayan Hüseyin Assariyan’dır. H. Assariyan, 16 Ekim 2010 tarihinde İngiltere’de vefat eden Abdülhamit Genceviyan’dan sonra bu tarikatın başına geçmiştir. Tarikatın eski lideri olan Abdülhamit Genceviyan, 1979 devrimi sonrası İngiltere’ye kaçmıştır. İran İstihbarat Bakanlığı’na bağlı İbret Müzesi’nin Kum kenti şubesinde Abdülhamit Genceviyan’ın Fransa Mason Locası’na kayıtlı olduğunu gösteren belgeler sergilenmiştir. Ayrıca İran’da yayımlanan “İran’daki Masonların Belgeleri” adlı kitabın 189-193 sayfa aralığında Genceviyan’ın mason olduğu iddia edilmektedir. İran’da Kum kentinde yasal olarak çalışan Ahmedîye Yayınevi bu tarikatın inanç ve öğretilerinin propagandasını yapmaktadır.

Ticarî faaliyetleriyle de önce çıkan bu tarikatın sahibi olduğu “Kaçak Çay” adıyla bilinen Ahmet ve Mahmut Çay fabrikaları birer uluslararası marka haline gelmiştir. Ahmet ve Mahmut Çay fabrikalarının sahibi olup İngiltere’de yaşayan İran kökenli Ahmet Avşar’ın bu tarikatı finanse ettiği bilinmektedir. Ayrıca merkezi İngiltere’de bulunan ve İranlılar tarafından yönetilen “Nükleer tıp ilaçları” üreten büyük şirketlerin bir kısmı bu tarikatın kontrolündedir.

VII. Haksariye Tarikatı: Merkez dergâhı Tahran’ın Dervaze Devlet bölgesinde bulunan Haksariye Tarikatı kendisini Safevî döneminde kurulan Haydariye tarikatının devamı olarak kabul etmektedir. Tarikatın lideri Mutahhar Ali Şah’ın 1982 senesindeki vefatından sonra tarikatın faaliyetleri zayıflamıştır. Bugün Haksariye tarikatının yaygın olduğu yerler İran’ın Tahran, Meşhet, Şiraz, Kirmanşah ve Ahvaz şehirleridir. Mutahhar Ali Şah vefatından önce birçok kişiye “Şeyhlik” izni vermiş ve bu kişileri İran’ın çeşitli bölgelerine göndermiştir.

İran’ın Ehli- Hak Sufîleri İçindeki Yaygın Tarikatlar

İran Ehl-i Hakları kendilerini Aleviliğin bir kolu olarak tanımlayarak “Yarsan” ve “Ali Allahî” gibi isimlerle de anmaktadır. 12 İmamlık Şiiliği, bu grubu Şii görmemekle birlikte vahdet-i vücuda inandıklarından dolayı Müslüman olduklarını bile kabullenmekte zorluk çekmektedir. Örneğin İran’ın ünlü Şii din adamı ve Kum İlmiye Medresesi’nin önde gelen müçtehitlerinden Ayetullah Behcet yayınladığı bir fetvada Alevîlerin ve Ehl-i Hak mensuplarının kafir olduğunu söylemiştir. İran Kürtleri, Azerbaycan Türkleri ve Lek Lorları içinde yaygın olan bu tarikat mensupları 1979 İran devriminden sonra ciddi tazyiklere maruz kalmış, Cemevleri tahrip edilmiştir.

Bu tarikatın İran’da yaygın olduğu yerler Kirmanşah, İslam Abad-ı Garp, Suran Evliya, Solfa, Çonger, Hısrov Abat bölgeleri ile Kerend-ı Garp, Serpole Zehap, Kasrı Şirin, Sahne ve Dinur, Kengaver, Pol-ı Dohter, Gerab, Ilhçı, Heştigerd, Rud-ı Hen, Bumhen ve Savucbulak, Kelardeşt, Kecur, Firuzkela, Avuc, Berdsir ve Siracn kentleridir.

İran Ehl-i Hakları bir konsey çatısı altında birleşerek İran lideri Ayetullah Hameneyi’ye yazdıkları çeşitli mektuplarda, devlet tarafından bu tarikata uygulanan tazyiklerin durulmasını istemişlerdir.

Babek Şahit- Tebriz Araştırmaları Enstitüsü İran Uzmanı

Bu yazıyı paylaşın

Benzer Konular

OBAMA YÖNETİMİNDEN GÜNÜMÜZE ABD’NİN İRAN SİYASETİNDE ETNİK GRUPLARIN YERİ-İBRAHİM RAMAZANİ

ABD’nin İran siyaseti ve özellikle İran’daki etnik gruplar üzerindeki siyasetini incelediğimizde genel olarak ABD’nin Ortadoğu …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir