İran’da Yaşam Mücadelesi Veren Türk Topluluğu: Halaçlar- Akın Laçiner

tebaren | 11:44 - 21.11.2017

Giriş

Halaçlar, nüfuslarının esas kısmı İran’da bulunmasının yanı sıra Türk dünyasının çeşitli bölgelerinde de yaşayan bir Türk topluluğudur. Dünyadaki Halaç Türkçesini konuşan nüfusun esas kısmı İran’ın Halacistan bölgesinde yaşadığından dolayı, günümüzde Halaç Türkleri denince akıllara Halacistan’daki Türk nüfus gelmektedir. Nüfusları yaklaşık olarak 60.000 civarındadır. 20. yüzyılın ikinci yarısında sahada yapılan çalışmalar neticesinde bilim âlemine tanıtılıp gerçek değerini kazanan Halaç Türkleri, Türk dilindeki birçok arkaik ögeyi barındırmasından dolayı Türkoloji ve Altayistik çalışmalarında deyim yerindeyse çığır açılmasına sebep olmuştur. Söz başı /h-/ sesinin düzenli olarak Türk lehçelerinde sadece Halaç Türkçesinde bulunması, söz içinde Orhon Türkçesi döneminde yer alıp, günümüzde Türk lehçelerinde genellikle /-y-/ sesine evrilen eskicil /-d-/ sesinin günümüzde Halaç Türkçesinde de bulunması gibi birçok fonetik ve morfolojik arkaik özellikler, Halaç Türkçesine ve Halaç Türklerine ilginin artmasını sağlamıştır. Bu çalışmada, Halaç Türkleri ve dilleri üzerine tanıtıcı mahiyette bir yazı kaleme alınacaktır.

 

Halaçlar Üzerine Yapılmış Çalışmalar

Halaç Türklerinden, 11. yüzyılda Kaşgarlı Mahmut söz etmiştir. Vladimir Minorsky (1877-1966), 1917’de Halaçlardan malzemeler toplamıştır ve bu malzemeleri, ancak 1940’ta yayımlamıştır. Üçüncü araştırmacı ise Muhammed Mukaddem’dir. Mukaddem, Halaç topluluğunun etnografyası ve Halaç Türkçesi üzerine araştırma yapmış ve malzemelerini 1950’de yayınlamıştır. Prof. Dr. Gerhard Doerfer ve Prof. Dr. Semih Tezcan, Halaç Türkçesi hakkında araştırmalar yapmış ve Halaç Türkçesini yeniden keşif etmişlerdir. Gerhard Doerfer ve öğrencileri 1967’de Halaç Türkçesini araştırmak için Halaç bölgesine gitmiş onları yakından araştırmış ve dil malzemeleri toplamışlardır. Doerfer ve Tezcan’ın araştırmalarına göre Halaç Türkçesinin fonetiği ve söz varlığı, pek arkaiktir. Onlara göre, Halaçların konuştuğu dil eski biçimiyle yaşayan bir Türk dilidir. Prof. Dr. Doerfer’in Müsayib Arapgel yardımlarıyla topladığı malzemeler daha sonralar kitap ve makale şeklinde bilim dünyasına sunulmuştur. Örneğin “Khalaj Materials”, “Folklore-Terxte der Chaladch”1, “Wörterbuch Des Chaladch”2 ve birçok makale Almanca, Türkçe ve İngilizce yayımlanmıştır. Ancak bilindiği gibi, bu çalışmalar çoğunlukla dilbilimsel ağırlıklı olarak yapılmıştır. Doerfer ve Tezcan’ın araştırmaları ve yayımlamış oldukları çalışmalardan etkilenen ve dilbilimsel araştırmalar yapan Türk araştırmacıları da bulunmaktadır. Bu araştırmacılardan en çok dikkat çekenler ise Ali Asger Cemrasi ve Abdullah Vaşgani Ferahani’dir. Cemrasi ve Vaşgani kendileri Halaç Türküdürler. Bunların anadili Halaç Türkçesi olmasından dolayı, dilbilimsel açısından Doerfer ve Tezcan’dan sonra en kapsamlı araştırmaları yapmışlardır. Ayrıca Cemrasi ve Vaşgani, dilbilimi ile birlikte Halaç edebiyatı ve tarihi ile ilgili Farsçada değerli araştırmalar yayımlamışlardır. Cemrasi 2009 yılında “Qarşu Baluga Selam” adlı bir Halaç Türkçesinde bir şiir kitabı ve 2006 yılında Halaç Türklerinin Tarihi ile ilgili bir kitap yayımlamıştır. Ayrıca Cemrasi “Halaç Türkçesi-Farsça” sözlüğü de hazırlamıştır. Vaşgani ise ilk olarak Halaç Türkçesinin gramerini 2012 yılında yayımlamıştır. Vaşgani 2006’da “Vaşgan Tarihi” ve 2011’de “Halaçlar Tarih Aynasında” adlı iki kitap daha yayımlamıştır. Genel olarak yapılan bu araştırmalar, daha çok dilbilimsel açıdan Halaç Türkçesi ve Halaçların tarihi üzerinde durmuştur (Khajeh 2013: 4).

 

Halaç Adının Açıklaması ve Halaç Türklerinin Kısa Tarihi

Türkler arasında Kalaç diye anılan Halaçlar. IX. yüzyıldan itibaren İslam coğrafyacıları ve tarihçilerinin eserlerinde “Halac”, “Halaciyye” yazımı ile kaydedilmektedir. Kaşgarlı Mahmud kabile hakkında bilgi verirken, Yirmi İkiler’in onlara Türkçe “aç kal” anlamında Kal-Aç dediklerini ve sonradan bunun Halaç’a döndüğünü söylemektedir. J. Marquart. VI. yüzyıla ait bir Süryani kaynağındaki Türk menşeli Kholas’ın Halaç olabileceğini öne sürmektedir. Harizmi, X. yüzyılın sonlarında yazdığı eserinde Halaçlar’ın dahil bulunduğu zümreye işaret etmekte, bunların Eftalitler’in bakiyesi olduğunu söylemektedir. Gerçekten de Kuşanlar’dan sonra Akhunlar (Eftalitler) Maveraünnehir’den Afganistan içlerine kadar uzanmışlar, daha sonra Kuzey Hindistan’ı ele geçirmişlerdi. Mesudi Halaçlar’ın (Harluc) Türk kavminden olduklarını, İstahri de çok eski tarihlerden beri Hindistan-Sicistan arasında yaşadıklarını ve şekil kıyafet dil bakımından Türk olduklarını söyler. İbn Hurdazbih onları, Orta Asya steplerinde Karluklar’a yakın bir yerde yaşayan Türk kabilesi şeklinde tanıtırken, X. yüzyılda yazılan Hududü’l-‘alem’de Gazne ve çevresiyle Belh. Toharistan. Büst ve Cuzcan’da koyun sürülerine ve meralara sahip birçok Halaç aşiretinin yaşadığı kaydedilmektedir. Bu bilgilerden, Halaçlar’ın büyük bir bölümünün X. Yüzyıldan çok önce Ceyhun nehrinin batı ve güneyine geçerek İran’ın doğu, Afganistan’ın güney kısımlarına dağıldıkları anlaşılmaktadır. Halaçlar’ın Moğol istilasından sonra Orta ve Batı İran’a, Kuzey Azerbaycan’a ve Anadolu’ya giderek yerleştikleri tahmin edilmektedir; çünkü buralarda, hatta Kırım’da dahi Halaç adını taşıyan köyler vardır. İlhanlı Hükümdarı Ebu Said Bahadır Han’ı âsi Çağatay Prensi Yasavur’a karşı destekleyen Herat Meliki Gıyaseddin Kert’in ordusunda Halaçlar da yer almıştı. Celayirliler’den Hüseyin b. Üveys devrinde ( 1356-1374) Batı İran’da bulunan Emir Ahmed bir Halaç kabilesinin reisiydi. Timur zamanında ( 1370- 1405) Save. Kum ve Kaşan’da Halaçlar yaşamıştır. XVII. yüzyılda İran’da Mugan’daki Türk aşiretleri arasında Halaçlar’ın da yer aldığı bilinmektedir. Bugünkü Halaçlar İran’ın Kum eyaletinde oturmakta ve bu bölgeye Halacistan denilmektedir (Konukçu 1997: 228-229).

 

Halaçların Yerleşim Yerleri ve Nüfusları

Günümüzde Halaç Türklerinin İran dışında, Afganistan’da da yaşadıkları bilinmektedir. Halaç Türkleri, İran’ın Kum ve Merkezi illerinde yaşamaktadırlar. Ayrıca Halaçların küçük bir kısmı, İran’ın güneylerinde Fars bölgesinde, Kaşkay Türkleriyle birlikte yaşadıkları muhtemeldir (Khajeh 2013: 8).

Abdullah Vaşgani Ferahani “Tarih Aynasında Halaçlar” adlı kitabında, günümüzde Halaç Türklerinin yaşadığı ve Halaç Türkçesinin konuşulduğu köyler sayısını 47 köy olarak belirlemiştir. Ayrıca, 37 tane başka köyün de Halaçlara ait olduğunu da vurgulamıştır. Ferahani’ye göre İran coğrafyasının dört bir köşesinde 43 köy, dağ ve yer adlarında Halaç sözü geçmektedir. Ali Asger Cemrasi ise, “Halaçlar Eski Türklerin Yadigarı” adlı kitabında Halacistan, Tefriş ve Aştiyan’ı Halaç Türklerinin yaşadığı bölgeler olarak belirmiştir. Bu bölgeler günümüzde Merkezi ve Kum illeri içerisinde yar almaktadırlar. Cemrasi’ye göre, günümüzde toplam 54 köyde Halaç Türkçesi konuşulmaktadır. Ayrıca Cemrasi, Halaçların tarihî göç coğrafyasını da belirlemiştir. 13. yüzyılda, Halaç kavimleri Moğol istilası esnasında Save (Merkezî İran) bölgesinden Azerbaycan’ın Muğan bölgesine göç etmişler. Oradan da Suriye, Lübnan ve Filistin’e göçte bulunmuşlardır. Timur dönemine kadar Suriye, Lübnan ve Filistin’de yaşayan Halaç Türkleri, Timur ile birlikte İran’a dönmüş ve bugün yaşadıkları topraklarda yaşaya gelmişlerdir (Khajeh 2013: 68).

 

İran İslâm Cumhuriyeti haritasında Halaç Türklerinin yaşadığı bölge

 

Halaç Türklerinin günümüzde en yoğun olduğu bölgeler, İran’ın merkezinde, Tahran’ın güney batısında, Kum şehrinin batısından Hemedan şehrine doğru, Selefçegan, Aştiyan, Tefriş, Ferahan kentlerinin çevre köylerdir. Bu bölgede yaygın olan Azerbaycan Türkçesi ve Farsçayla birlikte Halaç Türkçesi de konuşulmaktadır. Köylerin bazısında tamamen Halaç Türkçesi konuşulurken, bazı köylerde Farsça ve Azerbaycan Türkçesiyle birlikte Halaç Türkçesi de konuşulmaktadır. Halaç köylerinin bazısında Halaç Türkçesi unutulmuş ve halk tamamen Farsça ve Azerbaycan Türkçesi konuşmaktadır (Khajeh 2013: 69).

Khajeh (2013), bölgede yaptığı alan çalışmasının sonucu olarak, nüfusun 66.000 dolaylarında olduğunu söylemektedir. Gerhard Doerfer ve öğrencileri 1968-69 yıllarında bölgede bulunmuş ve Halaç Türkçesini konuşurlarının 50 köyde dağınık olarak 20,000 kişi olduğunu bildirmiştir. Michael Knüppel Halaç Türklerinin nüfusunu 20.000 olarak bildirmiştir [1]. Ethnologue’da yer alan bilgilere göre, 51.000 Halaç Türkünün bulunduğu belirtilmiştir [2]. UNESCO tarafından yayınlanan yayın dünyadaki tehlikede olan diller atlasında (Atlas of the World’s Languages in Danger) 2000 yılı nüfus sayımlarına dayanan bilgiye göre ise Halaç Türklerinin sayısı 42.100 kişi olarak saptanmıştır [3]. Günümüzde Halaç Türklerini araştıranlarından Ali Asger Cemrasi, Halaçların nüfusunu yaklaşık 60.000 olduğunu söylemiştir (Khajeh 2013: 76).

 

Halaç Türkçesi

Halaç Türkçesi, tıpkı Çuvaş Türkçesi gibi Türk dilinin hiçbir koluna dahil edilemeyen ve ayrı bir grup olarak tek başına alınabilecek özellikler sergilemektedir (Doerfer 1978: 17). Bazı bakımlardan Halaç Türkçesi, 8. yüzyıl Orhon Türkçesinden daha arkaiktir [4]. Türk dilinin temel problemlerinden olan ve L. Ligeti tarafından temel olarak geliştirilen Türk dilindeki birincil uzun ünlüler meselesi, Talât Tekin’in aynı isimli kitabında da geniş olarak ele alınmıştır. Burada konumuz olan nokta, Halaç Türkçesinde uzun ünlüler düzenli olarak korunmuş olmasıdır. Halaç Türkçesinde 3 tür ünlünün varlığı bilinmektedir; Uzun, yarı uzun, kısa. Halaç Türkçesi, ses açısından, yaşayan en eskicil Türk dillerinden biridir: birincil uzun ünlülerin korunduğu ve söz başı /h/ sesinin düzenli olarak yaşadığı tek dildir. Ayrıca, söz içi ve söz sonu /d/ ünsüzü ile söz sonu /-ġ/ ünsüzünü koruması bakımından eskicil özelliği ön plana çıkar. Sözvarlığı açısından da eskicil özellik taşır. Ancak bu sözvarlığı; Farsça, Arapça, Azerbaycan Türkçesi ve diğer İran dillerinden alınan çok miktarda sözcük nedeniyle büyük ölçüde değişime uğramaktadır. Biçimbirim ve sözdizimi açısından, Türk dillerinin temel özelliklerini taşımasına karşın, Farsçanın etkisiyle (kopyalama) bazı önemli yapısal değişiklikler söz konusudur (Bosnalı 2012: 50).

Gerhard Doerfer (1998) Halaç Türkçesinin 7 diyalekti olduğunu ve bu diyalektlerden Batı diyalektinin diğer diyalektlerden farklı olduğunu dile getirir. Bu yüzden diğer diyalekt konuşuru bazı Halaç Türkleri, Batı diyalekti konuşuru Halaç Türklerini kendilerinden kabul etmemektedir. Günümüzde Halaç çocuklarının Halaç Türkçesi ve kültürüyle değil, Fars dili ve kültürü ve Şiilik gelenekleri ve görenekleriyle toplumsallaştırılması görülmektedir. Büyükşehir ve kentlerde durumun daha da farklı olduğunu söyleyebiliriz. Tahran gibi büyükşehirde binlerce Halaç Türkü yaşamaktadır. Günümüzde yeni nesil Halaçlar hiç Halaç Türkçesi bilmemektedirler. Gözlemlenen büyükşehir ve kentlerde yaşayan ailelerde, anne ve babalar kendi aralarında Halaç Türkçesi konuşurken çocuklar anne ve babaları ve birbirleriyle genellikle Farsça konuşmaktadırlar. Günümüzde Halaç köylerinde ve kentlere yerleşen Halaç Türkleri arasında çocuklar Halaç kültürüyle değil, Fars kültürüyle toplumsallaşmaya zorlanmaktadırlar (Khajeh 2013: 39).

 

Sonuç

İran sınırları içerisinde ve geçtiğimiz yüzyıla kadar diğer topluluklardan izole bir biçimde yaşayan Türk topluluklardan birisi olan Halaç Türkleri, Türk dili ve tarihi açısından önemli bir yere sahiptir. Birçok eskicil özellikler taşıması, Altayistik ve Türkoloji çalışmalarına etki edecek kadar büyük bir yer kaplamaktadır. Halaç Türkleri ve dilleri üzerine yapılan çalışmaların oldukça geç tarihlerde başlaması, Türkoloji çevresinin de Halaçlardan geç haberdar olmasına sebep olmuştur. Halen günümüzde yapılan çalışmaların da yetersiz olması, Halaç Türkleri üzerine olan merakı artırmaktadır.

Halaç Türkleri arasında matbuat hareketlerinin oldukça cılız olması, Halaç Türkçesinde hiçbir televizyon yayınının olmaması ve yazılı bir dile sahip olmayışları Halaç Türklerinin geleceği konusunda birçok soru işaretlerini akıllara getirmektedir. İran İslam Cumhuriyeti’ndeki İran vatandaşlığı ve Fars dilinin birbirine koşut olarak tekçil bir statüde bulunması, diğer etnik unsurlar gibi Halaç Türklerinin de diline, kimliğine ve kültürüne olumsuz bir etkide bulunmaktadır.

 

Kaynakça

Bosnalı, S., (2012), “Dil Edimi Açısından Halaççanın Konumu”, Karadeniz Araştırmaları, S. 32, s. 45-67.

Doerfer, G. (1978) “Khalaj and Its Relation to The Other Turkic Languages”, TDAY-Belleten 1977: 17-33.

Doerfer, G., (1998), “Turkic Languages of Iran”, Ed., Johanson, L., Csato, E., The Turkic Languages, New York: Routledge.

Heyet, C. (1988), “Halaç Türkçesi”, Varlık 1988, S. 4, Tahran.

Khajeh, B. H., (2013), İran’da Yaşayan Halaç Türklerinin Sosyo-Kültürel Yapısı, Ankara: Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü

Konukçu, E., (1997), “Halaç”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, C.15

           

İnternet Kaynakçası

[1] http://www.iranicaonline.org/articles/khalaj-ii-language

[2] https://www.ethnologue.com/language/klj

[3] http://www.unesco.org/languages-atlas/en/atlasmap/language-id-1804.html

[4] https://www.youtube.com/watch?v=GkZkDvUjKXg

 

Akın Laçiner – Tebriz Araştırmaları Enstitüsü Uzmanı

Anahtar kelimeler: