Brookings Enstitüsü Uzmanları Gözünden İran’ın Ortadoğu Aktörlüğü (V. Bölüm: Dan Arbell)

tebaren | 11:51 - 05.10.2017

Dan Arbell; Brookings, Ortadoğu Politikası Merkezi ve Washington’da Amerikan Üniversitesi Sanat ve Bilim Koleji’nde Tarih Bölümü’nde görevli siyaset bilimcidir.

Dan Arbell, İsrail Dışişleri Bakanlığının 25 yıllık deneyimli bir üyesi olmasının yanı sıra Amerika Birleşik Devletleri’nde ve Japonya’da ülke dışı görevlerde bulunmuştur. Ayrıca Kudüs’teki (Jerusalem) Dışişleri Bakanlığı’nda da  üst düzey görevlerde bulunmuştur.

Arbell, Washington’da İsrail Büyükelçiliği’nde genel başkan yardımcısı  olarak yer almasıyla birlikte yaklaşık üç yıl boyunca (2009 – 2012) Büyükelçi Michael Oren’in yardımcısı olarak, 1990’lı yıllarda da Büyükelçi Itamar Rabinovich’in genel sekreteri olarak görev yapmıştır. 1993 – 1996 yılları arasında İsrail`in Suriye ile müzakere masasında oturan üst düzey görevlilerden birisi olan Arbell, daha sonra 2001 – 2005 yılları arasında İsrail`in Tokyo`daki elçiliğinde misyon şefi yardımcısı olarak görev almıştır.

2005 – 2009 yılları arasında, Kudüs`te Dışişleri Bakanlığı’nda Kuzey Amerika Bölümü’nün başkanı olarak görev yapmış olan Arbell, sık sık ülke çapında farklı konularda gerçekleşen programlara konuşmacı olarak katılmaktadır. Bu programların konusu genellikle İsrail siyaseti ve seçimler, İsrail`in Hamas`a karşı savaşı, ABD – İsrail ilişkileri, İsrail’in stratejik çevresel sıkıntıları, İsrail’in değişmekte olan Ortadoğu’daki yeri gibi konular olmaktadır. Arbell, Kudüs’teki İbrani (Hebrew) Üniversitesi`nde Dünya Tarihi üzerine lisans eğitimi ve Siyaset Bilimi üzerine de yüksek lisans eğitimi almıştır.

2011 yılında İran`da yayınlanan bir habere göre Dan Arbell`in, İsrail`in ABD`deki büyükelçi yardımcısı olarak görev yaptığı dönemlerde gizli bilgileri ifşa ettiği gerekçesiyle görevden alındığı iddia edilmiştir. Fransız haber ajansına istinaden yayımlanan bu haberde, Dan Arbell haber yayınlanmadan 30 ay önce gizli bilgileri İsrailli bir basın mensubuna verdiğini kabul ettikten sonra görevinden alınmıştır. Bu olay, onun İsrail`in ABD`deki elçi yardımcısı olarak göreve başlamasından önce yaşanmıştır (Bakınız: İsrail’in ABD Büyükelçisi Yardımcısı Gizli Bilgileri İfşa Etmek İçin Görevden Alındı)

2015 yılında, İran İslami internet sitesinin yayınladığı bir makalede, Dan Arbell`in İran`ın 5+1 anlaşması ile ilgili görüşlerine değinilmiştir. Dan Arbell, bu anlaşmanın uygulanmasının herhangi bir askeri çözümden daha etkili olacağı düşüncesindedir. Arbell, Amerika Birleşik Devletleri, İsrail ve Fars körfezi tarafından İran`a karşı gerçekleşecek herhangi bir muhtemel askeri operasyonun olumsuz ve ağır sonuçları olacağını düşünmektedir. Çünkü böyle bir operasyon, uluslararası camianın öfkesine ve İran`ın nükleer silah elde etme çabalarının meşruiyet kazanmasına sebep olabileceği için askerî seçeneğin kısa vadede caydırıcılık gücüne sahip olsa da, ağır bir bedelle karşılaşılacağını ve bu seçeneğin uzun vadeli bir etkisi (bu anlaşma kadar) olmayacağını düşünmektedir.. Arbell, anlaşmayı her açıdan ele almış ve sonuç olarak bu anlaşmanın olumlu bir anlaşma olduğu sonucuna varmıştır. Bu eski İsrailli diplomat, anlaşmanın nihai uygulamada başarılı olabilmesinin İran`ın taahhütlerine ne derecede sadık kalacağına bağlı olduğunu şu şekilde söylemiştir. “Eleştirmenler, daha önce Pakistan ve Kuzey Kore ile de benzer çerçevede bir anlaşmaya varıldığını söylüyorlar. Ancak onların bugün nerede hangi konumda olduğunu görüyoruz. Bu meselenin İran konusunda da tekrar etmemesi için ciddi önlemler alınmalıdır.” (Bakınız: İsrailli Eski Diplomat: İran İle Yapılan Anlaşma Kötü Değil)

Dan Arbell, 31 Mart 2015`te CNN’de “İsrail, İran’ın nükleer programına karşı askeri bir seçeneğe sahip mi?” başlığı ile yayınlanan bir makalede, İran`ın nükleer programını ve İsrail`in muhtemel tepkisi hakkında görüşlerini bildirmiştir.

“İsviçre`nin Lozan kentinde İran ile 5+1 arasındaki nükleer müzakereler küçük de olsa bir mütabakata doğru yürümektedir. İsrail Başbakanı Benjamin Natanyahu, bu konu ile ilgili endişeleri olduğunu söylemiştir. Bir anlaşmaya varılacağı takdirde, uluslararası camia İsrail`in bu anlaşmaya vereceği tepkiyi merak edecektir. İsrail Savunma Bakanı Moshe Bogy Yaalon, İran ile 5+1 arasında gerçekleşecek herhangi bir anlaşmanın tüm dünya için bir trajedi olduğunu söylemiştir. Soru şudur: Herhangi bir anlaşmaya varılırsa, İsrail ne yapmalıdır? Son günlerde, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki ciddi muhafazakar isimler Barack Obama`yı İran ile yönettiği müzakereler ile ilgili ciddi şekilde eleştirmektedirler. İran ile herhangi bir kötü anlaşmaya varılırsa bu İsrail için İran`a saldırabileceği anlamına gelen açık bir kapı bırakmak demektir. Ancak bu gerçekçi bir sonuç mudur? İsrail, yıllardır İran`a karşı gerçekleştirdiğim siyasette tüm seçenekler masa üzerindedir diye belirtmiştir. Bu da İran`ın nükleer problemi ile ilgili İran ile herhangi bir diplomatik anlaşmaya ulaşılmazsa veya ulaşılan anlaşma İsrail`in istediği gibi olmaz ise, İsrail`in İran nükleer tesislerine askeri bir saldırı düzenleyeceği varsayımına dayalıdır. İsrail’in Irak’taki Osirak Nükleer Tesisi’nin başarılı bir şekilde bombalamasından otuz dört yıl sonra, askeri uzmanlar bugün İsrail Hava Kuvvetleri’nin İran hava sahasına ulaşabileceğini ve yerin üstündeki ve altındaki tüm hedeflerini başarılı bir şekilde bombalayabileceğinden şüphe etmemektedirler. Bu nedenle soru askeri yetenek ile ilgili değil daha çok iç siyaset ve jeopolitik strateji ile alakalıdır. İran Anlaşması yürürlüğe girerse, İsrail liderliği, İsrail savunma kuruluşlarının başkanları tarafından sert bir itirazla karşı karşıya kalabilir. Demek ki böyle bir kararın alınması zordur, fakat imkansız değildir. Bütün bunlara rağmen, eğer askeri bir seçenek arama konusunda hala ısrar edilirse İsrail liderleri böyle bir kararın sonucunda muhtemelen ortaya çıkacak aşağıdaki sonuçları göz önünde bulundurmalıdırlar:

  • İran tesislerine başarılı bir askeri saldırı yapılırsa bu saldırı İran’ın nükleer programını bozarak İran’ı birkaç yıl geriye atabilir, ancak İran’ın nükleer başarısını tamamen ortadan kaldırmaz. İran, muhtemelen böyle bir saldırı sonrasında yeni tesislerde faaliyete devam edecektir. Ayrıca, gelecekte egemenliği ve istikrarına tehdit edecek herhangi bir askeri saldırıyı karşılamak amacı ile yapacağı nükleer faaliyetler, uluslararası kamuoyunda meşruiyet kazanmış olacaktır. İran ile 5+1 (Amerika Birleşik Devletleri, Çin, Fransa, Rusya, İngiltere ve Almanya) arasında varılacak anlaşmada, on yıllık bir taahhüt süresi koşulunun bulunması ön görülmektedir. Bu süre, İsrail saldırısı durumunda İran’ın programını yeniden başlatabilmesi için gerekli olacak süreden çok daha uzundur.
  • Anlaşmanın imzalanmasının ardından İran’a karşı düzenlenen askeri saldırı, İsrail’in 5+1 ve diğer uluslararası camia üyeleri ile arasında sıkıntı yaratacaktır. Bu durum, 5+1 üyesi devletler ile olan ikili ilişkiler ve işbirliği ve ilgili istihbarat servisleri ile istihbarat paylaşımlarına zarar verebilir. Buna ek olarak ülkeler İsrail’i eylemlerinden dolayı “cezalandırmak” için BM Genel Kurulu veya Güvenlik Konseyi kararı şeklinde bazı yollar ile İsrail’in davranışlarını kınamaya çalışabilir ve Yahudi devletine karşı operasyonel önlemler talep edebilir.
  • İsrail’e yapılacak olan bir saldırı, muhtemelen İran’a baskı uygulamak için çok etkili bir mekanizma olan İsrail’in bugüne kadar güçlendirmeye çalıştığı uluslararası ambargo sisteminin çökmesine neden olacaktır.
  • İsrail ile ılımlı Arap ülkeleri arasında ortak bir amaç edinilen nükleer güce sahip İran karşıtlığı politikası, bir saldırı sonrasında hemen dağılmayabilir, ancak bu saldırı İsrail ile Arap devletlerinin bu konudaki koordinasyonunu ve işbirliğini kötü yönde etkileyecektir.
  • Son olarak, gerçekleşecek olan herhangi bir İsrail saldırısı İsrail’e karşı doğrudan bir İran askeri tepkisinin yanı sıra, İran’ın bölgedeki temsilci güçlerinin, (Hizbullah Güney Lübnan’dan ve halen savaş içinde olan Suriye’den) ve Hamas’ın (Gazze’den ve belki de Batı Şeria’dan) İsrail’e ve İsrail`in yurtdışındaki hedeflerine doğru yönelmeleriyle sonuçlanacaktır.

İran ile yapılacak anlaşma sonrasında, İsrail`in vereceği yanıtın sert olacağı beklenmektedir. İsrail`in bu doğrultuda yapacağı birkaç iş var: Anlaşmaya karşı uluslararası kamuoyunda sert eleştirilerde bulunmak, ABD kongresi ve diğer yetkili mercilerle anlaşma ile mücadelenin devamı konusunda söz almak, uluslararası topluma ambargo uygulamaya devam edilmesi yönünde çağrı yapmak, ve bu konuda ılımlı Arap rejimleriyle eşzamanlı olarak kamusal mesajlaşmalarda bulunmak.

İsrail`in alacağı diplomatik önlemler, İran’ın nükleer alanda yürüttüğü faaliyetlerin ve bu ülkenin bölgesel çatışmalarda oynadığı rolün istihbarat tarafından denetlenmesi yoluyla gerçekleşecektir. Bununla birlikte İran`a karşı bir askeri saldırı yapılmadan önce böyle bir kararın sonuçları dikkate alınmalıdır. Ancak etraflı bir şekilde düşünüldüğünde şimdilik bu seçenek çok makul bir seçenek gibi görülmemektedir.” (Bakınız: Does Israel have a military option vs. Iran nuclear program?)

Yazar: Emir Şahin- Tebriz Araştırmaları Enstitüsü Uzmanı

Geçmiş Bölümler:

I. Bölüm: Brookings Enstitüsü Uzmanları Gözünden İran’ın Ortadoğu Aktörlüğü (I.Bölüm: Suzanne Maloney)

II. Bölüm: Brookings Enstitüsü Uzmanları Gözünden İran’ın Ortadoğu Aktörlüğü (II.Bölüm: Richard Nephew)

III. Bölüm: Brookings Enstitüsü Uzmanları Gözünden İran’ın Ortadoğu Aktörlüğü (III.Bölüm: Vali Nasr)

IV. Bölüm: Brookings Enstitüsü Uzmanları Gözünden İran’ın Ortadoğu Aktörlüğü (IV. Bölüm: Bruce Riedel)

….

Anahtar kelimeler: